Kaydet
a- | +A

En başarılı sanat bile doğanın basit bir taklididir der meşhur bir söz. Tiyatro ve edebiyat açısından bakıldığında doğru mudur bilmem ama resmi düşündüğümde elimde olmaksızın hak veriyorum. Karşımda bulunan ormanda yeşilin her tonu birbirine karışmış. İçine girseniz her rengin ahenkle eşleştiğini görürsünüz. En parlak morlardan mavilere kadar bezenmiş bir eser çıkar karşınıza. Küçücük bir çiçeğin taç yapraklarında harikalara şahit olursunuz. Bu kadar ince ve narin bir dokunun üzerinde bu denli çok renk ve desenin bulunması sizi hayrete düşürür. O sırada oradan geçmekte olan bir kelebek şaşkınlığınızı iki katına çıkartır. Ömrü bir hafta ile sınırlanmış bu hayvan, inanılmaz bir görüntü sergilemektedir çünkü. Kelebeğin hayat hikayesi her zaman ilgimi çekmiştir. Çok kısa bir sürede hem çirkinliğin sıkıntısını çeker hem de güzel olmanın tehlikeleriyle karşılaşır. Belki de tam rahat edeceği sırada ölüp gider. Acı bir hikayedir bu. Ömrünün son dilimine rastlayan güzelliği bazen daha da erken ölmesine yol açacaktır. Aklıma yine resim meselesi takılıyor. En bayıldığım resimler ve ressamlarının yapılarını düşünüyorum. İlk gençlik yıllarımda işi gücü nasıl bırakıp da kendimi sanatın beşiği Paris''e attığımı hatırlıyorum. Turistlerin uğrak yerlerinde çok olan sokak ressamlarından en ünlü müzelerde sergilenen paha biçilemez resimlere kadar hepsini büyük bir merakla incelemiş ve çok keyiflenmiştim. Yanlarında taşıdıkları eski püskü resim çantalarında pek çok resim kağıdı taşıyan genç ressamlar kâh kara kalemle kâh sulu boya ile bir kaç dakika içinde benim bir ömür boyu uğraşsam yapamayacağım resimleri yapıveriyorlar. Bunu yapmak zorunda olmak onları mutlu kılmıyor kuşkusuz. Onlar, gün gelip bütün dünyanın peşinde koşacağı ünlü ressamlar haline gelmeyi bekliyorlar. O güne kadar karınlarını doyurmak ve malzeme alabilmek için pek de zekî bulmadıkları turistlerden harçlıklarını çıkartıyorlar. Çoğu alel acele yaptıkları resimlerin altına imzasını atmaz. Hayalleri gerçek olduğunda karşısına tatsız bir anının çıkmasına engel olmak için. Tabii aralarından ancak bir ya da iki tanesi bu yarıştan başarıyla çıkar. Diğerleri hayatları boyunca fakirlik çekerler ve bu dünyadan göç edip giderler. Büyük ressamlara ve onların tanınan resimlerine gelince... Onlar gerçekten büyükler. Paris''in ortasında yer alan muhteşem Louvre'' Müzesini inceleyerek gezmeye kalksanız en az bir haftanızı alır. En iyisi kısımlar halinde yavaş yavaş gezmek. Yıllarca kitaplarda, gazetelerde gördüğünüz eserleri kendi gözünüzle görmek eşsiz bir duygu. Bir insanın fırça ve boyalarla nasıl böylesine bir dünya kurduğuna inanamıyorsunuz. Bu çapta yetenekler neden çok az sayıda sanatçıya nasip oluyor, görünce anlıyorsunuz. İlk gidişimden sonra defalarca ziyaret ettim Paris''i. Ama asla yeterli gelmedi. Sayın Sakıp Sabancı''nın Louvre Müzesinde sergilediği koleksiyonunun büyük ilgi görmesi ise beni çok etkiledi bu yüzden. Sanatın iyisine alışık, elitist ve hafif snob Fransızların metrelerce kuyruk oluşturup koleksiyonu beğeniyle izlemesi içimi rahatlattı. Şimdi bana bu sıcakta, Temmuz ayının ortasında, bunca dert varken neden böyle bir yazı yazdığımı sorabilirsiniz. Bir bakıma haklısınız, bir bakıma değil. Kendi duygu yoğunluğuma göre yazıyorum çünkü öyle istiyorum. Bu benim özgürlüğüm. Ayrıca gündem maddeleri içimi her zamankinden daha fazla sıkıyor şu aralar. Millet olarak kendi sırça sarayımıza çekilip kendi yağımızla kavrulmaya çalışmamız hoşuma gitmiyor. Orada, dışarıda koskocaman bir dünya var. Aslında kimse bizimle sandığımız kadar çok ilgilenmiyor. Hayata makro bakmaktan yanayım. Ufkumuzu geniş tutmak, alternatifler olduğunu bilmek sıkıntılarımızın acısını hafifletir diye düşünüyorum. Dünyada kendi siyasetiyle bu kadar ilgilenen ülke sayısı çok azdır. Gidin İsveç''e, sokaktaki vatandaşlardan bir kısmı, başbakanın adını bile bilmez. Bizim tarihimizden, coğrafyamızdan ve geleneklerimizden kaynaklanan bir etki bu. Olayları didikliyor, abartıyor sonra da altında eziliyoruz. Benim böylesi bir girdaba girmeye hiç niyetim yok. Dünyanın hiç de küçük olmadığını biliyorum. Sanat ve doğa her zaman saçma çekişmelerden daha kıymetli. İnsanlığı ileriye götürecek olan da aslında sanat. Asla siyaset değil. Bu yüzden kusuruma bakmayın. Benim gözlerim güzellikleri görmekten yana.

SÖZÜN ÖZÜ Önemli olduğunuzu zannederek önemli olamazsınız.

LE V H A Sevgi ve bilgi, olabilecek en güçlü iki silahtır.