Kaydet
a- | +A

Hakkı Devrim''i çok seviyorum. Kişisel tanışıklığımız yok. Onu bende sizler gibi ekrandan tanıyorum. Bu biraz ayıp oldu galiba... Hakkı Devrim gibi bir gazeteciyi ekrandan tanıdığını ifade etmek ancak bizimki gibi bir ülkede mümkün olabilir. Burada kullandığım "tanımak" tamamen yüzünü gözünü görmek anlamında kullanıldı elbette. Yoksa kaleminden haberdar olmamak bizim eksikliğimiz olurdu şüphesiz. Kullandığı sıcak üslup ve tedirgin etmeden detaya inen araştırmacılığı etkileyici. Konuğunu konuşturmak, hesapta olmayanları söyletmek gazeteciliğin inceliğidir zaten. Günümüzde her önüne gelen mikrofonu kaptığından bu gibi özellikleri mumla arar olduk.

Bir kaç hafta önce CNN Türk''te yaptığı programda konuğu Çetin Altan idi. İki tane derya gibi insan... Yaşıt oldukları için aralarında izleyeni bayıltan kibarlıklar da yaşanmadı. Şöyle ağız tadıyla izlenecek bir program çıktı ortaya. Gerçi konuştuklarının arasında ne Banu Alkan vardı ne de benzerleri ama yine de eminim ki herkes dikkatle izledi o iki ustayı. Çetin Altan zaten benim gibilerin hayali. Onun gibi yazabilmek için çok şeyden vazgeçebilirdim. Asla sahip olamayacağım bir özelliği ise inanılmaz hafızası. Benim doğuştan gelen eksikliğimdir hatırlayabilme özelliği. Olayların üzerinden bir ay geçsin, silikleşmeye başlar anılar. Üç ay geçtiğinde zaten bende kayıtlar tamamen silinmiştir. O yüzden not almazsam günün birinde anılarımı yazmam falan söz konusu olamaz. Allah''tan notlarımı sıkı sıkı tutuyorum. Sayın Altan ise bundan otuz yıl öncesini sanki dünmüş gibi net anlatımlarla nakledebiliyor. Maşallah deyip dönelim Hakkı Devrim'' e. Kanal D''de çocuklarla bir program yapıyor. Mutlaka denk gelmişsinizdir. Konukları çocuklar olduğunda daha nazik ve daha sevecen oluyor. Onlardan her an gelebilecek şaşırtıcı cevaplara hazırlıklı ama müdahaleci değil. İzlerken bir şeyler öğrenebileceğim kişileri takip etmek beni keyiflendiriyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde insanların ne bildiği ve bunu nasıl ifade ettiği önemli bir kıstas. Yoksa kimse ilk iş olarak boya posa ve skandallara bakmıyor. Eğer öyle olsaydı bugün Amerika''nın en çok izlenen ve en çok kazanan sunucusu Jay Leno olmazdı.

Bizim ülkemizde er ya da geç bir yol ayrımına geliyorsunuz. Ya cıvıklaşıp popüler kalmak ve bu sayede kamyonla para kazanmak ya da köşenize çekilip talihin bir kere daha kapınızı çalmasını beklemek arasında kalıyorsunuz. Bunun üçüncü şıkkı olmuyor.

Şimdi diyeceksiniz ki cıvıklaşmadığı halde çizgisini bozmayanlar da var. Bu durumda size kapalı kapılar arkasında nelerin yaşandığını bilmediğinizi hatırlatmak zorunda kalırım. Hal böyle olduğundan Hakkı Devrim gibi insanların ekrana çıkabilmesini bir şans olarak değerlendiriyorum. Onların değil, bizim şansımız. Onlar da olmasa akşama kadar boş laflar dinlemekten kurtulamayacağız. Geçenlerde okuduğum bir pasaj risklerden söz ediyordu. Sizinle tam bu noktada paylaşabileceğimiz bir liste. Bakın ne diyor: "Gülmek, ''saftır'' denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise ''duygusal görünme'' riskini... Birine yakınlaşmak ''kendini kaptırmak'' riskini taşır. Sevdiğini söylemek ''sevileni yitirme'' riskini... Duygularını açmak ''kendini ortaya koymak'' riskidir. Düşüncelerini söylemek ise ''dokuz köyden kovulma'' riski... Umutlanmak ''hayal kırıklığına uğramak'' riskidir. Sevmek ise ''karşılık görememe'' riski... Ama riskler alınmalıdır çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Sonuçta yaşamak ''ölmek'' riskini taşımaktır." İşte böyle... Bizi yönetenleri seçmek, izlediğimiz insanları belirlemek hep bizim aldığımız risklerdir. Çünkü gün gelir yaptıkları birebir bizim yaşantılarımızı etkilemeye başlar.

Sözün Özü Doğruluk sonsuzluğun güneşidir.

Levha Güzellik, doğanın kadınlara ilk verip, ilk geri aldığı armağandır.