Artık içeriğinden herkesin haberdar olduğu kanun hükmünde kararname meselesi yüzünden gelinen nokta bana göre son derecede üzücü. Uzun arayışlardan sonra kavuştuğumuz ve şu anda bütün vatandaşların çalışmalarından memnuniyet duyduğu Cumhurbaşkanımızı bu kadar köşeye sıkıştırmak akıllıca gelmiyor.
Kendimi Cumhurbaşkanının yerine koyuyorum. Kolay değil. Hukukçu kimliği onun bazı işleri yapmakta esneklik göstermesine mani oluyor. Şu ana kadar çizdiği grafik de çok ciddi ve prensip sahibi bir insan olduğunu kanıtladı. Böylesi bir karaktere sahipken birkaç ay içinde değişmesini ve hukukun önüne siyaseti geçirmesini bekleyemezsiniz. Kimin cumhurbaşkanı seçileceğinin bilinmediği, ortaya çeşitli aday isimlerinin atıldığı günleri hatırlayın. Ortalık o kadar gergindi ki meclisin bahçesinde kavga bile çıkmıştı bu yüzden. Sonuçta siyasetin içinden bir kişinin seçilmesini istemeyenlerin başında sayın Başbakan geliyordu. Zaten sayın Ahmet Necdet Sezer Başbakanın desteklediği adaydı. O günleri düşündüğümde sayın Sezer''in Cumhurbaşkanı olmak için çok fazla hevesli bir halinin olmadığı geliyor gözümün önüne.
Şimdi çok sıkıştırılırsa istifa etmekte tereddüt edeceğini sanmıyorum. Aslında sıkıntı, cumhurbaşkanlığı makamının bir onaylama makamı gibi algılanmasında yatıyor. Meclisten gelen evrakı imzalama işlemi, çok taraftar değilse geri gönderme ama üçüncüsünde mutlaka imzalama mecburiyeti, eğer imzalamazsa istifa etmesi zorunluluğu pek de mantıklı değil. O zaman neden bir cumhurbaşkanı bulunduruyoruz ki? Devletin en üst katmanının sekreterya gibi çalışmasının ne yararı olduğunu anlayamıyorum.
Benim üzerinde durduğum konu kararnamenin içeriği değil. Terazinin kefelerine konulduğunda hangi tarafın ağır bastığı ortada. Açıkçası şu andaki sorunum Cumhurbaşkanının istifa etmesi ihtimali. Bunca yıldan sonra halktan birisi gibi yaşamakta ısrar eden, bunun da her şey gibi gelip geçici bir görev olduğunu bilen, kitap okuyan bir Cumhurbaşkanını bulmuşken bu kadar çabuk kaybetmek istemiyorum. Aday gösterildiğinde hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım için çok dikkatimi çekmemişti. Ama şimdi Sayın Sezer''i hepimiz tanıyor ve seviyoruz. Elbette devlet yönetiminde duygulara fazla yer yok. Bu da normal. Ama duyguları bir kenara bıraktığımızda da elimizde kalan bir problemler yumağı olacaktır. Sayın Sezer''in istifa ettiğini düşünelim. Sorunlar dağ gibi yığılmışken tekrar bir cumhurbaşkanı arama ve seçme işlemini başlatmak müthiş bir zaman ve emek kaybı olmayacak mı? Bu ülkede nasıl olup da her şeyin bu denli karışık hale geldiğini çözemiyorum. Geçmekte olan yılların etkisiyle sayın Ecevit''in biraz daha değişik davrandığını düşünmeye başlıyorum. Savundukları konuda iyi niyetli olduklarını ve adı geçen sıkıntının bir an önce halledilmesi gerektiğini ben de kabul ediyorum. Ama yine de randevu alma faslının bile halkın bilgisine sunulmasını pek alışılmamış bir davranış olarak nitelendiriyorum. Hükümet ortaklarının çalışkan ve iş bitirici tutumu halkı memnun ediyor. Çok sesliliğin ortaya çıkarttığı melodi kulakları okşuyor. Aslında kimsenin şu andaki düzenden rahatsızlık hissettiğini sanmıyorum. O yüzden krizin ivedilikle çözülmesini ve bir orta yolun bulunmasını diliyorum. Biraz çocukça olacak ama ben Başbakanımı da Cumhurbaşkanımı da yerli yerinde görmek istiyorum. Bu milletin çekişmeden ziyade uyuma ve sükunete ihtiyacı var. Sahip olduğumuz avantajların farkında olarak ilerlemeye devam etmemiz yediden yetmişe kadar herkesin menfaatine olacaktır.
Sözün Özü Vicdan, normal insan donanımının bir parçasıdır ve görevini hiç aksatmadan yerine getirir.
Levha Para, açlığı giderir, mutsuzluğu değil. Yemek mideyi doyurur, ruhu değil.

