En içten duygularımla Hagi''yi tebrik ederim. Çarşamba gecesi oynanan Sturm Graz-Galatasaray maçını izledikten sonra söyleyebileceğim tek söz bu. Tam doksan dakika boyunca bizleri oturduğumuz yerde mahveden ve bu grafiği ile yıllardır alıştığımız Galatasaray''ı unutturacak bir futbol sergileyen takım için başka ne söylenebilir? Geçen sezon birbirinden parlak başarılara imza atan rüya takım, yaşanan anlamsız çekişmeler ve sürtüşmelerle anı olma noktasına sürüklendi. UEFA kupasını aldıkları gece başkan Faruk Süren''in basına verdiği manidar demecin beni nasıl rahatsız ettiğini iyi hatırlıyorum. Koskoca kupayı alalı daha bir saat olmadan harcanan o sözlerin başlattığı gerilim Cimbom''u bugüne getirdi. Köşe yazarlarının içinde birçok Galatasaray''lı var. Bir kısmı Galatasaray Lisesi mezunu, bir kısmı ise sadece kulübün taraftarı. Bu insanlar yıllardır haklı olarak takımlarıyla ilgili yazılar yazıyor hatta etkili olmaya çalışıyorlar. Erkekler için futbol konusunda yaptırımcı olabilmek büyük bir güç anlamına geliyor. Bu duygu öylesine yerleşik ki, başbakan bile olsalar takım üzerindeki yetkilerini bir kenara bırakmak istemiyorlar.
Yıllardır bu konuda yaza yaza, bu hakkın sadece kendilerine ait olduğunu düşünür hale geldiler. Benim gibi olaylara dışarıdan ve tarafsız bakarak futbol yazan "çaylak"lara sinir oluyorlar. Yanıldıkları konu, futbolun hatta sporun evrensel olduğunu unutmaları. İzleyen ve izlediği maç hakkında söyleyecek birkaç sözü olan herkesin konuşmaya hak sahibi olduğunu görmezden geliyorlar. Neyse, bu onların sorunu. Çarşamba gecesine dönelim. Benim gördüğüm, takımdaki arkadaşlık havasının azaldığı ve herkesin kendisine oynadığı. Özellikle Jardel''e hiç pas verilmezken defans adeta tatile çıkmış vaziyetteydi. Bir takıma böyle çok milyon dolarlık oyuncular alınıp bu arada diğerlerinin primleri ödenmeyince başa gelecek ilk felaket bu oluyor zaten. "Madem öyle, o oynasın o zaman" deyiveriyor diğerleri. On bir kişinin oynaması için tasarlanmış oyunu kim olursa olsun tek başına kazanamıyor doğal olarak. Bir başka tehlike ise Hagi adını taşıyor. Türkiye''ye geldiği ilk günden beri sürekli futbolumuza artı değerler katan bu dünya çapındaki oyuncu, Terim''in gidişiyle meydana çıkan otorite boşluğunda kendisini kaybetti. Birdenbire kendisini takımın her şeyi zannetmeye başladı ve bu, silahımızı kendi alnımıza dayamamız demek oldu.
Bir insanın çok iyi futbolcu olması, çok iyi teknik direktör de olacağı anlamına gelmez. Hiç kimse Fatih Terim''in çok iyi futbolcu olduğunu iddia etmiyor. Ama dünya tarafından kabul gören bir teknik adam olduğu ortada. Maç boyunca surat asmayı sürdüren Lucescu için içimden bir şeyler yazmak gelmiyor. Sanki biraz fazla sakin, biraz fazla suskun. Hagi''yi böylesine öne çıkartması ise bir disiplin hatası. Hata olduğunun kanıtı, Hagi''nin aldığı beş maç oynamama cezası. Eğer Graz maçında oynasaydı sonuç böylesine vahim olmayabilirdi.
Bu da ayrı bir problem zaten. Ne yani Hagi futbolu bıraksa Galatasaray kabus dolu günlere yelken mi açacak? Alınan yenilgide rakibi küçümsemek gibi bir sıkıntının da rolü var. Futbolun çekici yanı, sürprizlere gebe oluşunda. Kimsenin rakibini ciddiye almamak gibi bir lüksü olamaz. Süper kupayı aldıktan sonra başarının oyuncularda olduğunu ve gidenin eksikliğe neden olmadığını söyleyen sayın Süren acaba 3-0''lık yenilgi için ne düşünüyor?
SÖZÜN ÖZÜ Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
LEVHA Tatlı teşekkür, asaletin simgesidir.

