Kaydet
a- | +A

Pazartesi sabahı biraz huysuz, biraz asık suratlı kalktım yataktan. Bilgisayarın etrafında dolandım, parmaklarım tuşlara değemedi bir türlü. Halbuki ortada farkında olduğum bir sorun yoktu. Vakit geçirmeye çalıştım. Olmuyor. Bir gerginlik var üzerimde, adını koyamıyorum. Derken bayağı zaman geçirmiş olmalıyım ki kapı çaldı ve bir arkadaşım kahve içmek için uğradı. Onun da yüzünde tuhaf bir ifade...

"Haberin var, değil mi?" diye sordu. Neden haberim olacak ki? Televizyon seyretmem. Henüz sokağa çıkmamışım. Gazetelerde özellikle dikkatimi çekecek bir konuyada rastlamamışım. "Yooo" dedim, anlayamayarak. "Biraz önce sana gelmek için İnternational Hospital''ın önünden geçtim" diye anlatmaya başladı. "Kapının önü insan kaynıyordu. Dayanamadım, oradakilerden birisine sordum ne olup bittiğini. Meğerse Kemal Sunal ölmüş, oraya getirmişler." Dinliyorum ama anladığımı sanmıyorum. Bir takım kelimeler çarpıyor kulağıma fakat beynim süzmüyor. Teknik olarak duyduğum Kemal Sunal''ın vefat ettiği.

Kısa bir süre geçiyor. Arkadaşım tepkisizliğime anlam veremiyor, yüzünden okunuyor bu. Ben hâlâ bir tuhafım. Kemal Sunal ölmüş. Birden nasıl olduysa kafam çalışmaya başlıyor. Hangi Kemal Sunal, bizim çok sevdiğimiz, saygı duyduğumuz, Türk halkının bayıldığı, her gün bir kanalda mutlaka filmlerinin gösterildiği aktör Kemal Sunal mı? Olamaz canım, isim benzerliği falandır. O Kemal Sunal neden ölsün ki? Sahi insanlar neden ölürler ki? Ama doğru, her canlı bir gün tadacaktır bu ölüm denen başlangıcı. Zaten isim benzerliği olsa ne diye arkadaşım bu bilgiyi bana flash haber formunda sunsun? Demek yılların koca Kemal Sunal''ı da göçtü, gitti.

Her zaman örnek alınacak bir kişilik sergileyen, tanıdığım en ciddi insanlardan birisi olan Kemal Sunal... İyi bir aktör, iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir öğrenci olan Kemal Sunal. Daha bir kaç yıl önce gayret göstererek üniversite diplomasını alıp hepimizi tembelliğimiz yüzünden utandıran, bununla da yetinmeyip mastırını tamamlayan kişi. Yeni bir filme başladığını gazetelerden okuduğum, en son Propaganda''da izlediğim ama gözümün önünden Hababam Sınıfı''ndaki hali gitmeyen, tanınan, sevilen Kemal Sunal. Elli altı yaşında, filminin çekimine katılmak için uçağına binme sırasında kalp krizi geçirip hayata gözlerini yuman Kemal Sunal. Geride "yalan olduğunu söyleyin" diye yürekler parçalayarak feryat eden annesini, hanımını, iki çocuğunu ve milyonlarca izleyicisini bırakan Kemal Sunal. İnanılır gibi değil. Şu anda ben bu satırları yazarken, onun birkaç sokak ötede ki hastanenin morgunda yatıyor olduğunu bilmek şaka gibi. Bir gün hepimizin başına geleceğini bildiğimiz bir gerçeğin aniden suratımıza çarpılması gibi bir şey. Ve geriye kalan boşluk, sessizlik. Yapılacak bir şey yok. O artık bu dünyadaki işini bitirmiş, rızkını tüketmiş. Dualarla, göz yaşlarıyla uğurlanacak. Ateş düştüğü yeri yakacak. Allah ailesine ve yakınları sabır ihsan etsin. Ölümün güzeli olmaz derler. Katılmıyorum. Olur. Kemal Sunal''ın vedası güzel bir ölüm. Evinden bir yere gitmekte olduğunu bilerek ayrılmış, işini yapmaya hazırlanmanın huzuru

içinde, çekmeden, kimseye muhtaç olmadan gözlerini yumdu. Allah gani gani rahmet eylesin.

SÖZÜN ÖZÜ Bilge olan kendisine sorar.

LEVHA Hayat ciddi, sanat şendir.