Kaydet
a- | +A

Mutluluk nedir?Bence sıkıştırılmış sevinç duygusudur. Hani bir olay karşısında heyecanlanır, kabınıza sığamaz olur, yükselen adrenaliniz sebebiyle bir hoş hissedersiniz ya, işte öyle.

Sevdiğiniz kişi size bir hediye aldığında, özlediğiniz birisine kavuştuğunuz anda ya da bir korkunuz boş çıktığında duyduğunuz ferahlamada bunu ayrımsarsınız.

Ama dikkat ederseniz bunlar hep kısa zaman dilimlerinde tadılan yoğunlaştırılmış duygu karışımları. O kavuşma anında hissettiğiniz, geçici olmak zorunda. Dakikalar ilerledikçe bu duygu şekil değiştirip huzura dönüşecektir.

Meseleye bu açıdan baktığınızda ömür boyu sürekli mutlu olmak gibi bir ihtimalin bulunmadığını görüyoruz. Hayat, birçok detaydan oluşmuş bir bütün. Bu bütünün içinde iş var, aile, sağlık, maddi zorunluluklar ve aşk var. Bunlardan bir kısmı yolunda gitse bile birinden birinde mutlaka aksama olacaktır. Bu durumda toplamda sürekli aynı ahengi yakalama ihtimali de yok olacaktır.

Sürekli sevinç duyarak yaşayamayız. Eğer bu mümkün olsaydı bile herhalde bir süre sonra sevinmekten de sıkılırdık. İnsanoğlu hep kendisinde olmayanın peşine düşmek eğiliminde. Eksik olan bir anlamda doğru orantılı olarak kıymetli olan şeklinde algılanılıyor.

Yani hep eksik bir şeyler olacak ve parlak renklerle bezemeye çalıştığımız mutluluk tablomuz bir sebeple zedelenecek. Bu yüzden hayattan fazla bir şey beklememek daha akıllıca bir tutum sanırım. Çünkü beklemezseniz gerçekleşmediğinde üzülmezsiniz. Bu, duran saatin günde iki defa doğru zamanı göstermesi gibi bir durum. Ya da fazla yetenekli olmayan aktörlerin hiçbir şey yapmadan durmaları gibi. Hiçbir şey yapmadıkları için iyi oynamış sayılabilirler.

Kısacası sıfıra sıfır, elde var sıfır.

Sakınan göze çöp dokunur misali gibi mutluluk da uğrunda çaba sarfettikçe yaralanıyor. Ufuk çizgisine yerleşik bir yerlerde, siz yaklaştıkça o uzaklaşıyor. Hiçbir zaman tam anlamıyla elinize almanız ve sahiplenmeniz olası değil. Ancak şanslıysanız çok kısacık zamanlarda aniden karşınıza çıkabilir ve size sürpriz yapabilir. Ama uzaklarda yaşamak zorunda olan sevgili misali sonunda sizi öylece terk edip gidecektir. Siz de elinizde kalan anılarla yetinerek insana bahşedilmiş en büyük nimetlerden birisi olan hafıza gücünüze sığınırsınız. Çünkü bir kişiden her şeyini alabilirsiniz ama bilgi birikimini ve hatıralarını asla.

Duygusal servetimizi huzur hesabına yatırırsak belki ileride toplanır ve evlatlarımız ya da torunlarımız şeklinde bize geri dönebilir. Doğduğumuz, büyüdüğümüz, çoğaldığımız ve yaşlanıp öldüğümüz bu maceranın adı hayat değil mi nihayetinde?