Temmuz ayının başlamasıyla yaz kendisini iyice hissettirmeye başladı. Giderek artan hava sıcaklığı ve artan nem, günlük hayatını sürdürmeye çalışanları zorluyor.
Özellikle büyük şehirlerde kalmak zorunda olan ve tatile gidemeyenler için oldukça ciddi bir sıkıntı bu.
Çevrenin kirlenmiş olması ise azıcık ferahlamayı bile imkansızlaştırıyor. Eskiden halkın gözde mekanları olan Florya plajı gibi yerler artık koli basili kaynıyor ve hastalık saçıyor.
Havuzlar ise bir başka alem. Büyük otellerin havuzları belli bir kesimi ağırlıyor. Ama bu da bir çözüm değil çünkü havuz suları da yüzlerce ayrı çeşit hastalığa sebep olabilecek mikroplarla dolu. Her ne kadar elden geldiğince suyu filtre etseler ve temizlemeye çalışsalar da sonuçta bütün mikropları yok etmek mümkün değil.
İlerleyen teknoloji sayesinde hayatımız kolaylaşıyor ama bu çevre kirliliği yüzünden çember daralıyor. Nefes almak, ciğerlerimizi oksijenle doldurmak ve serinlemek gitgide ulaşılmaz olmaya başladı.
Son pişmanlık fayda etmez derler. Artık bu saatten sonra teknolojiye nokta koymak ve doğayı hareketlendirip çevreyi eski haline döndürebilmek fani insanoğlunun altından kalkabileceği bir iş değil.
Demek ki bununla yaşamayı öğreneceğiz. Bir çeşit mutasyon geçirerek kendi icadımız olan çevre kirleticileriyle uzlaşma noktası bulacağız. Ama bu arada Temmuz sıcağında buram buram terlemekten kurtulamayacağız.
Kendimize yaptığımız kötülükler yetmezmiş gibi hayvanlara da eziyet ediyoruz. Geçenlerde televizyonda Sacit Arslan-Yasemin Kutsi çiftini izledim. Çok sevdikleri köpekleri ölmüş. Hem de neden? Köpek sevmeyen birtakım insanlar sokakta ağaç diplerine ve yeşilliklerin arasına cam elyafı koymuşlar. Zavallı köpek bu maddeyi koklamış ve dört gün boyunca kanlar içinde can çekiştikten sonra ölmüş. Üstelik hayvan hastanesinde onun gibi bir süre kedi köpek varmış.
Bu nasıl insanlık, bu nasıl merhamet? Konuşamayan, derdini anlatamayan ve kimseye bir zararı olmayan köpekleri öldürmenin kime ne faydası var?
Bu vahşet sürerse tıpkı kirli bir dünyanın ortasında kalakaldığımız gibi, tek başımıza da kalacağız. Hayvanlar yok olup giderse, giderek kelleşen bu dünyada birbirimizi mi zehirleyeceğiz?
Biraz insaf, lütfen!

