Semt pazarları son derecede tipik ve Türkiye''ye özgü bir görüntü sergiler. Benim gezip gördüğüm ülkelerde pazarlar sabit olarak kurulur. Ama bizim ülkemizde haftanın belli günlerinde belli yerlerde hizmet verir.
Renkli ve neşeli bir atmosfer bulurum ben pazar yerlerinde. Malını satmak için ilginç sloganlar atan pazarcılar, fiyatı indirtmek için inanılmaz pazarlık örnekleri sergileyen müşteriler, sıcak bir Akdeniz özelliğinin canlı objeleridir adeta.
Tabii bütün bunların yanı sıra en taze ürünleri, en çok çeşitti ve en uygun fiyatları bulabilmek için de en uygun adreslerdir pazarlar.
Ama pazardan pazara da fark var. Mesela İstanbul''un iki ünlü pazarı Yeşilköy ve Ulus''ta kuruluyor. Ulus''takini hiç görmedim ama methini çok işittim. Buna karşılık Yeşilköy benim semtim olduğu için burada Çarşamba günleri kurulan pazarla ister istemez içli dışlı olmuşumdur.
Zaten eğer Yeşilköy''de oturuyorsanız Çarşamba günleri pazarı görmezden gelmeniz mümkün değil. İnanılmaz bir yeri işgal eden pazarda aklınıza ne geliyorsa satılıyor. İngiliz porselenlerinden Çin örtülerine, kürkten makyaj malzemesine kadar binlerce ürünü orada bulmanız mümkün. Bu tabloya doğru orantılı olarak müşteriler de son derece şık ve zengin hanımlar. Moda dergilerinden fırlamış gibi görünen bu hanımlar son model arabalarını park ettikten sonra başlıyorlar alışverişe. İşin ilginç yanı, en çok pazarlığı da onlar yapıyor.
Meseleye bu açıdan bakıldığında Yeşilköy pazarının mağazalara göre ucuz olmasının fazla bir önemi kalmıyor.
Şu ana kadar işin hep hoş ve renkli yanlarından söz ettik. Ama her nimetin bir külfeti olduğu gibi bu Pazar yerlerinin de çok can sıkıcı sonuçlar doğurabildiği ortada.
Mesela Yeşilköy pazarı çok geniş bir alanda kuruluyor. O kadar çok sokağı işgal ediyor ki saymakla bitmez. Birbirini enine ve boyuna kesen bu sokaklarda adım atmak mümkün olmuyor. Dolayısıyla bütün trafik ana caddeye kayıyor. Ve arabanızla mahsur kalmanız kaçınılmaz oluyor. Park yeri aramak bile abes.
Diyeceksiniz ki "Bir Çarşamba günü de arabanla çıkma." Öyle olmuyor işte. Bir kere Yeşilköy, Atatürk Hava Limanının burnunun dibinde. Semt sakinleri zaten alana gelen ve giden önemli kişiler için trafiğin ikide bir de kesilmesinden yeterince şikayetçi. Bir de koskocaman bir günü iptal ederseniz bu insanlar ne zaman istedikleri gibi dolaşacaklar?
İşin ayrıca tehlikeli bir boyutu da mevcut. Allah korusun, herhangi bir yangın durumunda itfaiyenin değil sokağa girmesi, pazarın kenarına kadar yanaşması bile mümkün değil. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu sokaklarda yaşayanlardan birisi rahatsızlansa ambulans çağırmak söz konusu bile olamaz.
Bu durumda ne yapılmalı?
Yıllar önce Şişli belediye başkanı iken Fatma Girik''in başına iş açan pazar yeri sıkıntısı işte yine gündemde. Yeşilköy muhtarlığından aldığım bilgiye göre İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, bu pazarın kurulması için Kiroz''da bir bölge ayırmış. Şimdi iş, Bakırköy belediyesi ile İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığının ortak çalışmasına kalmış. Bu gerçekleştiği takdirde hem pazar yeri sevenler bu zevklerinden mahrum kalmayacak hem de semt sakinleri huzura ve emniyete kavuşmuş olacak.
Bir Yeşilköylü, bir İstanbullu olarak yetkililerin bir an önce çözümü getireceklerini ümit ederim.

