Kaydet
a- | +A

Geçenlerde gazetede okuduğum bir haber beni çok etkiledi. Aynı hayvanat bahçesinde birlikte yaşadığı kız kardeşi gözlerinin önünde acımasızca öldürülen bir kaplan açlık grevine girmiş. Hindistan''ın Haydarabat Hayvanat Bahçesinde geçen hafta işlenen cinayet gerçekten de tüyler ürpertici. Gözü dönmüş katil avcılar hayvanat bahçesinin altı metre yüksekliğindeki duvarından atlayarak içeriye girmişler. Önce on üç aylık kaplan Sakhi''yi uyuşturmuşlar. Sonra da kafesine girip şah damarını kesmişler. Kan kaybından ölen zavallı Sakhi''yi o sırada uzaktan izlemek zorunda kalan Nikhil hiçbir şey yapamamış. Katiller daha sonra hayvanın derisini yüzmüşler ve leşini bir su deposuna atmışlar. On bir dolar değer biçilen deriyi de alarak sırra kadem basmışlar. O gün yaşananlardan sonra Nikhil, bütün çaba ve ısrarlara rağmen ağzına tek lokma yiyecek sürmemiş. Üstelik su içmeyi de reddediyormuş. Gelişmeleri dehşetle izleyen veterinerler çaresiz kalmışlar. Polis soruşturma başlatmış ve saldırganlar için yaklaşık 1.5 milyar lira ödül konmuş. Ama nafile. Birisine sinirlenince "hayvan" deyiveririz. Halbuki bu yanlış bir söylem. Küçümseyerek dökülen bu kelimeyi hayvanlar alemi hiç hak etmiyor. Tam tersine birçok olay karşısında kendilerinden beklenmeyecek kadar duygusal tepkiler veriyorlar. Biraz önce naklettiğim olayda olduğu gibi hayvanlar ailelerine bağlı ve sevecenler. Üstelik de bahsettiğimiz vahşi olduğu söylenen bir kaplan. İnsanlarla hayvanların arasındaki fark bu işte. Hayvanlar sadece aç karınlarını doyurmak amacıyla öldürürler. Bu onların doğaları gereği yaptıkları içgüdüsel bir hayatta kalma biçimidir. Ama hiçbir hayvan yoktur ki zevk için başka canlıları öldürsün, öldürdüğü hayvanı yemeden ortada bıraksın. Zaten öldürmek zevk alınacak bir eylem değildir. Bu, hastalıklı ruhların bilinçsizce yaptıkları bir kötülüktür. Normal ruh sağlığına sahip bir insanın tutup başka bir insanı öldürebileceğini sanmıyorum. Aslında normal insanlar başta verdiğimiz örnekteki gibi hayvanları da öldürmezler.

Sanırım avcılar için bir parantez açmak gerekiyor. Yasaların izin verdiği ölçüde avlanan insanlara bir şey diyemiyoruz tabii. Ama kişisel fikrimi sorarsanız pek olumlu baktığımı söyleyemeyeceğim. Üstelik ne kadar avcı tanıdığım varsa, hepsi de hakiki hayvansever olduklarını söylerler. Konuya duygusal yaklaşma ihtimalim olduğunu bildiğimden uzatmayacağım. Ama tabii avlananların hasta ruhlu olduklarını söylemiyorum. İnsanlardaki para hırsı gün geçtikçe vahim bir hal alıyor. Bir hayvanat bahçesinde, kafesinin arkasında kendi halinde yaşayıp giden bir kaplanı sırf derisi iyi para ediyor diye hunharca katletmenin ne anlamı var? Bu nasıl bir kalptir ki hiç acıma duygusu tanımaz? O sırada olan biteni izlemek mecburiyetinde kalan Nikhil''in daha vahşi olduğunu nasıl ve neye dayanarak iddia edebiliriz? Haberin ortasında yer alan fotoğrafı görmeliydiniz. Zavallı kaplan açlık ve susuzluktan bitkin düşmüş. Gözündeki ışık bile yok olmuş. Öylece uzaklara bakıyor. Ve belli ki intihar ediyor. Böylesi vahşi bir dünyada yaşamak istemediğine karar vermiş gibi görünüyor. Vahşi dediğimiz bu hayvanın açlık dışındaki hiçbir sebepten öldürmediğini bildiğim için utanıyorum. Yani o kaplan değil on bin dolar, bir milyon dolar için bile kimseyi öldürmezdi. Diğer dinleri bilmiyorum ama bizim dinimiz İslamiyet hayvan hakları üzerinde de önemle durur biliyorsunuz. Konuya pek yakın olmayanların atladıkları kurban kesme olayının bile birçok şartı vardır. Hayvana acı çektirmemek, hayvanı bilerek korkutmamak gibi birçok detay açıklığa kavuşturulmuştur. Üstelik kurban bayramında kesilen hayvanlar yenir. Ortada bırakılmaz. Bu bir yardımlaşma ve kaynaşma yoludur. İnsanlar aleminin Nikhil ve benzeri mağdur hayvanlara özür borçlu olduğunu düşünüyorum.

SÖZÜN ÖZÜ Başıboşluk, sersemlerin tatilidir.

LEVHA Yalan ölümlü, doğru ölümsüzdür.