Kaydet
a- | +A

Gazetelerin Pazar ilavelerinde ünlülerle yapılmış röportajlar yer alır. Geçtiğimiz Pazar günü bunlardan üç tanesi gözüme ilişti. Üç tane ünlü, başarılı ve kendi dalında sözü geçen kadın. Bir tanesi, bana göre çok önemli bir örnek teşkil eden Hülya Avşar. Duygu Asena''nın kaleme aldığı söyleşi son derecede ilgi çekiciydi. Avşar, ilk günden itibaren yalana başvurmamış, dürüst bir insan. Ne yaşadıysa olduğu gibi gösteren ve reddetmeyen bir cesur bence. Mesela Pazar günkü röportajda yine evliliği ile alakalı çok net açıklamalar yapmış. Her zaman dürüstlükten yana olduğumu söylerim ama kendimi Hülya''nın yerine koyduğumda görüyorum ki bu kadar açık sözlü olamazdım. Bazen eşinin bu duruma kızıp kızmadığını merak ediyorum doğrusu. Yaşamlarının en gizli detaylarına bile rahatlıkla değinen bir üslubu var. Aslında doğrusu da bu. Bu gerçekler olduğu gibi topluma sunulduğunda, uzaktan bakmakla yetinen halk, davul sesinin yakından pek de melodik olmadığını kavrayacaktır. Avşar kızı, hayatında aşk olmadığını itiraf ediyor. Evet evli, yakışıklı bir kocası var ve bu ülkede yaşayan milyonlarca insan bu çifte hayranlık besliyor. Ama Avşar, aşık olmadığını söylüyor. Aslında söylemek istediği, yıllar geçince ilişkinin kıyafet değiştirdiği. Aradan geçen on küsur yıla rağmen her duygu ilk günki gibi kalabilir mi? Hepimiz biliyoruz ki bu sorunun cevabı "hayır". Alkışlanacak bir açık sözlülükle herkese örnek oluyor Avşar. O çok güzel görüntüsünün altında kafası çalışan, saygı duyulacak bir kişilik yatıyor. Bir diğer örnek Yeşim Salkım. Kendisini yakından tanımıyorum ama tabii ki görüntüsü gözümün önünde. Özellikle son çıkarttığı albüm ve Hakan Uzan''la yaptığı evlilik adının sıkça duyulmasına sebep oldu. Müziğine hayran olduğumu söyleyemem ama onun da bir tarzı var. O da tıpkı Avşar gibi kendisini olduğundan farklı gösterme çabasında değil. Ve yine ilginç bir tesadüf, o yazının manşeti "Ben evlilik için yaratılmamışım!" Yeni evli bir genç kadın bu sözcükleri söylüyor. Yıllardır yargıladığımız evlilik kurumu ise hiç etkilenmeden genç kızların hayallerini süslüyor. Burada bir karışıklık var gibi geldi bana. Gerçek şu ki evlilik, tıpkı güzel bir çiçek gibi bakım isteyen, özen isteyen bunlar olmazsa solan ve güzelliğini kaybeden bir organizma adeta. Soluk alan ve yaşayan bir gerçek. Eğer "ben zaten evliyim ne olacak ki" denirse sonuçta toplum baskısı ve diğer etkiler sebebiyle boşanma olmasa bile mutluluk uçup gidiyor. Sözünü ettiğimiz iki kadın da ekonomik özgürlüğünü kazanmış ve baskılardan etkilenmeyecekleri bir noktaya gelmişler. Belki de bu yüzden böylesine rahat konuşuyorlar. Üçüncü örnek, Tilbe Saran. Çok başarılı bir tiyatrocu. Evet, tiyatrocu sadece oyuncu değil. Belediye tiyatrosundan istifa ettikten sonra özel sektörle iş birliği içine giren ve çalışmalarını sürdüren önemli bir isim. Aktristliği bana göre kusursuza yakın. Çok zor bir işi var ve hiç tökezlemeden yoluna devam ediyor. Eskiden Rüstem Batum''la evliydi ama sessiz sedasız yollarını ayırmışlardı.

Onun röportajı da okunmaya değer bir işti. Zeka ve kültür dolu, kendinden emin bir örnek Tilbe Saran. Geçtiğimiz Pazar günü kendi hayatımdan çıkıp başka hayatlarda gezindim. Bir kez daha gördüm ki kusursuzluk dünya için değil. Herkesin kendi sorunları var. Ve çözüm sadece bir tane.

Sözün Özü Zaman hakikatleri bulur.

LEVHA Aşkın trajedisi ilgisizliktir.