Kaydet
a- | +A

İnsanı altüst eden olaylar olur bazen. Dışarıdan bakıldığında olağanüstü bir tarafı yokmuş gibi görünen, ama için için tüm benliği sarsacak güçte bir iz bırakan olaylar. Belki de hayatın en eğlenceli tarafı budur. Her gün, herkesin iki ayrı gün yaşaması. Biri dışarıdan görünen, diğeri taa kalbin derinliklerinde hissedilen. Eğer hissedilenler, başkaları tarafından hemen anlaşılsaydı, herhalde dünya daha gergin olurdu. Duyguları iyi analiz etmek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü duygular, mutasyon geçiren canlılar gibi, zaman içinde biçim değiştirebiliyorlar. Genellikle ilk izlenim en doğru sonucu getiriyor. İlk görüşte sevmediğiniz birisi, günler geçtikçe, sevilmeyi hak eder davranışlar sergileyebiliyorlar. "Kalp kalbe karşıdır" derler ya. Büyük ne hissederse, küçük de onu hissedermiş. Demek ki genelleme yapılırsa, sevginin de, sevgisizliğin de karşılıklı olduğu durumlara sıkça rastlanabilir. İnsanın kimyasından mıdır bilinmez, bazen de birisini ilk gördüğünüz anda seversiniz. Tuhaf bir şekilde güven duyarsınız. Sıkı bir arkadaşlığın ilk tohumlarını atarsınız. İlerleyen günler içinde, hayatın matematiği de arkadaşlığınızdan yanaysa, paha biçilmez bir dostluğu yakalarsınız. Acaba bu ilk görüşteki hisler neye göre filizleniyor diye sık sık düşünürüm. Bir tür önsezi mi yoksa önyargı mı? Bazen de toplum kuralları doğrultusunda, fazla farkedilmeyen hafif bir baskı sonucunda kurulan samimiyetler yaşanır. Bunlar belli bir süre, karşılıklı sabır ve saygı çerçevesinde sürer. Ama bir gün yavaş yavaş bitmeye başlar. Duygularda samimiyet yoksa, zaten ortada değer verilecek bir şey yok demektir. Öfke, varolan duyguların belki ne en safıdır. Saf ve gerçek olan bu his, pek çok insanın itici gücüdür. Beraberinde getirdiği hırs, "başarıya giden her yol mubahtır" tipi bir düşünce yapısını da yanında taşır. Ama bu şekilde yaşanan hayatların çoğunda "keskin sirke küpüne zarar verir" deyimini kullanmaya imkan sağlayacak sonlara rastlanır. Bazen yağmur sonrası beliren ve gökyüzünde asılı kalan gökkuşağı, bana tarifi zor bir mutluluk yaşatır. Küçük bir çocukken yazın yağan her yağmurdan sonra, gözlerimi göğe diker, içimden gökkuşağını görebilmek için dualar ederdim. O yanyana dizilen eşsiz parlaklıktaki reklere dokunabilmeyi isterdim. Bir yandan da gökkuşağı hakkında çeşitli masallar uydururdum. Büyüdükçe daha az gökkuşağı görür oldum. Ve daha az gördükçe, daha az arar oldum. Geçenlerde, moralim son derece bozukken hafif bir yağmur başladı. Ben yağmuru izledim uzun uzun. Sonra aniden yağmur durdu ve o ana kadar gördüğüm en parlak gökkuşağı belirdi. "Ne olur bitmesin" diye dua ettim. Ve şaşkınlıkla farkettim ki on dakikaya yakın kaybolmadı gökkuşağı. Bu beni altüst etti. Yakıcı hırslarla, öfkelerle, sevgisizliklerle dolu olduğunu düşündüğüm dünyada hâlâ gökkuşağı görmek bana umut aşıladı. Bana dışarıdan bakanlar altüst olduğumu anlamadılar. Ama ben "en gerçek gibi gözüken duygu öfkedir" diye düşünmeyi bir kenara itip yeniden gökkuşağını seçtim. Yeniden sevgiyi seçtim.

Sözün özü Hata yapmak insanlara vergidir, bunu başkalarının üstüne atmak politikadır.

LEVHA

İyi olmak, haklı olmaktan daha önemlidir.