Mayıs ayı ciddi. Bu sefer hava gerçekten ısınmaya başladı galiba. Aklıma geçen yaz bizi mahveden sıcaklar gelince içim sıkılıyor. Ama kışın kasvetli görüntüsünden kurtulmak hediye çeki gibi bir şey yine de. Havadan sudan yazdığımı düşünmeyin sakın. Benim işim insanların moral durumlarını didiklemek. Ve inanın havanın üzerimizdeki etkisi çok fazla.
Moral deyince gözümün önüne hep Süleyman Demirel''in gülümseyen yüzü geliyor. Şurada görevi yeni sahibine teslim etmesine birkaç gün kaldı. Ama yüzünde en ufak bir kırgınlık ya da keder ifadesi yok. Hakikaten güçlü bir yapıya sahip sayın Demirel. Kim olsa koskoca Cumhurbaşkanlığı makamını devrederken biraz burulurdu. Ama baba, kendisine bunca senedir neden "baba" dendiğinin dersini verircesine gülücükler dağıtıyor. Üstelik bunlar geçiştiren gülümsemeler değil. Aynı zamanda gözlerinin içi de gülüyor. Bu görüntülere bakınca sayın Demirel''in yakın zamanda yepyeni projelerle ortaya çıkacağını hissediyor insan. Kolay değil, bütün ömrünü mücadele ederek geçirmiş bir kişinin evine çekilmesi. Zaten bazı kostümler bazı insanlara hiç yakışmaz. Emeklilik kostümü de babaya dar geliyor gibi. Kısa vadede siyaset sahnesi renklenecek sanki. Gerçi Türkiye renklilik konusunda hiç yokluk çekmedi tarihinde. Yine de duayenlerin imzalarına şahitlik etmek hoşuma gidiyor. Günlerin kime neler getireceği hep sır. Zaten yaşamı eğlenceli kılan da bu muamma. Beklentiler, özlemler, hayaller hiç bitmiyor. Zirveye ulaştıktan sonra bile hayalini kuracak bir şeyler buluyor insan. İşte sayın Demirel'' i örnek olarak göstermekteki amacım bu. Eğer hayalleri tükenmiş olsaydı şimdi sıkıntı çekerdi. Ama hep daha ileriye bakmak gibi bir alışkanlığı var ve onu böylesine güçlü yapan özellik böyle vücut buluyor. Sızlanıp durmak ve geçmişi sorgulayarak kendini yiyip bitirmek kimseye yarar sağlamıyor. Görevi devredeceği için sevinenler varsa bile sevinçleri kursaklarında kalıyor. Tıpkı Musevi fıkrasında olduğu gibi. Bir türlü uyuyamayan ve bunalmış vaziyette evde voltalar atan Mişon sonunda dayanamayıp telefona sarılır. Gecenin ilerlemiş bir saati olmasına aldırmaksızın numaraları çevirir. Karşısına uykulu sesiyle Moiz çıkar. Sözü hiç uzatmayan Mişon konuya giriverir. "Moiz, hani sana borcum olan şu yüklü miktardaki para var ya" der. Uyanma gayreti içindeki arkadaşı homurdanır "evet?"
"İşte ben onu ödeyemiyorum!" Ve telefonu kapatır, derin bir soluk alır, rahatlamış bir yüz ifadesiyle yatağına girer. Uykuya dalmadan önce karısına "şimdi o düşünsün" der. Mişon''un taktiği ne derecede etkili olur bilinmez ama başkalarının düşmesini bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaları benim keyfimi yerine getirir. Dimdik ayakta durup gülümseyen Demirel portresi o yüzden neşelenmeme yol açıyor. O yaşta ve o makamlarda bulunmuş, bunca badire atlatmış bir insan bile yarınlara umutla bakabiliyorsa, bizlerin bundan ders alması gerekir. Hava Demirel için de, yaz aylarını sevenler için de çok güzel. İnşallah Pazar günü de öyle olur ve annesine sevgiyle sarılan bütün evlatlar bunun mutluluğuna varır. Hediye faslı için kendinizi üzmeyin. Unutmayın ki sizlerin varlığı anneler için başlı başına hediye. Bütün annelerin bu güzel gününü şimdiden kutluyorum.
Sözün Özü Özlenen her şey güzeldir.
L E V H A Mutluluk sağlıklı olmaktır.

