Kaydet
a- | +A

İbrahim Tatlıses-Derya Tuna ilişkisinin geldiği nokta artık herkes tarafından biliniyor. Geçen akşam Reha Muhtar''ın haber bülteninde yaşananları hepimiz gördük. Tabii böylesine özel kalması gereken konuların milyonlarca insan tarafından seyredilmesi son derece de üzücü. Sonuçta ortada kırılan kalpler ve incinen gururlar var. Meselenin yalnızca iki kişi arasında yaşanabilecek kısımlarını atlarsak yine de elimizde dünyadaki bütün kadınları ve erkekleri ilgilendirecek gerçekler kalır. Klasik açıdan bakıldığında yaşananlar çok alışılagelmiş bir üçgenden ibaret. Yani iki kadın arasında kalmış bir erkek tablosu. Dünya kurulduğundan beri kimbilir kaç kez tekrarlanmış bir senaryo. Canlı yayında tartışma noktasına gelininceye kadar geçilen evreleri pek takip etmedim. Ama o gece iş öyle bir boyuta geldi ki ilgisiz kalmak neredeyse imkansızlaştı. Konuşmanın en başında Reha Muhtar''la yalnız başına konuşan Tatlıses''in keyfi yerindeydi. Hatta kahkahalar atıyor, gazete okumadığını, kendisini kızdıracak şeylerden uzak durarak huzur bulduğunu anlatıyordu. Söylediğine göre bütün tatsızlık basının yüzünden çıkmıştı. Aslında ortada ne dayak, ne ihanet ne de ayrılık vardı. Tuna''nın valizini alıp Amerika''ya gittiği hatırlatıldığında ise gayet kendinden emin bir biçimde "evine dönecektir" diyordu. Açık söyleyeyim izlerken Tatlıses''e hak veresim geldi. Ne de olsa birbirine bu kadar yakışan ve birlikte bunca sene geçirmiş iki insanın ayrılmasını istemiyor gönül. Hele ortada bir çocuk varsa. Ama dakikalar geçip Tatlıses, Muhtar''ın bazı sorularına ciddiye almayan tavırlarla cevap vermeye başladığında yine mantık sahneye çıktı. Bir kere ünlü sanatçı Asena ile ilgili bir soruya kinayeli bir biçimde "seviyorum" şeklinde yanıt verdi. "Seviyorum!" Bu çok ciddi bir ifade. Hiçbir kadının hazmedemeyeceği bir söz. Düşünün aynı yastığa baş koyduğunuz eşiniz televizyon ekranında bir başka kadını sevdiğini söylüyor. Kendinizi Derya Tuna''nın yerine koyun. Sayın Tatlıses o saatten sonra ne kadar toparlamaya ve Asena''yı evladı gibi sevdiğini kabul ettirmeye çalıştıysa da boşuna. İlerleyen dakikalarda yayına dahil olan sayın Tuna ise son derecede kendinden emin ve sakin bir tavır sergiledi. Haksızlığa uğramış ve bunu kanıtlamış insanların o derin hali vardı üzrinde. Ve olayları kendi açısından anlattığında o daha haklı göründü şüphesiz. Sanırım o telefon konuşmasına kadar İbrahim Tatlıses ayrılığın kapıyı çaldığını tam anlayamamıştı. Bunu da her zamanki tatsızlıklardan birisi olarak yorumlamış ve nasıl olsa düzeleceğini düşünmüştü. Ama kadın kalbi bunu hakikaten affedemez. Erkeğinin bir başkasını sevmiş olduğu düşüncesi bir kabustur ve unutmak söz konusu değildir. Daha önce de bunu andıran hadiseler atlatmış olan çift bu kez durumun farklı olduğunu bir tek kelime ile algıladı. "Seviyorum." Bu saatten sonra sayın Tatlıses''i vicdan azabı bekliyor. Bütün bunları izlerken aklıma ister istemez sevgili Perihan Savaş geldi. Çok sevdiğim bir insan olan Perihan uzun yıllar önce bugünki Derya Tuna ile aynı şeyleri yaşamıştı. Ve çocuğunu alıp kendi yoluna devam etmişti. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu söyleyenler yanılmıyorlar demek ki. Yine de gerçekten Tuna''nın bu şekilde kalbinin kırılması beni üzdü. Onun acısını en çok hemcinsleri anlayacaktır. Ümit ediyorum yaralar en kısa zamanda sarılır ve mutluluk tekrar kapılarını çalar. Ama ben bile o tek kelimeyi unutmayacağım. "Seviyorum!"

Sözün Özü Aşk mantığa yolunu kaybettirir.

Levha Son pişmanlık fayda etmez.