Kaydet
a- | +A

Yorgunluk ne kadar tüketici bir duygu. Elinizi bile kaldıracak dermanı bulamamanız kendinize olan güveninizi sarsıyor. "Demek ki" diyorsunuz, "birgün vücudum beni yarı yolda bırakabilir." Doğrudur. Bir gün vücutlarımız bizi yarı yolda bırakabilir. Bir yaştan sonra ciddi bir geri sayımla karşı karşıya kaldığımızda kafamıza iyice dank eden bir gerçek bu. O yüzden bilinçli insanlar tehlike çanları çalmaya başlamadan tedbir almaya gayret ediyorlar. İşin sırrı beslenmede yatıyor. Doğru beslendiğinizde ve vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddelerini tükettiğinizde olası sağlık sorunları azalıyor. Aslında bütün mesele bize emanet edilmiş olan bedenlerimizle iyi geçinmek ve son kullanma tarihine kadar bedenimize iyi bakmak. Gerçi yaşlanma adını verdiğimiz eskimeye yine de mani olamayız ama en azından daha rahat hareket edebiliriz. Beynimin içinde pekçok fikir uçuşuyor şu anda. Hiçbirisinin diğeriyle alakası yok. Fakat serbest dolaşım haklarına engel olamıyorum işte. Bana kalsa kaslarım her türlü harekete ağrıyla karşılık verirken bütün fikirleri sustururdum. Şu anda fikir falan istemiyorum. Sessizlik ve huzur dolu bir uykuya dalmak istiyorum. Rüyaya da gerek yok. Kafam kazan gibi dendiğinde neyin ifade edilmek istendiğini artık daha net anlıyorum. Bir anda gözümün önünde Rusya''nın muhterem (!) yöneticisi Putin beliriyor. Saçma saplantıları yüzünden yüzonsekiz kişiyi hiç acımadan denizin buz gibi derinliklerinde ölüme terkeden Putin! Nasıl bir vicdan böylesine bir cinayete göz yumabilir? Üstelik şimdi ölen askerlerin yakınlarına yapılacak yardım gündemde. Herbir asker ailesine 154 $ verilecekmiş. Eh, artık acılarını bu para ile sararlar!!! Bazen nasıl bir dünyada yaşadığımızı sormaktan yoruluyorum. Düşen Concorde''da ölenlerin ailelerine ikişer buçuk milyon dolar ödenirken asker ailelerine yüzellidört dolar. Biri Rusya diğeri Fransa. Ama insanoğlu nerede doğacağını kendi seçemiyor ki. Birden vizyon değişiyor ve Jardel geliyor sanal görüntüye. Bir maçta beş gol atarak Hakan Şükür''e duyduğumuz sevgiyi unutturmaya çalışan Jardel. Ne ilgisi var diye düşüneceksiniz, biliyorum. Ama ben böyleyim işte. Galatasaray''ın başarılarında çok fazla katkısı olan Şükür''ün alacaklarını tahsil edemeden ülkeden ayrılmasının hemen ardından selefinin beş gol atması sinirime dokundu. İyi ki Galatasaray taraftarı değilim yoksa kafam karışacaktı. Ve Derya Tuna. Onun da hiç ilgisi yok ama dedim ya elimde değil. Beynim demokratik çalışıyor benim. Niye gidip niye döndüğü belli olmayan Tuna topraklarımıza ayak bastı. Artık onların haberlerinden hiç koruyamayacağız kendimizi. Evinde kiminle ne yaptığı adeta ülkenin sorunu haline gelen İbrahim Tatlıses bir açıklama yapıp hepimizi kurtarsa minnettar olacağım. Putin, Jardel, Tuna, Tatlıses. Ve Özyağcılar ve Naşit. İki sevgili dost, iki büyük usta. Bir kez daha haklı çıkmaktan nefret ettiğim iki mutsuz son. Geçen hafta iki dostumuzun da durumlarının iç açıcı olmadığını ve korktuğumu yazmıştım. Korkmakta haklıymışım. Sayın Özyağcılar''la şahsen tanışıklığımın olmaması üzüntüme engel değil. Sevgili Selim Naşit Özcan''a gelince... Hayatımın en zor dönemlerinden birisine tanıklık etmiş, destek vermiş bir abi idi o. Çok şirin, çok yetenekli ve tecrübeli, çok rahatlatıcı bir büyüktü. O da göçüp gitti bu dünyadan. Rolü biten sahneyi terk ediyor. Kalanlar ise şaşkın ve çaresiz.

Başım artık ağrıdan çatlayacak sanki. Ölenlere rahmet, yakınlarına sabır, bizlere ise akıl fikir dilerim.

Sözün Özü Ölüm devre arası gibidir.

Levha Yaşam bir serüvendir.