Kaydet
a- | +A

Dinlenmek, tatil yapmak hepimizin hakkı ve arzusu. Kısa bir müddet için bile olsa farklı ortamlara girmek insana kendi rutin yaşantısını özletebiliyor. O yüzden tatil fikri ciddiye alınıp uygulanmalı. Tabii bunu söylemesi kolay. Gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanan turizm ilanlarından anladığım kadarıyla tatil pahalı bir girişim olacak gibi. Fiyatlar oldukça yüksek. Ülkemizin dört bir yanı görülmeye değer beldelerle dolu. Tarih deseniz var, deniz, güneş, yayla, dağ... Çok şükür hepsi elimizin altında. İş, zamanı, parayı ve ruh durumunu bir araya getirip valizi toplamakta. Benim şu ara bunu yapmak gibi bir hazırlığım yok doğrusu. Ama turizm sayfalarını okumak hoşuma gidiyor. Bu sayede hayal kurmak kolaylaşıyor. Gidecek olsam nereyi seçerdim diye soruyorum kendime. Havaalanı bulunduğu için Antalya her zaman ilk seçimim olur gerçekte. Üstelik çevresinde gezilebilecek çok sayıda yer var. Antalya''ya adım attıktan sonra gerisi kolay. Beldibi, Kemer, Alanya vs. hep yakın mesafelerde. Tabii o kavurucu sıcağa dayanabilecekseniz. Bölgede sayısız tatil köyü ve otel mevcut. Hepsi de birbirinden güzel ve lüks. İçlerinde mükemmel bir tatilde ihtiyacınız olabilecek her şey var. Tabii aranacak ilk ve en önemli şey klima. Yoksa benim gibi sıcağa karşı alerjiniz varsa yanarsınız. Ne uyku ne durak... Antalya böyle. Bir de herkesin klasik seçimi Bodrum fikri var tabii. Kendi adıma Bodrum''u çok severim. O kasabanın başka bir havası, başka bir tınısı vardır. İnsanoğlu bozmak için ne yaparsa yapsın değişmeyen bir şeyler hissedilir Halikarnas Balıkçısının aşkında. Denizin mavisi mi yoksa dağların sarısı mı bilmem. Belki de sonu gelmeyen sevdaların hüznüdür oraya o tuhaf kokuyu veren. Ama güzeldir. Bakmaya kıyamazsınız. Size zarar vereceğini bildiğiniz halde terk edemediğiniz sevgiliniz gibidir Bodrum. Geçmişte bir yerlerde uzunca bir süre yaşamıştım Bodrum''da. Yerlisi olmaya kalkışmıştım. Onun için içini dışını bilirim. Gerçi sürekli büyür ve gelişir ama olsun. Dediğim gibi değişmeyen bir şeyler vardır orada adını koyamadığım. Yine de ne kadar seversem seveyim asla yazın ortasında ya da bayramlarda adım atmam oraya. İnanılmaz bir kalabalık beni yutacakmış gibi gelir. O kadar çok insan olur ki ortalıkta Bodrum''u göremezsiniz. Yapılacak en büyük yanlış, herkesin gittiği zamanlarda kasabayı ziyaret etmektir. Bu hem kendinize hem de Bodrum''a yapacağınız bir haksızlık olur. Demek ki benim listemde Eylül''den önce Bodrum ihtimali yok. İzmir''in civarı ve Çeşme olabilir tabii. Ama açıkçası çok heveslenmem bu seçim için. İzmir''in kendisini zaten saymayın. Kocaman bir şehir. İstanbul''da yaşadığımız sıkıntıların minimalize edilmiş boyları var. Çeşme'' ye gelince... Çok güzel tabii ama ben bir türlü sevememişimdir. Bu yörede belki Seferihisar olabilir. Denizi güzeldir. Kaş, Kalkan gibi ulaşımı daha zor ama değen bölgelerimiz de var. Ben bu iki yere de daha önce gitmedim. Biraz risk almak söz konusu ama neden olmasın? Gidenler çok methediyorlar. Özellikle Kulüp Patara''yı. İşte tatil sayfalarına bakmayı bu yüzden seviyorum. İnsan bir anda havaya giriveriyor. Daha önceki anıları gözünde canlanıyor. Sanki bir kaç gün içinde valizi alıp gidecekmiş gibi hissediyor. Yaz tatili anlamında son yolculuğumu Side''ye yapmıştım. Fena değildi. Fakat sıcak yüzünden yanlış seçimdi sanırım. Çünkü çok rahatsız olmuştum. Gerçi sağ olsun İstanbul da bugünlerde farklı davranmıyor bize. Başta fiyatlardan bahsetmiştik. Bu yıl hakikaten pahalı buldum. Tamam tesislerin hepsi konforlu ama ne olursa olsun ortalama üç ya da dört kişilik bir ailenin gözden çıkartması gereken rakam yüksek. Bu açıdan bakıldığında yurt dışında tatil yapmak neredeyse daha ucuza geliyor. Hem farklı bir ülkenin gizemini tadıyorsunuz hem de ortama olan yabancılığınız yüzünden iyice dinleniyorsunuz. Tercih sizin. Hiçbirini yapmıyorsanız kahvenizi alıp turizm sayfalarında da gezebilirsiniz.

SÖZÜN ÖZÜ Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?

LEVHA Özlem, mutluluk için bir anahtardır.