Kaydet
a- | +A

Arabanın benzini bittiğinde, markası ve modeli ne olursa olsun yolun ortasında durur, biliyorsunuz. İstediği kadar pahalı, saygın, donanımlı ve güvenilir olsun kıpırdatamazsınız. Aynı durum insanlar için de geçerli. Ne kadar kendinizi geliştirmeye çalısanız da, gün geliyor, dış etkenler nedeniyle gücünüzün tükendiğini, çaresizleştiğinizi hissediyorsunuz. Böyle zamanlarda enerjiyi nereden bulacağınızı, hayata yeniden nasıl bağlanacağınızı şaşırıyorsunuz. Dünya imtihan yeri. Bunu hepimiz biliyoruz. Ve yine biliyoruz ki hangi konunun imtihanında takılıyorsak, başarılı oluncaya kadar hep aynı problemle karşılaşmak zorundayız. Bu "zorunda olmak" başka bir çıkmaz. Şımarıklıktan mı, karmaşık psikolojik durumdan mı bilmiyorum ama herhangi bir şeyi yapmak zorunda olmak bana son derece itici geliyor. Mecburiyetler nefse uygun değil belki de. Sadece kendisini seven ve beğenen nefs, bunun aksine bir yaptırımla karşılaşınca saldırganlaşıyor. Ama ne yazık ki bize zarar vermek için çırpınıp durduğunu bildiğimiz nefsimizle de bir ömür boyu birlikte yaşamak zorundayız. İşte size yeni bir zorunluluk daha. Kimsenin hayatı toz pembe değil. Uzaktan özenerek baktığımız ve "vay be, her şeyi var, kimbilir ne kadar mutludur" dediğimiz kişilerin de pek çok dertle uğraştığından eminim. "Büyük başın derdi büyük olur" sözüyle doğru orantılı olarak hem de. Mutluluğun sıkıştırılmış sevinç olduğunun bilincinde, huzurun peşindeyiz. Aklımızca huzur sağlamak için gerekli bütün malzemeyi bir araya getiriyoruz. Ama eğer kısmet değilse olmuyor. Hani, un var, şeker var fakat helva yok misalindeki gibi. İnsan nereye giderse gitsin kendisini de beraberinde götürdüğü için kaçacak delik bulamıyor. Deşarj olmak niyetiyle sağa sola ve başkalarına saldırması bittiğinde bu sefer kimseyi bulamayıp kendiyle didişmeye başlıyor. Ve işte bunun sonu yok. Bir defa kendinizi sevmemeye başlarsanız yandınız demektir. Bunu, insanları kendinizden koruma saplantısı takip edecektir. Peki bu mutsuzluk mudur? Evet. Hem de tek kelimeyle. Bu, öğretilmeye çalışılan tevazuun bir yan etkisidir aynı zamanda. Bir megalomanın asla karşılaşmayacağı bir sıkıntıdır. Ve bir çelişkiyi beraberinde getirir. "Ben mi beni sevmeyeyim, başkaları mı beni sevmesin?" Sizce hangisi?

SÖZÜN ÖZÜ Ölçülebilir değerler gerçeğe vardırıcı araçlardır.

LEVHA Bakan görür, dinleyen işitir, kendince.