Çok sevdiğim sanatçı Ebru Gündeş''in başına gelenler hepimizi üzdü. Her zaman söylediğim hayatın tuhaflığı işte bu. Ebru Gündeş''in çıkışını gayet iyi hatırlıyorum. O, zamanın tek özel televizyon kanalı İnter Star, ya da o günlerdeki ismiyle Star 1''in yılbaşı gecesi bombasıydı. Uzun süre yılbaşı gecesi tam 24.00''te ekrana inanılmaz bir yıldız çıkartacaklarının reklamını yapmışlardı. Öyle ki herkes bu yıldızın kim olacağını tahmin etmeye çalışıyordu. Rahmetli Zeki Müren hayattaydı. Ama sürprizin o olmadığı kulaktan kulağa yayılmıştı. Ajda Pekkan da değildi. Pekiyi o zaman kim olacaktı? Bir müddet sonra belki de yabancı bir sanatçı olabileceği gündeme geldi. Star 1 yetkilileri ser veriyor sır vermiyorlardı. Günler geçti ve yılbaşı gecesi geldi çattı. Saatler ilerledi, vakit tam gece yarısını gösterdiğinde ekranda o göründü. Kocaman tarlatanlı eteği olan bir tuvalet giymişti. Yaşına hiç uygun olmayan bir kıyafet içinde korkmuş, küçücük bir kız çocuğu görüntüsü çiziyordu. Herkes şaşırdı. Günlerdir merak edilen o büyük yıldız, kimsenin tanımadığı bu genç kız mıydı? Söyleyeceği şarkının introsu bitti ve küçük kız mikrofonu dudaklarına götürdü. Ekranda çıkıp insanların kulaklarına dolan muhteşem bir ses... Bu ikinci bir şoktu. O kadar zayıf bir vücuttan böylesine bir ses çıkması inanılmaz bir şeydi. Ve o gece Türkiye Ebru Gündeş''le tanıştı. Yerli filmlere yakışır ilginç hayat hikayesi, alışık olmadığı sanat dünyasında başına gelen bir iki tatsız olay, ailesiyle ilgili birtakım bilgileri saptırarak vermesi hep gündemde kalmasına sebep oldu. O dönemde çizdiği çizgi pek istikrarlı değildi. Ama herkesin hemfikir olduğu bir detay vardı. O da güçlü sesi. Yıllar geçti. Ebru, camiaya alıştı. Hiçbir yerde yazılı olmayan kuralları öğrendi ve ülkenin sevdiği, başarılı, genç bir sanatçı olarak hızla tırmandığı şöhret basamaklarında kalıcı bir yer edindi. Giyimi, kuşamı, görüntüsü, özel hayatı belli bir istikrara kavuştu. Belki masallardaki kadar mutlu değildi ama zaten öyle kusursuz bir hayata kimse sahip değildi. Albümleri yüksek satış grafiklerine ulaştı, şarkılarına dizi filmler çekildi ve onlar da ciddi ratingler aldı. İş hayatında emin adımlarla ilerliyordu. Ayrıca vefalı bir dost olduğunu yakın arkadaşı Serdar Ortaç''ın zor günlerinde kanıtladı. Kısacası şans yüzüne gülmüştü ve o da muhteşem sesi ve gösterdiği ciddi gayretle elde ettiklerini hak etmişti. Bundan böyle her şey akışında gidecek gibi görünüyordu. Ama hayatta bir saniye sonra ne olacağını bilmek kullara mahsus bir özellik değil işte. Yepyeni albümünü tamamlayıp basına tanıttığı gün bir şeyler ters gitmeyi aklına koymuştu. Yeni şarkısını söyledi. Söylerken başının döndüğünü ima eden bir işaret yaptı. Kimse bir şey anlamamıştı. Birden yere yığılıverdi ve bilincini kaybetti.
Sonrası koşuşturma, hastaneye yetiştirme ve yoğun bakım ünitesinin kapısında endişeli bekleyiş... Ebru''nun başına gelen, her an hepimizin başına gelebilecek bir sağlık problemi. Beyne giden damarlardan birinde oluşan hava kabarcığı ve onun sebep olduğu sonuçlar. Tabii doktorlar aşırı yorgunluk, stres vs. sebepleri de ekliyorlar ama böyle bir şeyin evde otururken olmayacağının da garantisi yok. Bu satırları yazdığım anda Gündeş''in son durumunun ne olduğunu bilmiyorum. Ama içten söylüyorum, çok üzüldüm. O benim bu ülkede gerçekten sevdiğim ve dinlediğim birkaç sanatçıdan birisi. Tanımadığım halde sempati beslediğim ve hep takip ettiğim bir isim. Şimdi ben onun için dua ediyorum. Lütfen siz de edin. Onun için ve onun durumunda olan herkes için. Allah şifa versin sevgili Ebru.
SÖZÜN ÖZÜ Sağ gözden sol göze güven olmaz.
LEVHA Olmaya cihanda saadet, bir nefes sıhhat gibi.

