Kaydet
a- | +A

Bir kaç gün öncesine kadar herkes Galatasaray''lı futbolcu ve yöneticilere nasıl da özeniyordu. Onların yerinde olmak istemeyecek bir tek kişi bile bulmanız mümkün değildi. Ama tam tahmin ettiğimiz gibi şimdi sular bulandı. Futbol dünyasında beni en çok sıkan zaman dilimi ligin bitip transfer görüşmelerinin yapıldığı dönemdir. Maçtan maça koşup heyecan içinde çırpınırken akla gelmeyen bin tane problem çıkar. Alın teriyle banka hesapları çarpışır. Bu sene ise Galatasaray''ın kazanmış olduğu muhteşem başarının üstüne bunların yaşanıyor olması her zamankinden daha itici. İşleri bitenler masa başında ahkam kesmeye başladı. Para denen buluşa bazen sinir oluyorum. İnsanların bu denli vahşileşmesine para sebep oluyor çünkü. Bakın Hakan Şükür''le Fatih Terim''i 120.000 $''lık cip küstürdü. Gerçi onlar da bir tuhaf. Neden bir teknik direktör durup dururken kendisine ait olan bir servet değerindeki cipi futbolcusuna vaat eder? Futbolcuları ödül vaat ederek heveslendirmesi gereken yönetimdir. Cip modası bu sene Futbol Federasyonunu da bunalttı. Herkes işi gücü bıraktı piyasada bulunan cipleri kıyaslamaya ve hangisinin daha iyi olduğunu araştırmaya başladı. Tabii Galatasaray yönetiminin bu konuda konuşacak yüzü yok. Henüz transfer taksitlerini ve primlerin hiçbirisini ödememiş olduklarından ağızlarını açamıyorlar. Bu durumda as oyuncusunu bir hedefe kilitlemek Teknik adama kalıyor. Ama duvar örüldükten sonra duvarcı unutulur sözü bir kez daha doğruluğunu kanıtlıyor. Fiyatının yüksek oluşunun yanı sıra Türkiye''ye çok az sayıda ithal edilmiş olan söz konusu cip, iki can dostu birbirine düşürebiliyor. Şimdi bir süre Terim yurt dışına gidecek mi ya da Şükür ne yapacak cinsi sorularla uğraşıp duracağız. Halbuki gönül isterdi ki UEFA kupasını ve bilumum Türkiye kupalarını müzesine götüren muhteşem Galatasaray hiç böyle dertlerle boğuşmasın. Yönetim, bütün teknik heyetin ve yıldızlar topluluğunun önüne tatmin edici teklifler koysun, imzalar atılsın ve hepsi rahatça tatillerine gidebilsin. Tabii olmuyor. Bu aşamada terlemek artık başkan Faruk Süren''e kalıyor. Tipik bir maaşı yetmeyen memur sendromu içinde doluyu boşa, boşu doluya alarak ihtimal hesapları yapması geren o. Gündemi değiştiren ve ülkeyi bütün dünyaya tanıtmayı başaran bir takımın kulüp başkanı olmak kolay değil. Zenginin parası züğürtün çenesini yorarmış misali oturup milletin bu sene kazanacağı parayı düşünmek de halkımıza düşüyor. Bu ne garip bir çelişki... Bir yanda ilk okul öğretmenleri fuhuş yaparken yakalanıyor ve sebebini geçim derdi olarak açıklıyor, bir yanda parasızlık yüzünden hırsızlıklar kol geziyor, cinayetler işleniyor. Cumhurbaşkanı bile Çankaya Köşkünün elektrik giderleriyle uğraşıyor; diğer yanda milyon dolarlar havada uçuşuyor. Dünyanın kanunu böyle. Yine de bu takımda bulunan bütün elemanlar çok kazanmayı hak ediyor. Yabancılar her zamanki gibi daha profesyonel davranabiliyor. Mesela Taffarel imzasını attı, karısını ve çocuklarını alıp tatile çıktı bile. Hagi ise ülkesine krallar gibi dönmeye hazırlanıyor. Onun yerinde olsam böyle bir nokta koymayı tercih ederdim futbol hayatıma. Büyük ihtimalle o da öyle yapacak zaten. Büyük başın derdi büyük olurmuş. Şimdi sıkıntı çekmek sırası büyüklerde.

Sözün Özü

En kısa yol bilinen yoldur.

L E V H A Kelimeler yapraklara benzer. Onların bol olduğu yerde anlam meyveleri az olur.