Kaydet
a- | +A

Yorucu hafta sonlarından birisi daha tarihe karıştı. Kendimi şu anda bitkin hissediyorum. Bütün hafta boyunca dizginlerimizi sıkı tuttuktan sonra Cuma akşamı ufukta belirdiğinde adeta özgürlük sarhoşu oluyoruz. Sanki bir şeyleri kaçırıyormuşçasına, sanki yerine bir daha konması mümkün olmayanları israf ediyormuşçasına saldırıyoruz isteklerimize. Aslında bu çok masum ve çok insanca bir dürtü.

Ben ve yaşıtlarım artık girdiğimiz hiçbir toplulukta en genç olamıyoruz. Hepimize karşı kendiliğinden bir "abi" ve "abla" rolü biçiliveriyor. Bunca yıldır en genç olmaya alışmış egolarımız için dehşet verici bir değişiklik. Oysa ben gençliği, duruluğu ebedi zannederdim. Tamam başkaları hep eskiyip dururdu ama bunun benim başıma geleceğine asla ihtimal vermemiştim.

Tıpkı hiç ölmeyeceğimizi sanmamız gibi traji-komik bir yanılsama işte. Artık herkes gibi yaşlanabileceğimizi öğrenmiş bulunuyoruz. Şimdi otuzlu yaşlarımızın başındayız ve hiç değilse bunun kıymetini bileceğiz. Bütün çabamız bundan. Hal böyle olunca hafta sonları pek kıymete biniyor. İçinde bulunduğumuz yaş dönemi ülke için kıymetli. Tam çalışıp kazanacağımız ve kazandıracağımız yıllar bunlar. Kafamız çalışıyor, hayatı seviyoruz. Pek çoğumuz evlilik tuzağına en az bir kere düşmüş olduğundan sorumluluklarımız var. Dünyaya gelmesine sebep olduğumuz küçük kopyalarımızı iyi yetiştirmek, paranın satın alabileceği en iyi eğitimi aldırmak gibi borçlarımız var. Yani hafta içi meşgulüz. Bütün kurtlarımızı hafta sonuna saklıyoruz dökmek için. Dökülen kurtların yerine yenileri gelinceye kadar her tarafımızın ağrıması şaka gibi. Bunun üstünde durmuyoruz.

Uzun sözün kısası kendimi savaştan çıkmış gibi hissediyorum. Başım, kemiklerim, kaslarım sızlıyor. İnsanları gözlemleyeceğim diye harcadığım enerjinin yerinde yeller esiyor.

Hiçbir yerde rahat oturamıyorum ki! İlla milleti seyredeceğim. Tanımadığım kişilerin bilmediğim hikayelerini uyduracağım. Hayal kuranlarla dalga geçip sonra kendi hayallerime dalacağım. İşin kötüsü, hayal kurma alanım da giderek küçülüyor.

Eski telaşımın yerini şimdi katıksız bir boşvermişlik dolduruyor. Bir zamanlar çok önemli olduğunu sandığım olayların aslında anlamsız olduklarını gördükçe içimden kahkahalarla gülmek geliyor. Bu gülmenin içinde kendi saflıklarım, başkalarının kibirleri, ülkenin politikaları var. Meseleye bu açıdan baktığınızda ülkemiz, gülmek için mümbit bir arazi. Her şey espri gibi. Ne yazık ki bu esprilere gülebilmek kolay değil. Ancak sinirleriniz boşaldığında, söyleyecek sözleriniz tükendiğinde ve kendinizi çaresiz hissettiğinizde gülüyorsunuz.

Dediğim gibi, bizim hafta sonları işe yarıyor. Bir de haftaya yorgun başlama yan etkisi olmasa...