Kaydet
a- | +A

Bu yaşıma kadar ülkem adına şahit olduğum en gurur verici olay hiç kuşku yok ki AGİT zirvesiydi. Toplamda Türk ve Türkiye tarihine baktığınızda bir çok başarıyı görürsünüz. Tarih boyunca askeri anlamda, koskoca bir imparatorluğu yönetmek anlamında, adaletli davranmak anlamında vs. gurur verici sayısız şanlı sayfaya rastlarsınız. Üstelik Bizans''ta, Mısır''da ve diğerlerinde yaşanan saray entrikalarıyla bizim tarihimizde bu denli karşılaşmazsınız. Kurtuluş savaşı ise zaten başlı başına bir zafer öyküsüdür ve dinleyeni derin duygulara sevk eder. Bütün bunlar düşünüldüğünde Türk olarak doğmak ve genç Türkiye''nin bir bireyi olmak hep sevindiricidir. Ama şöyle de bir gerçek vardır ki bunların hiçbirisine kendi gözlerimizle şahit olamamışızdır. Hep tarih okurken karşımıza çıkmıştır. İşte AGİT zirvesinin bize kazandırdığı bu olmuştur. Benim yaş grubumda ve daha genç olanların yaşayarak bir sevinci paylaşması mümkün kılınmıştır. Bu denli zor bir dönemden geçerken, bir yandan deprem felaketi ve onun getirdiği artçı felaketleri taşırken, bir yandan ekonomide açılan yarayı sarmaya çalışırken böylesine bir başarıya imza atmak ne tesadüftü ki yine Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ikilisine nasip olmuştur. Bu iki isim yıllardır kâh ortak kâh rakip olarak karşı karşıya gelmiştir. Kendimi bildim bileli bu ülkenin yönetiminde ya birisi ya öbürü ya da ikisi birden yer almıştır. Aradan geçen bunca yıldan ve paylaşılanlardan sonra ben artık bu iki siyaset duayenini birbirinden ayrı düşünemiyorum. Hiç şüphe yok ki Türkiye tarihinde çok derin izler bırakmış insanlardır onlar. Başka siyasetçilere bu kadar uzun süre siyaset sahnesinde kalmak nasip olur mu o da bilinmez. Sonuçta zor elde edilecek bir konuma oturmuşlardır ve bunun bedelini de ödemişlerdir. Bunca yılda yaptıkları tartışılabilir ama her ne yapmış olurlarsa olsunlar imza attıkları son zirve ikisini de altın isimler haline getirmiştir. Tabii burada emeği geçen herkesi tebrik etmek gerekir. Pekiyi neydi bu kadar önemli olan. Birincisi ve belki de en önemlisi dünya liderlerine Türkiye''yi göstermekti. Burada kullandığım "göstermek" kelimesi mecazi anlamda değil. Yıllardır kitaplarda okudukları rakı, şiş kebap ve kanlı savaşların dışında nasıl bir Türkiye olduğunu kendi gözleriyle görmeleri gerekiyordu. Anlatılanlarla idare etmek yerine kendilerine ait fikir edinmeleri şarttı. Ve bahse girerim, zannettikleri Türkiye ile olduğunu gördükleri ülke arasında dağlar kadar fark vardır. İkincisi tanıtım meselesiydi. Turizm Bakanı''nın da söylediği gibi sahip olduğumuz her şeyi gözden çıkartsaydık bile bu kapsamda bir tanıtım yapamazdık. Turizm geliri dışında yanlış anlaşılmaktan da kurtulmuş olduk bir manada. Diğer faydaları hepinizin bildiği petrol boru hattı anlaşması, Amerikan yardımı gibi konular. Borsanın yükselişini bile zirveye borçluyuz. Bunun önemli olmadığını zannetmeyin. Neredeyse uykuya yatmış olan ekonominin bir an önce toparlanması ve paranın dönmeye başlaması gerekiyor. Yoksa bırakın küçük esnafı, büyük holdingler bile ciddi anlamda sıkıntıya girecekler. Uzun sözün kısası bu zirve tam anlamıyla bir zirve olmuştur ve altında da yine çok alışık olduğumuz iki imza vardır. Demirel ve Ecevit.

SÖZÜN ÖZÜ Bir başçı, bin işçi.

LEVHA Keskin sirke küpüne zarar verir.