Kaydet
a- | +A

Bütün ülke tarafından tanınan ve saygı gören insanların medya huzurunda kavga etmeleri çok sevimsiz. Bu konuyu uzun zamandır atlamaya çalışıyorum. Nasıl olsa biter ve unutulur mantığı ile hareket ediyorum. Ama bir türlü bitmiyor işte. Son bir kaç yıldır Hülya Avşar''ın giderek saldırganlaşan tavrı, bir çok sıkıntının yaşanmasına sebep oldu. Kendi adıma Avşar''ı hem severim hem de beğenirim. Yetenekli olduğu şüphesiz. Karizması ise şu anda bulunduğu noktadan belli. Yani yaptıklarını genellikle eleştirmem. Üzerinde, başka insanların özeneceği çok yük taşıyor. Güzel, ünlü, zengin ve mutlu bir tablo çiziyor. İnşallah içi de dışı gibidir bu hayatın. Hal böyle olunca onu kıskananların sayısı da fazla oluyor. Özellikle kadınlar, açıkça itiraf edemeseler de onu bayağı kıskanıyorlar. Bir şekilde sahip olduklarının bedelini ödetmeye çalışıyorlar. Onun kocasıyla ilgilenmeleri de bence bu yüzden. Belki Kaya Çilingiroğlu Hülya Avşar ile evli olmasa bu kadar çok sayıda hayranı olmayacak. Kim bilir? Bütün bunlar bir araya gelince doğal olarak Avşar, savunmaya geçiyor. Evliliğinin kendisine sağladığı en büyük avantajı arkasına alıyor ve "ben profesör geliniyim, bizim evde bir sürü tablo var, benim eşimin bir akrabası da ressam" gibi tebessüm ettirici sözler sarf ediyor.

Bana göre bunlar talihsiz söylemler. Bir insan, kendi başarılarını örnek gösterebilmeli. Kocasının soyadı ve onun akrabalarının toplumdaki yeri ile değil. Sonuçta evlilik, nikah yoluyla akrabalıktır. Nikah akti sona ererse akrabalık da tarihe karışır gider. Yani genetik bir bağ olması söz konusu değil. Bu durumda kayınpeder Çilingiroğlu''nun profesörlüğü, Avşar kızına yarar sağlamaz. Ona bakarsanız Avşar''ın eşinin hem annesi hem de babası doktor ama o tıpla ilgilenmiyor. Hatta tıp fakültesini yarıda bırakmış. Yani bazı hallerde genler de işe yaramıyor. Avşar cephesinde bana göre durum bu. Hülya hanımın kavgaları bitmiyor. Bu gidişle de biteceğe benzemiyor. En son tatsızlık gazeteci yazar Perihan Mağden ile yaşandı. Mağden''in köşesinde Avşar ile ilgili yazdığı bir yazı, bardağı taşırdı. O yazının yazılma sebebi ise Avşar''ın profesör Orhan Kural ile tutuştuğu kavgaydı. Yani zincirleme reaksiyon. Avşar kızı, Mağden için "o önce yağlı saçlarını yıkasın" dedi. Ne kadar ayıp! Bu nasıl bir üslup böyle. Bir sanatçı, zarif ve güzel bir bayan bu şekilde konuşmamalı bana göre. Çünkü Avşar''ın pek sevdiği "okumakla cehalet gider, eşeklik baki kalır" sözüne karşılık insanın aklına başka bir söz geliyor. "Kenarın dilberi ne kadar nazik olsa nazenin olamaz!" İnsan, hakkında yazılan bir yazıya kızabilir. Cevap vermek ve tartışmak en doğal hakkıdır. Ama tartışmak başka şey, çeşme başı ağzı kullanmak başka... Kısacası bu sözlerin kullanılması yanlış. En önemli yan etkisi ise yetişme çağında olan çocuk ve gençlerin üzerinde gözleniyor. Onlar, toplumun bayıldığı bir yıldızı bu şekilde konuşurken izliyorlar ve doğrusunun bu olduğunu varsayıyorlar. Sayın Hülya Avşar''ın şahsında bütün ünlülerden rica ediyorum. Özel hayatlarında istedikleri ve alıştıkları gibi davransınlar ama halkın huzurundayken biraz daha özen göstersinler sözlerine. Çünkü bu onların görevi. Yarınlarda bu ülkeyi yönetecek gençlere örnek olacak olanlar onlar.

Sözün Özü Sel gider kumu kalır.

Levha İnsanı sevdiren güzelliği değil, huylarıdır.