Kaydet
a- | +A

Şu sürpriz yumurtalara bayılıyorum. Hani dışı yumurta biçiminde çikolata, içinden çeşit çeşit oyuncaklar çıkan asrın buluşu... Çocuğunuz varsa zaten sürpriz yumurtayla mutlaka tanışmışsınızdır. Yoksa kendinize bir tane ısmarlayın. Çikolatasıyla işim yok. Lezzetli şüphesiz ama yemek yemeye düşkün olduğum halde çikolata ile aram hiç de hoş değildir. Sadece aşk acısı çektiğim zamanlarda tüketirim çünkü bir zamanlar bir yerde çikolatının özellikle aşk acısına iyi geldiğini okumuştum. Paketi açmak, yumurtayı ikiye ayırmak ve içinden ne çıkacağını merak etmek beni cezbediyor. Ve içinden genelikle kaliteli oyuncaklar çıkıyor. Tabii demonte biçimde. Oturup parçaları bir araya getirmeniz lazım. Tıpkı gerçek hayat gibi. Zaten sürpriz yumurta fikrini sevmemin asıl sebebi, hayata olan benzerliği. Bir günü bitirirken ertesi günün ne getireceğini bilemiyorsunuz. Gördüğünüz rüyadan içtiğiniz kahveye, aniden bastıran yağmurdan beklediğiniz telefona kadar her şey sürpriz demek. Ve ben bu fikre bayılıyorum. Tabii bahtınıza çıkan sürpriz ne olursa olsun, parçaları bir araya getirmek yani emek sarf etmek sizin işiniz. Hiçbir şey, uğrunda çalışmadan elde edilemez çünkü. Gerçi bazen uğrunda çalışsanız da elde edemezsiniz ama bu istisnadır. Hayattan zevk almak gerektiğini yaşlıları izleyerek öğrendim. Dikkat edin, altmışbeş yaşın üzerine çıkmış insanlar dünyaya daha sıkı sarılırlar. Sağlıklarıyla daha çok ilgilenirler, risklerden daha çok çekinirler. Bu, kısa zaman içinde dünyadan ayrılmak zorunda olduklarını bilmelerinden ileri gelir. Hele de tanıdıkları insanların ölüm haberini alma faslı başladı mı sendrom da yoğunlaşır. Ayrılması bu kadar zor olduğuna göre yaşamak güzel demek ki diye düşünüyorum. Tamamen düz mantık ürünü olan bu sonuç inandırıcı olmaktan uzak değil. Coğrafî konumumuz ve arabesk kültürümüz de bize yardımcı oluyor. Toplum olarak acılardan zevk almayı biliriz biz. Ülkemizin en çok sevilen yıldızlarını bir düşünün. "Yıkılmadım, ayaktayım, dertlerimle başbaşayım" diyen yağız tenli Mahsun Kırmızıgül, "Sabuha" ve "Ayağında kundura" ile yola çıkan dünün işçisi, bugünün medya patronu İbrahim Tatlıses vs. Yanlış anlaşılmasın. Eleştirmiyorum. Tam tersine takdir ediyorum. Onlar, bu ülkenin gerçeğini kavramış, daha doğrusu bu ülkenin gerçeğinde yetişmiş başarılı insanlar. Yaptıkları müzik herkes tarafından beğeniliyor. İşte bu beğeninin altında yatan gerçek, bizim üzüntü duygusuna olan yatkınlığımız. Eh, üzülmek bizi üzmediğine göre soran yok. Biz karşımıza çıkan sürprizlere karşı daha cesur olabilecek bir toplumuz. Ayrıca bu bir artı puan. Bin yılı bitiriyoruz. Ve her zamanki gibi bir bitiş, bir başlangıcı müjdeliyor. Yenisine başlamadan önce şu son yılda başımıza gelenleri gözden geçirmek lazım. Güneş tutulması, depremler, seller, Avrupa''yı mahveden kar fırtınaları, "bir geceye mahsus içki içebilir, ertesi gün oruç tutabilirsiniz" diyebilen din görevlileri; bunlar bizi düşündürmeli. Bitiş çizgisine bakılırsa dünya halkları 1900''lü yıllar konusunda pek başarılı gözükmüyor. O halde elimizdeki sürpriz yumurtayı açmadan önce iyi düşünelim ve bu fırsatı da kaçırmayalım. İyisiyle kötüsüyle, bizim için yazılmış olanı sahneleyelim.

Sözün özü Can vermeye karşı koymayan bir adamı asmaktan kimse hoşlanmaz.

LEVHA Cezaevinde en kaygılı kişi yöneticidir.