İdeal erkek ne demek?Ya da ideal erkeğin ideal insandan bir farkı mı olmalı?
Bu iki soru birbiriyle örtüşüyor. Aslında bütün meselesi kadın erkek ilişkileri olan bir tip değilim ben. Bu soruyu sorma fikri aklıma Milan-Galatasaray maçını seyrederken geldi.
Futbolla ilgilenir misiniz ya da ne kadar ilgilenirsiniz orasını bilemem. Ama herhalde en azından milli maç kıvamında olanları takip ediyorsunuzdur. Çarşamba gecesi Ali Sami Yen''de oynanan o çok önemli maçtan da haberiniz vardır.
Çok önemliydi çünkü bir dünya devi olan İtalyan Milan takımının karşısına çıkmak bile psikolojik olarak kaygılandırıcı bir durum. Üstelik maçın son iki üç dakikasına girildiğinde görünen tablo yenilgiydi. Maç boyunca mümkün olduğu kadar Fatih Terim''i izledim.
Doğal olarak son derecede gergindi. Saçlarının büyük bir kısmını Galatasaray uğruna döktüğü ilk bakışta görülüyordu. Takımın son birkaç maçta çizdiği dalgalı grafik belli ki onu ürkütüyordu. Ve bana sanki biraz kırgın gibi geldi. Yıllardır tanıdığım kadarıyla göz bebeklerinde pek görülmeyecek bir ifade vardı. Hatta Milan''dan iki gol yedikten sonra, bir ara gülmeye başladı. İçinde en ufak bir neşe bulunmayan, tehditkar, bezgin bir gülümsemeydi.
Kendimden biliyorum. O şekilde gülümsediğim zaman tehlikeli olurum.
İşte Fatih hoca da aynen öyle görünüyordu.
Sanırım aklından Hıncal Uluç ve onun gibi Terim''in ne yaparsa yapsın memnun edemediği insanlar geçiyordu. Çünkü bu insanlar yıllardır Fatih''i alaşağı etmek için fırsat kolluyorlar. Diğer yanda da hayatın acı bir oyunu, maçı anlatan Doğan Yıldız''ın yanında oturan ve değerli (!) fikirleriyle yorum katan Tanju Çolak...
Sonuçta Fatih Terim de bir zamanlar futbolcuydu. Galatasaray''ın kaptanıydı. Tanju için çok şey söylenebilir ama çok özel bir futbolcu olduğu konusunda hakkı teslim edilmelidir.
Gün olup devran dönmüş ve birisi yeşil sahada takımının yanına, diğeri televizyonun yorumcu koltuğuna oturmuş. Belki kötü niyetli bir insan olmakla suçlayacaksınız beni ama ben Tanju''nun, Terim hocanın çok başarılı olmasını isteyeceğini sanmıyorum. Zaten ilk dakikalardan itibaren hocanın maçı iyi okuduğundan şüphe ettiğini, neden Tugay''ı almadığını anlayamadığını söyleyip durdu.
İşte kenarda durmuş, takımının iki gol yiyişini ve sahada dağılışını izlerken sanırım bütün bu negatif elektrik Fatih Terim''in üzerindeydi. Ve bir ara ümidini kaybetti. Hepimiz ettik.
Sonra birden her şey tersine döndü ve iyi olanın mutlaka sonuçta kazandığı mesajını veren Amerikan filmlerindeki gibi skor değişti. Hakan Şükür kendisine geldi ve Galatasaray Milan''ı devirdi.
Maçtan sonra Fatih''in Hakan''a koştuğunu ve ona sarıldığını gördüm.
Ve daha sonra ikisiyle birlikte yapılan röportajı izledim. Uyduruyor da olabilirim ama Hakan''ı hocasından uzak durmak istiyormuş gibi algıladım. Sanki aralarında kimsenin bilmediği ve Hakan''ın haklı olduğu bir sıkıntı varmış gibi geldi.
Eğer bu doğrusya üzücü.
Neyse dönelim yazının başında söz ettiğimiz ideal erkek meselesine...
Maç yazısına dönen bu köşede aradaki bağlantıyı merak ettiğinizi biliyorum. Zamanında ailece görüştüğümüz ve hanımıyla çocuklarına ne denli düşkün olduğunu bütün ülkenin gayet iyi bildiği Fatih Terim, eğer öyle bir şey varsa "ideal erkek" şablonuna oturan belki de tek örnek bana göre.
Hanımı Fulya Terim''in sevildiğini hisseden bir kadın olduğuna inanıyorum. Ve Terim ailesine bir ömür boyu mutluluklar diliyorum. Allah nazardan korusun.
Bütün bunların bizimle ilgisiyse şu.
Eğer bir tane bile doğru örnek varsa hâlâ denemeye değer demektir...

