İnsan bazı zamanlarda hayatının ve sağlığının kıymetini daha iyi anlıyor. Bana göre hastanelerin iki önemli işlevi var. Bir tanesi hastaları iyileştirmeye çalışmak diğeri ise sağlıklılara ibret olmak. Arada sırada günlük yaşayışın çizgilerinin dışına çıkıp herhangi bir hastanenin ziyaret edilmesini çok anlamlı buluyorum. İnsanoğlu yapısı itibariyle rahata ve güzele kolay alışan ve tatsız anıları ivedilikle geçmişte bırakabilen bir varlık. Zamanı paralel düşünmeyi başarabildiğimizi sanmıyorum. Bu, aynı anda milyarlarca hadisenin yaşanıyor olması durumu. Yani siz ömrünüzün en mutlu ve sevinçli gününü yaşıyorken aynı anda bir başkası başına gelen büyük felaketlerle boğuşuyor. Aynı anda, aynı mekanda birisi doğarken bir başkası ölüyor. Bir grup düğün kutlarken bir başka grup cenaze töreninde olabiliyor. Bu paralelliği dairesel anlamda kavrayabilirsek her şey için aslında kendi sıramızı beklediğimizi görürüz. Yani bugün sıkıntılarla uğraşıyor olsak da yarın sevinme sırası bize gelebilir. Tıpkı biten her günün herkesi sona biraz daha yaklaştırması örneğinde olduğu gibi. Bütün bunlar nereden çıktı diye merak edeceksiniz. Üzüntü ve endişe arasında gidip gelmeli günler yaşıyorum. Beklenmedik bir anda kayınpederimin babasının vefatını öğrenip apar topar Tekirdağ''a gitmek, orada cenazeye katılmak ve bir kez daha yaşanmış onca günü bir hareketle yaşanmamış gibi gösteriveren ölümü gözlemlemek beni kendime getirdi. Bir evladın babasını toprağa verişini izlemek ve o sırada "acaba ben nasıl defnedileceğim" diye sormak her defasında olduğu gibi o gün de sarstı beni. O kimsenin artık hiçbir şey yapamayacağı noktada duraksamak birçok gerçeği anımsattı. Hemen ardından İstanbul''a dönüp bu sefer eşimin ameliyat olma telaşına girişmek ise garip bir tesadüf. Bu yazıyı bitirir bitirmez soluğu hastanede alacağım. Ne kadar sakin görünsem de içim acıyor. Kimbilir kaç kez yolum düştü steril koridorlara? Doktorların o konuya hakim halleri insana iyi gelse bile yine de beklemek kolay değil. Hastanede çalışanların her gün yaşadığı olaylara bir gün şahit olmak bile bizlere zor geliyor. Bu, gardiyanların bitmeyen hapis hayatları gibi. Her an telaşla, koşturmalarla, yüksek seslenişlerle hareketlenebilecek olan hastane koridorları aslında hayatın küçücük bir özeti gibi. Saatin durmak bilmeyen ilerleyişini bugün daha net hissediyorum. Dualar ederek Allahü Teala''ya sığınmanın gücünü bir kez daha hissediyorum. Korkunun yüzünü ve o titrek gülümseyişini, tam kalbime ağırlık verdiği notayı, soluk alırken bütün hücrelerimin hareketini bir defa daha hissediyorum. Zaten beni bu hissetmeler tüketiyor. Daha rahat olmanın reçetesi belli olsa şüphe etmeden başvuracağım. Elbette dünya yine dönüyor. Yine hükümetin gündemi en önemli haber, yine depremin birkaç gün sonraki anımsanışı iç titretici. Ama ateş de düştüğü yerde etkili işte. Her zaman sağlık için dua etmeler bu yüzden anlamlı ve akılcı. Ben sözü uzattıkça sizin içinizin daha fazla sıkılması riski artıyor. Bu yüzden noktayı koyarken bu kez sizi benden kurtarmak acil kapsamında. Yarın gülen gözbebeklerinde buluşmayı dilerim.
SÖZÜN ÖZÜ Düş kırıklığına uğramamış olanlar hiç umut beslememiş olanlardır.
LEVHA İstediğinizi elde edemezseniz, elde ettiğinizi istemek zorunda kalırsınız.

