Kaydet
a- | +A

Böylesi bir başarıya ne yazsak yetmez. Fatih Terim bir kez daha doğru söylüyor: "Bu çocukları ve onların çabalarını ne kadar abartsanız azdır" diyor. Yerden göğe kadar haklı. Bu sonuç öyle birkaç satır yazıyla ya da takımın posterini hediye etmekle geçiştirilecek gibi değil. Koskoca Arsenal''i devirdiler. Ömrünün belli bir kısmını İngiltere''de geçirmiş olan bir kişi olarak gayet iyi biliyorum ki Arsenal adanın en müthiş takımıdır. Sadece Overmars rakibi bayıltmaya yeter. Zaten maç boyunca sol kanatta bizimkileri nasıl yorduğunu gördünüz. Upuzun boyuyla Petit, kale bekçileri Seaman ve aslında takımın tümü tehlikeliydi. Henry''nin kaç defa gol pozisyonuna girdiğini saydınız mı bilmiyorum. Arsenal''in dersini iyi çalışmış olduğu da belliydi. Hakan Şükür''ü üç adam sürekli marke etti. Öyle ki golcümüz değil gol atmak nefes bile alamadı. Ama büyük ihtimalle Terim hoca buna hazırlıklıydı. Arif''i bütün büyük maçlarda olduğu gibi joker şeklinde kullanmak istedi. Ne yazık ki jokerimiz şanslı gününde değildi. Ve maçın üç yıldızı... Taffarel, Hagi ve Bülent. Cimbom''un kalesini geçmeleri penaltı atışlarında, o da yalnızca bir kez mümkün oldu. Sonlara doğru sakatlandığı halde aslanlar gibi kalesini korudu. Taffarel mükemmel kaleciliği, takıma uyumu ve ailesine olan bağlılığı ile parlak bir örnek teşkil ediyor. Geçmişte hayranlık beslediğim iki kaleci Simoviç ve Schumacher''i çoktan sildi diyebilirim. Maçın bitiminde hemen koşup oğlunu kucağına alması ise aile kavramını unutmaya ve unutturmaya meyilli cıvıklara atılmış bir tokat niteliğindeydi. Hagi... O bir futbolcu klasiği. Müthiş teknik, kondisyon ve yaşının verdiği ağırlıkla Hagi''yi yıllarca Türkiye''de seyretmiş olmak hepimizin şansı. Kırmızı kart gördü diye hiç kızmayın. Tepkisi gayet haklıydı. Ve hakemin maç boyunca çaldığı tek hatalı düdüğün kurbanı oldu. 120 dakika süresince hepimizi sinir eden Adams''ın gerçekten bir temiz dayağa ihtiyacı vardı. Eline sağlık Hagi! Bülent''e gelince... Ne diyebilirim ki? O fedakâr ve hızlı ve yetenekli bir takım kaptanı. Tam bir Galatasaraylı. Komplekssiz bir yıldız. Sakatlandığında omuzu çıktı ya da köprücük kemiği kırıldı sandım. Yoksa o şekilde bandajlamazlardı. Hele o bandajların hareket kabiliyetini sıfırlayacağını düşünürsek Bülent''in ellerini öpmemiz gerekir. İlk penaltıyı gole çeviren Ergün, 120 dakika boyunca çalışan Capone ve Suat, göz ve vücut hapsindeki Hakan, sonradan oyuna giren Hakan Ünsal... Onlar tarih yazdı. Onlar Avrupa''ya Türkiye imzasını attı. UEFA kupasıyla birlikte bir fetih senaryosunu getirdiler ülkeye. Ayyıldızlı formayı hatırlattılar. Sarı kırmızı renklerin ürkütücü olabileceğinin altını çizdiler. Türk takımlarının kupalarda burun bükülecek değil ciddiye alınacak rakipler olduğunu öğrettiler. Fatih Terim hakkında da yazmak istiyorum. Ama benim bildiğim sözcükler hocamızı tarif etmeye yetmiyor. Döktüğü ter, çektiği heyecan, babacan tavrı ve inatçılığı ile o tam bir lider. Asla mazeretlerin ardına saklanmayan, problemi içinde çözen, hanımını kıskandığını itiraf edebilen; adam gibi bir adam. Sözün senet olduğunu, sevginin saygıyla süslenmesi gerektiğini, bir yöneticinin sağlam olması mecburiyetini bilen ve bildiren bir altın imza. Galatasaray camiasında bu gururu taşımaya az hakkı olan, özellikle maç sonrasında verdiği röportajla beni sinir eden tek isim var. O da başkan Faruk Süren. 31 Mayıs günü, bana kalırsa bu yıldızlar kadrosu dağılacak. Fatih Terim yanına Hakan Şükür''ü ve Emre''yi alıp Avrupa''ya kanat çırpacak. Hayata iş adamı zihniyetiyle bakan Süren ise pişman olacak. Ama gün sevinme günü. Boşverelim tatsızlıkları. Zaman doğruyu gösterecektir. Söylenecek tek cümle var. Teşekkürler Galatasaray.

Sözün Özü İnsanın hakiki asaleti erdemden gelir, doğuştan değil.

L E V H A Öğüt vermek kolay, örnek almak zordur.