Kaydet
a- | +A

Yazı yazmak bir tür törendir. Boş sayfayla hevesli kalem buluştuğunda ortaya çıkacak sonuç hâlâ bir sırdır. Kalemi parmaklarının arasında tutmakta olan yazar bazen onu kendi heyecan, hırs ve intikamları için kullanmayı düşünse de bunu bir türlü beceremez. Çünkü kalemin bir namusu vardır. O, tarafsız olmak zorundadır. Kızgınlıklarını bile merhamet ve şefkatle biçimlendirmek ve sonra harekete geçmek onun namusudur. Aynı olayı her taraftarın farklı anlatabileceğinin bilincinde, oyunu sevgiden yana kullanmak kararındadır.

İnsanların dünyasında sık sık yaşanan haksızlıklar onu rahatsız eder. Ama dünyanın kurulduğu günden bu güne haksızlıklar bitmediğine göre bunun bir denge aracı olduğunun bilincine varmıştır artık. Aşık Veysel''in "koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa" dizeleri hayatın bu sırrını deşifre etmektedir ona göre.

Bunca kötülüğün içinde, iyi insanların bile bir tür tuzak olabileceğini öğretmiştir geçen yıllar. İyi insanları sevmek, onlara bağlanmak ve güvenmek kolaydır çünkü. Şüphe etmezsiniz. Çölün ortasında vaha bulmuş gibi dört elle sarılırsınız. Onların peşinden gitmek ve ne derlerse yapmak bir tür onur meselesi olur.

Halbuki çark herkes için dönmektedir. Hayat şartları herkesi etkilemekte ve yönlendirmektedir. Ve insan sevdiği birisi tarafından hayal kırıklığına uğratılınca iki misli yıkılır. Sevmediğinizden bir şey beklemezken sevdiğinizden çok şey beklersiniz. Sevmediğiniz hoş bir şey yapsa bile sevinmezsiniz. Ama sevdiğiniz gözünüzün içine şöyle bir baksa dünyalar sizin olur adeta.

Bu durumda sevmek bir risktir. Çünkü sevilenin sizi sevmeme hakkı saklıdır. Ya da başta sevse bile sonradan vazgeçebilir. Kimse de onu bunun için suçlayamaz. O, bunu yaptığı için ancak şu şekilde suçlanabilir. Eğer size "Sen benim bir tanemsin. Sensiz yaşayamaz ölürüm, beni terk edersen seni de yaşatmam" gibi sözler söylediyse ve buna inanmanız için elinden geleni yaptıysa sonra da ansızın ipe sapa gelmez bahaneler öne sürüp ortadan kaybolduysa... Tabii kimse böyle bir muameleyi hak etmez. Ve böylesi bir yıkımı kaldırmak kolay iş değildir. Ama yine de bu tip bitişlere her zaman rastlanabiliyor. İnsanoğlu çiğ süt emmiş bir kere. Ne olursa olsun "önce ben" deme dürtüsü insanın içinden geliyor. Önemli birisi olabilmek herkesin kendisine saygı duyulmasını sağlamak bir çeşit yaşam biçimi haline geliyor. Bu hırsa bulaştıktan sonra geri dönmek ya da sevgi uğruna bunlardan vazgeçmek herkesin harcı değildir.

Halbuki aslolan sevgidir.Bu gerçek bu denli net bir biçimde ortadayken nasıl oluyor da gözden kaçıyor anlayamıyorum. Düşünün, ömrünüz boyunca önemli bir insan olarak yaşasanız, paranızın sayısını bilmeseniz, katınız, yatınız, uçağınız, atınız, kısacası her şeyiniz olsa; yine de kendinizi kötü hissettiğinizde yaslanacak bir omuz aramaz mısınız? Sevdiğinizin gözlerinizin içine bakıp "her şey düzelecek" demesini istemez misiniz?

Yıllar geçip de doktorlar yediğinize, içtiğinize her şeyinize karışmaya başladığında pişman olsanız neye yarar? Bana göre önemli insan kendisiyle barışık olmayı başarabilmiş, sevginin kıymetini algılayabilmiş insandır. Yoksa istediğiniz kadar meşgul olun, gece olup herkes evine çekildiğinde iyot gazı gibi açıkta kalmaya mahkum olursunuz. Bu, bir ölümlünün başına gelebilecek belki de en kötü cezadır.

Bazı şeyleri anlamak için zamana ihtiyaç duyulur. Her doğruyu, her insan aynı anda anlayacak diye bir kural olmadığına göre, anlayamayanları da hoş görmek gerekir.

Kişi sevdiği ile beraber olacağına göre doğru kişiyi bulmak ve seçmek zor bir sınavdır. Eğer yanlışlıkla hak etmeyen birisine derin duygular beslediyseniz yandınız demektir. Tek çare, bir an önce yanlışın farkına varıp, zor da olsa vazgeçmektir. Çünkü olumsuzlukta ısrarcı olmak akıldan uzak bir yola sapmaktır.

İşte bu yüzden her iyi insan aynı zamanda doğru insan demek değildir. Doğruluk izafi bir kavramdır ve kişiden kişiye değişir. Bu anlamda doğru insan, sizi seven, sizi mutlu etmeye çalışan insan demektir. Sizi hiçe sayanlarsa ne kadar iyi olurlarsa olsunlar yanlıştır.

Sözün Özü Talihsizlik insana hakiki dostlarını gösterir.

LEVHA Mutluluk atlattığımız felaketlerden oluşur.