Kaydet
a- | +A

Sosyal Sigortalar Kanunu''nda yapılması öngörülen değişikliklerden biri, hizmet gün sayısının artırılmasıdır. Bu artışın gündeme gelmesiyle birlikte sigortasız çalıştırılanlar kendi durumlarını yeniden gözden geçirme gereği duymaktadırlar. Bunun doğal sonucu olarak İş Mahkemeleri''nde hizmet tespiti davaları artış gösterecektir. Yasa değişikliğinin gündeme gelmesiyle birlikte bu hafta sizlerin yoğun olarak sorularınıza muhatap olduğumuz bu konuya kısaca değineceğiz. Sayfamızın müsait olmaması nedeni ile isimlerini tek tek yazamadığım okuyucularımız, çalışırken veya işlerinden ayrıldıktan sonra, ya hiç sigortaya bildirimlerinin yapılmadığını veya eksik bildirim yapıldığını öğrendiklerini ve haklarının kaybolduğunu belirttikten sonra, bu gibi durumlarda neler yapmaları gerektiği konusunda açıklama istemektedirler. Bazı okuyucularımız da, iş mahkemesinde dava açtıklarını ve bu davalara emsal olması bakımından örnek Yargıtay kararlarını yayınlamamızı istemektedirler. Bu nedenle, çalışırken veya işten ayrıldıktan sonra sigortalı yapılmadığını öğrenen kişilerin yapmaları gerekenler ve bunlarla bağlantılı olarak hizmet tespiti davası hakkında bilgi vereceğiz. Sosyal Sigortalar Kanunu''na göre; çalışanlar, işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar, bunların sigortalılık niteliğini kazanmaları için herhangi bir işlem yapılması zorunluluğu yoktur. Ancak, çalışanların bazı sigorta haklarını kullanabilmeleri, belirli sayıda prim ödeme şartına bağlanmıştır. Sigortalıların prim miktarlarının bilinmesi, sigortalıya bağlanacak gelir ve aylıkların bağlanmasında önem taşımaktadır. Sosyal Sigortalar Kurumu''nun sigortalı hakkındaki bilgileri elde etmesi, bu kişilerin kuruma bildirilmesi ve prim belgelerinin kuruma verilmesi ile mümkün olmaktadır. Aksi halde, sigortalıların prim ödeme gün sayılarıyla, prime esas kazançlar toplamının önem taşıdığı sosyal sigorta yardımlarından (yaşlılık aylığı, istirahat parası gibi) yararlanamama ihtimali ortaya çıkacaktır. Sigortalılar, çalıştıkları süre içinde, sigorta bildirimlerinin yapılıp yapılmadığını işyerinde sigortalıların görebilecekleri bir yere asılması gereken 4 aylık sigorta dönem bordrolarından görebilirler. Bu bordroda, her bir sigortalı adına prime esas kazançlar ile prim ödeme gün sayıları yazılarak kuruma onaylatılmaktadır. Dört aylık bordroda isimleri bulunmayanların kuruma bildirimi yapılmamış demektir. İşverenler ile veya işveren yetkilileri ile görüşerek bildirim yapmaya zorlayabilirsiniz. Sosyal Sigortalar Kurumu''na da durumu bildirebilirsiniz. İş kaybetme korkusu nedeniyle çalışma anında ihbar, şikayet veya işvereni zorlama yoluna gidilmediği, işten çıkıldıktan sonra bu yollara başvurulduğu gözlemlenmektedir. İşten çıktıktan sonra yapılacak olan tek çözüm yolu iş mahkemesinde dava açmaktır. Bilindiği gibi, işverenlerin çalışan sigortalılara ait prim belgelerini süresi içinde kuruma vermemesi ya da eksik vermesi halinde, kurumun prim belgelerini re''sen düzenleme yetkisi olduğu gibi idari para cezası da uygulamaktadır. Ancak kurumun denetim elemanlarının her işyerini kontrol etmesi fiziki olarak imkansızdır. İşveren tarafından bildirilmeyen ve kurumun da tespit edemediği sigortalılara yasa, mahkeme kararıyla sigortalı hizmetlerini saptama hakkı tanımıştır. Sosyal Sigortalar Kanunu''nun 79/8 hükmüne göre; "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." Önceleri dava açma süresi 10 yıl iken 01.06.1994 tarihinde 5 yıl olarak belirlenmiştir. İşyerinden ayrılan sigortalı, ayrıldığı yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açarak hizmetini tespit ettirebilir. Yasada belirtilen 5 yıllık süre sanıldığı gibi zaman aşımı süresi değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Hak düşürücü sürenin hakim tarafından re''sen dikkate alınması gerekir. Yargıtay''ın yerleşmiş içtihatlarına göre de bu süre hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece re''sen dikkate alınması gerekir. Sigortalıların bir kısmı, çalıştıkları süre içinde kuruma bildirimlerinin yapıldığını düşünmekte ve aradan uzun yıllar geçtikten sonra gün dökümü aldıklarında eski çalışmalarından dolayı bildirimlerinin yapılmadığını öğrenmektedirler. Yasada öngörülen 5 yıllık dava süresi de geçirildiği için mahkemece talepleri reddedilmektedir. Ancak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 23.09.1991 tarihli bir kararında "hak düşürücü sürenin hizmetin geçtiği yılın sonunda değil, primi kesilen hizmetin işverence kuruma bildirilmediğinin öğrenildiği tarihte başlayacağına hükmetmiştir." Bizce isabetli olan bu karar istisnai olarak karşımıza çıkıyor ve mahkemeler işten ayrılış yılı sonundan itibaren 5 yılı esas alarak değerlendirme yapıyorlar. Hizmet tespit davası, işveren ve SSK aleyhine birlikte açılmalıdır. İşyerinin devredilmiş olması halinde dava devreden işverenle devir alan işverene birlikte yöneltilmelidir. Sigorta hizmetlerinin saptanması için dava açan kişi, hangi tarihlerde ve ne kadar ücretle çalıştığını kanıtlamak durumundadır. Bunun için çalışılan dönemde alınan ücretleri gösteren bordro, makbuz, pusula vb. belgelerin mahkemeye sunulması gerekmektedir. Örnek olması bakımından Yargıtay 10. Hukuk Dairesi''nin E: 1996/7560 K1996/7003 ve 17.09.1996 tarihli karar özetini veriyorum. "Kuruma bildirilmeyen ücret karşılığı çalışmaların tespiti davaları, kamu düzenine ilişkin olduğundan, deliller doğrudan (re''sen) toplanmalıdır. Çalışmayla ilgili tüm kayıtlar işyerinden, sigorta müfettişi raporları ve ekleri kurumdan, muhtasar beyannameler ilgili vergi dairelerinden getirtilmeli, ödemelerin davacı ile ilgisi belirlenmeli, işyerinin gerçekte var olup olmadığı saptanmalı, hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve yaşlılık aylığı isteği varsa, yararlanma şartlarının varlığı araştırılmalıdır."

KISA... KISA... KISA... Ali GÖKEL-Erdemli: Yurt dışı hizmet borçlanması yapabilmek için, yurda kesin dönüş yapmış olmak, kesin dönüş tarihinden itibaren 2 yıl içinde borçlanma talebinde bulunmak gerekmektedir. Verdiğiniz bilgilere göre 1977 yılı içinde dönüş yapmışsınız. Borçlanma müracaatı yapmadıysanız hakkınızı kaybetmiş oluyorsunuz. Tekrar yurt dışına çıkıp bir süre çalıştıktan sonra, geri dönüş ile borçlanma yapabilirsiniz. Ne zaman emekli olabileceğinizi yazmıyorum. Yasa değişince bunun hiçbir yararı olmayacaktır.

Yakup AYDOĞDU- Aksaray: Yurt dışı hizmet borçlanması yapabilmek için kanun yurda kesin dönüş tarihinden itibaren 2 yıl içinde borçlanma talebinde bulunulmasını öngörmüştür. Borçlanma için müracaat süresi 2 yıldır. Borç tutarı ne zaman ödenirse hizmet o tarihte kazanılmış sayılmaktadır. Sizin için sorun, yurda kesin dönüş tarihinden itibaren 2 yıl içinde borçlanma talebinde bulunmadığınız için çıkmıştır. Yasada bu konu ile ilgili olarak herhangi bir değişiklik olmamıştır. Emeklilik için normal sürenizi beklemeniz gerekecektir.

Seracettin DEMİR-Giresun: Vergi mükellefiyetinizin başladığı tarih olan 1976 yılı ile Bağ-Kur giriş tarihiniz olan 1982 yılları arasındaki süreyi hizmet borçlanması yöntemiyle kazanabilmeniz mümkün değildir. Askerliğinizi sigorta başlangıcınızdan önce yaptığınız için askerlik borçlanması yaparak sigorta başlangıcınızı 20 ay geriye aldırabilirsiniz. Emeklilik tarihiniz için yeni yasa çıktıktan sonra yorum yapabiliriz.

Celalettin BAŞER-Eskişehir: SSK''lı olarak geçen süreleri Emekli Sandığı''na aktararak emekliliğe esas derece ve kademeniz, bu hizmet süreniz kadar artırılacaktır. SSK hizmetlerinizden dolayı maaşa esas derece ve kademenizde bir değişiklik olmayacaktır. Stajer öğretmenlik yaptığınız süre elbette ki memurluk hizmetine ve derece-kademenize dahil edilecektir. Hatta şimdiye kadar edilmiş olması gerekirdi.