Hayat bazen ne kadar boş gelebiliyor insana. Bir gün önce her şey yolundayken bir gün sonra bütün emekleriniz yerle bir olabiliyor. Hani iskambil kağıtlarından ev yapardık küçükken ve en ufak bir titreşimde yıkılıverirdi. O yıkımı gördüğümüzde önce kızardık sonra yeni bir hırsla yeniden yapmaya başlardık. Bu böyle sürer giderdi. Kurulan ve yıkılan kağıttan evlerle farkında olmadan hayatın ilk dersini alırdık. Sürekli bir şeyleri inşa etmek, her hayal kırıklığından sonra yeniden hayata dört elle sarılmak ve ümit etmek... Yeniden, yeniden. Ta ki artık gücümüz tükenene kadar. Bu kadar uğraşı verdikten sonra bir gün insan öyle bir noktaya geliyor ki son gözyaşı da akmış oluyor. Artık ağlayacak, çırpınacak, mücadele edecek gücü kalmıyor. Şişen ve batan göz kapakları içten içe kalp sızısını arttırıyor. Beynin içinde hep aynı ses çınlayıp duruyor. "Bu kaçıncı?", "Kaç kere daha?", "Nereye kadar?" ve en çarpıcı soru sonda geliyor. "Neden?" Evet "Neden?" Galiba insanlığın karşısındaki en basit ve en derin soru bu. Bu soruyu her şey için sorabilirsiniz. Dünya neden böyle, insanlar neden kavga edip duruyor, ben neden bir türlü huzur bulamıyorum vs. vs. Bütün bu soruların cevabı hem yok hem de çok. Çokluğu basit. Yüzlerce maddeden oluşan listeler hazırlayabilirsiniz. Ama aslında bilirsiniz ki hiçbirisi dişe dokunur sebepler değildir. Olmuştur çünkü olması gerekiyordur. Çaresiz boyun bükersiniz. Sessizliğinizin diğer adı sabırdır. Sessiz kalmasanız da söyleyebileceğiniz fazla söz yoktur zaten. Kelimelere, düzgün cümlelere ve doğru tonlamalara çok inanmama rağmen biliyorum ki çoğu zaman susmak daha olumlu sonuçlar getirir. Bazı durumları düzeltecek kelime yoktur dünya dillerinin hiçbirisinde. Mesela karşılıksız aşka tutulmuşsanız ya da kandırılmış, boşu boşuna oyalanmışsanız birisi tarafından; verecek cevap bulamazsınız. Ne derseniz deyin kalbinizin kırıklığını yeterince izah etmeyecektir sözcükler. O zaman susarsınız. O suskunluk size güç verir. Allah''a sığınırsınız. Çünkü kullar sizi anlayamaz ve teselli edemez. Tek çare zamandır. Geçmesini beklersiniz. Zaman geçer merak etmeyin. Onu durdurabilecek herhangi bir kul gücü yoktur. Ve geçtikçe acınız hafifler. Birazcık izi kalsa bile bir gün gelir geçmişe karışır gider. Ve siz bir kez daha ayağa kalkarsınız. Taa ki bir kez daha düşene kadar ayakta kalırsınız.
Sözün Özü Acımayana acınmaz.
Levha Dünyada mağlup olanlar ahirette galip gelecektir.

