Hazımsızlık kadar illet bir şey olamaz. Bulunduğu yeri, makamı hazmedemeyenler kendileri de mutsuz olur, etrafındakileri de mutsuz eder. Sürekli yaydıkları negatif enerji gerilime sebep olur. Bu tiplerden sağda solda bolca görmeniz mümkün. Ülkemizde uzmanlık dallarına fazla ehemmiyet gösterilmediği ve bunun sonucunda herkes her şeyi yapma hakkını kendisinde bulduğu için hazmedememe sorunu da doğru orantılı olarak ortaya çıkıyor. Üç günde şöhret olanlardan torpille müdür olanlara kadar yayılan yelpazede her meslek grubundan örneklere rastlamak olası. Sistemin temelden sarsıldığı ve işlemediği bir ortamda bu sonuca fazla da şaşırmamak gerekir aslında. Kendimizi bildik bileli "burası Türkiye" cümlesini duyarız. Sanki yolunda gitmeyen işlerin mazereti bu cümle olabilirmiş gibi. Halbuki coğrafi konumu değildir toprak parçasını ülke yapan. O topraklarda yaşayan insanlardır, babadan evlada geçen genetik şifrelerdir, kültürdür. Yani burası Türkiye deyip geçmek herhangi bir anlam ifade etmez. Ortak hedefler belirlemek, ortak amaçlarda hep birlikte mücadele etmek de nüfusu millete dönüştürür. Bunları dışarıda bıraktığınızda birbirinden kopuk yaşayan insan topluluğu kalır yoksa. Buna rağmen hâlâ kardeş kardeşi vuruyor, sanatçılar televizyon ekranında kavga ediyor. En kötü örneği ise geçenlerde yaşadım. Dahi çocuk kapsamında bursla okutulmuş, Türkiye''nin iftihar ettiği önemli bir piyanistimiz karşıma geçip "kadın erkeğin yedi-sekiz adım arkasından gelmelidir, sizler alt tarafı eksik eteksiniz, fikrinizi soran yok" gibi incilerini sıraladı. Dışarıdan baktığınızda süper bir yetenek, Avrupa''da tahsil görmüş bir dahi. İmajı, Atatürkçü, laik, aynı zamanda inançlı. Yani kusursuz. Ama biraz yakınlaşıp sohbet ettiğinizde duyduklarınız bu acı gerçekler. Doğal olarak bu ipe sapa gelmez sözleri donanımlı zannettiğiniz birisinden duyunca üzülüyorsunuz. Ve bir miktar da umutsuzluk hasıl oluyor. "Bu adam bile böyle söylerse başkaları kadına nasıl bakıyordur" diye endişeleniyorsunuz. Zaten zahire aldanmamak için yaptığımız uyarıların sebebi bu. Dışarıdan adam gibi görünüp özünde insana bile benzemeyen o kadar çok tip tanıyorum ki. Ama itiraf edeyim içlerinde beni en çok hayal kırıklığına uğratan bu piyanist oldu. Bakalım yaşadıkça daha neler göreceğiz. Ciguli''ye falan hiç kızmayalım. Onlar hiç değilse oldukları gibi görünüyorlar. Aslını inkar etmenin nasıl düşünüldüğü ortadayken bu yola sapanlar için üzülmekten ve onlardan uzak durmaktan başka çare yok. Ne diyelim. Allah herkese akıl fikir ihsan etsin.
SÖZÜN ÖZÜ Göğü suda arayan, balığı ağaçta bulur.
LEVHA Planlar, anlayışlı insanların düşleridir.

