Kaydet
a- | +A

Hayatımda bu kadar kötü bir film daha izlediğimi hatırlamıyorum. Nasıl kötü, anlatması bile güç. Büyük bir hevesle gidip sinema koltuğuna gömülmüş ve beni hayattan kopartacak müthiş bir film seyretmeye hazırlanmışken bula bula bir deli saçması buldum. Üstelik bir de Oscar ödülü var. Sanat yönetmenliği dalında Allah''tan ödül. Efendim, film, bundan iki yüz yıl önceki New York''ta başlıyor. Pozitif bilimlere inanan, adaletsizliğe karşı alerjisi olan bir idealist polis memurunu tanıyoruz önce. Gördüğü haksızlıklara gösterdiği tepkiye kızan üstleri tarafından iki gün uzaklıktaki bir kasabaya sürülüyor. Burada birbiri ardı sıra işlenen cinayetleri çözmesi isteniyor. Tabii bunlar sıradan cinayetler değil. Kurbanlar bir hayalet tarafından kafaları vücutlarından ayrılmak suretiyle öldürülüyorlar. Buyurun bakalım. Ve bütün film boyunca aklı başında tek bir kareye bile rastlayamıyorsunuz. Tipik bazı malzemeler kullanılmış sıklıkla. Durmadan ceset görüyorsunuz. Zaten filmin sloganı "kafalar yuvarlanacak." Devamlı mezarlık sahneleri izliyorsunuz, haçlar gözünüze sokuluyor adeta. Üstelik korkmuyorsunuz da. Korkudan çok içinizin sıkıldığını hissediyorsunuz.

Bütün bunlar İslam dininde asla söz konusu edilmeyen saplantılar. Müslümanlıkta hayaletlere, konuşan ölülere, kafatasını arayan korkunç derecede iğrenç cesetlere rastlamazsınız. Eleştirdiğimden değil ama çok da hoş gelmiyor bu tip eğilimler bana doğrusu. Son dönemde ne hikmetse Hollywood bu mezarlık edebiyatına merak sardı. Hatırlayacaksınız, Altıncı His denen saçmalık da aynı bu yapıda bir filmdi. Üstelik o da pek çok dalda Oscar''a aday gösterilmişti. Neyse sözü uzatmayayım. Sizlere şiddetle kendinizi bu Hayalet Süvari denen filmden korumanızı öneririm. Değil gidip seyretmek oynatıldığı sinema salonunun önünden bile geçmeyin bence. Sinema bir zevktir. Her ne kadar bir sanat dalı olarak kabul görmüyorsa da insanlara çok şey verebilen bir sektördür. Sık sık tiyatro ile sinema mukayese edilir. Halbuki bu, elma ile armudu toplamak gibi bir yanlış hesaptır. Ancak hızlanan yaşam koşulları ve alışık olduğumuz hayat standartları göz önünde bulundurulursa, ortaya sinema filmlerini tüketmenin daha kolay olduğu gerçeği çıkar. Zaten sinemanın engelli küçük kardeşi konumundaki televizyonun bu denli çok izleyici bulması bu sebebe dayanır. Bu karmaşanın içinde sürüklenip giderken üşenmeyip kendinizi bir tiyatro salonuna atıyorsanız orada mutlaka muhteşem bir gösteri izlemelisiniz. Oyunculuk, reji, sahne ve dekor tasarımları ve kostüm-makyaj ikilisinden tutun da ışığa kadar her türlü detayın sizi mutlu etmesi gerekir. Yoksa gece vakti, yorgun argın tiyatroya gidip hayal kırıklığına uğramayı kimse istemez. Sonra kendinizi, size biraz önce yakındığım filmden çıkarkenki bana benzetmiş olursunuz. Henüz haftanın başında sayılırız. Bu hafta kendinize bir iyilik yapın ve spastik magazin programlarını izlemek yerine sanata kulak verin. Böylece hiçbir anlamı olmadığını zannettiğiniz yaşamınızın önemli anlamları olduğunu keşfedeceksiniz. Sanatın görevi insanlara bu gerçeği hatırlatmaktır çünkü.

SÖZÜN ÖZÜ Yetişkin her insanın içinde oynamak isteyen bir çocuk vardır.

LEVHA Hata yapmayan insan hiçbir şey yapamaz.