Kaydet
a- | +A

İnsanoğlunun dikkatsizliği ve çevreye verdiği zarar mevsimleri de etkiliyor biliyorsunuz. Bilim adamlarının söylediğine göre bu yüzden hava bir gün dayanılmayacak kadar sıcak, ertesi gün yağmurlu ve serin. Farkında olmadan hepimizin etkilendiği bu durum acaba yaşlı dünyamızın eskidiğini mi gösteriyor? Yaşlanmak bir anlamda eskimek zaten.

İleri yaşlarda olanlar her zaman altını çizerler, "ben kendimi on sekiz yaşında olduğumdan daha farklı hissetmiyorum" diye. Ruh değişmiyor. Değişen bedenimiz. Bir zamanlar hayranlıkla seyrettiğimiz sağlıklı kaslarımız, parlak saçlarımız yerlerini daha soluk versiyonlarına bırakmaya başladığında bizim kafamızın içinde de tehlike çanları çalmaya başlıyor.

Zamanın önüne geçilemeyen gücü bu. Herkes için dönmekte olan akreple yelkovan doğal olarak gezegenimiz için de işliyor. İki hafta önce durmadan kaybettiğimiz dostlarımızı yazıyorduk. Zamanın geri sayımı durmadığı için biz de kaybetmeye devam ettik. Sevgili Cenk Koray''dan sonra gelen ilk sarsıcı haber Boran Kaya'' nın geçirdiği trafik kazası sonucunda hayatını kaybetmesi oldu. Çok samimi olduğum bir kişi değildi. TGRT''de çalışırken bir defa programıma konuk olmuştu. Tiyatrocu olduğunu ve televizyonculuğa spor spikerliği yaparak adım attığını biliyordum. Tabii bir de ekrandan görüntüsüne aşina idim. Canlı yayın esnasında sorularımı cevapladıkça ne kadar dolu bir insan olduğunu görmüştüm. Zeki ve bilgiliydi. O dönemde revaçta olan İner misin Çıkar mısın isimli yarışma programını sunuyordu ve yaptığı iş entellektüel anlamda tatmin etmiyordu onu. Ama hepimizin takıldığı soruna o da yenik düşmüştü. Her şeye rağmen o programın kendisine şöhret ve para kazandırdığını kabul ediyordu.

Sonra zaman çıktı sahneye ve o dönemi bitirdi tıpkı her şeyi bitirdiği gibi. İner misin Çıkar mısın''ın kasetleri arşive kalktı ve unutuldu. Boran o arada ne yaptı bilmiyorum. Çünkü aynı dönemde ben de kendi kasetlerimi arşive kaldırmakla meşguldüm.

Ve derken bir akşam müptelası olduğumuz ekranda bir alt yazı geçti. Bir satır alt yazı... "Sevilen showman trafik kazasında hayatını kaybetti. "Sanıyorum bu sıfatla anılmak hoşuna gidecek bir şey değildi Kaya'' nın. Ama ölüm kapıyı çaldıktan sonra kimse fikrinizi sormuyor artık. Üzüldüğüm ve sarsıldığım doğru. Allah''tan rahmet diliyorum. Ama diğer yandan hiçliğimiz daha çok ilgimi çekiyor. Tam bir varmış bir yokmuş hikayesi işte. Zaman... Beni en çok ürküten ve sindiren olgu. İnsanlara sona doğru eşlik eden ve sonra vedalaşan acımasız dostumuz. Şimdi gazetelerin arka sayfalarında, siyah beyaz haberlerde çok sevilen iki ünlünün başa çıkmaya çalıştığı üzücü hastalıkları okuyorum. Birisi sayın Güzin Özipek. Çok ağır hasta ve doktorlar pek iç açıcı konuşmuyorlar. Diğeri benim çok sevdiğim, kendimi çok yakın hissettiğim, bir zamanlar birlikte çalışmış olduğum sevgili Selim Naşit. O da çok hasta. Kanserle boğuşuyor ve yoğun bakımdan ne zaman çıkacağı belli değil. Avuçlarımızın arasından kayıp gitmekte olan iki değerli insan daha. Ne yapılabilir bilmiyorum. Hep gülerken görmeye alıştığımız insanları hastane yatağında çökmüş ve zamana yenik düşmüş vaziyette görmek neyi değiştirir? Bir de benim kendimi pek rahat hissetmediğim cenaze töreni fasılları var. En şık eşarpların saçın üzerine şöyle bir konulduğu siyah gözlük yarışları... Kameraların çalışmasından nerede olduğunuzu unuttuğunuz cenazeler. Dostunuzla son kez vedalaşabileceğiniz gibi olamayan bir koşturmaca... Kaybettiklerimize rahmet, savaşı sürdürenlere şifa diliyorum. Ve zaman, seninle didişmeyeceğim. Bu yarışın galibi baştan belli.

Sözün Özü Sağduyu mantıklı değildir her zaman.

Levha Herkesin işi gerçekte kimsenin işi değildir.