Kaydet
a- | +A

İzmir''den yazan okuyucumuz M. Suphi Başutku, yeni yasaya göre isteğe bağlı sigortalıların prim hesabının değiştiğini ve tavan olarak 360 milyon üzerinden prim ödeneceğini belirtmiştir. Bu konuda başka ne gibi seçeneklerin olduğunu ve hareket tarzının ne olması gerektiğini, isteğe bağlı sigortaya prim ödeyen tüm okuyucularımız adına sormaktadır. Ayrıca yaşlılık aylığı hesaplama sistemi son 10 yıl ortalamasından tüm sigortalılık süresine dağıtıldığından, son iki-üç yıl yüksek prim ödemenin faydalı olup olmayacağını ve bu konularda sigortalıların lehine olacak düzenlemelerin açıklanmasını istemektedir. Sosyal Sigortalar Yasası''nın 85. maddesi isteğe bağlı sigortaya giriş ve prim ödeme şartlarını düzenlemiştir. Sosyal Güvenlik Yasalarında değişiklik yapan 4447 sayılı yasa isteğe bağlı sigorta ile ilgili değişiklikler yapmıştır. Bu değişikliklere değinmeden önce isteğe bağlı sigortaya giriş şartlarını hatırlayalım: 1-İsteğe bağlı sigortaya devam edileceğini yazı ile kuruma müracaat etmek, 2-Müracaat tarihinden önce 506 sayılı yasaya göre tescil edilmiş olmak, yani sigorta sicil numarası almak, 3-Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamak ve buralardan kendi çalışmasından dolayı aylık almamak, 4-İsteğe bağlı sigortaya gireceğini bildirdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren her yıl için 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kollarını prim ödemek gerekmektedir. Yeni yasanın getirmiş olduğu uygulama ile önceden isteğe bağlı sigortada derece ve kademe yükseltmek için 360 gün prim ödemesi şartı kaldırılmıştır. Buna göre; isteğe bağlı sigortalılığa devam etmek isteyenler, ödeyecekleri isteğe bağlı sigorta primlerini, sigorta primine esas kazancın alt sınırıyla üst sırı arasında kendileri belirleyeceklerdir. Bu uygulama bildiğiniz gibi 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir. Öte yandan 01.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere, 506 sayılı yasının 78. maddesinde yapılan değişiklikle, kurumca alınacak primlerin alt ve üst sınırlarının gösterge tablolarının en düşük ve en yüksek göstergesine göre belirlenmesine ilişkin uygulama yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine, prime esas kazancın alt sınırı aylık 120.000.000-TL ve üst sınırı 360.000.000-TL (alt sınırın 3 katı) olarak belirlenmiştir. Bakanlar Kurulu''na üst sınırı alt sınırın beş katına kadar yükseltme yetkisi verilmiştir. Buna göre, 01.01.2000 tarihinden itibaren, isteğe bağlı sigortayade vam edenler 120 milyon ile 360 milyon lira arasında kalmak kaydıyla istedikleri prime esas kazanç üzerinden ödeme yapabileceklerdir. Bu tarihten itibaren isteğe bağlı sigorta priminin alt sınır 120.000.000x% 20=24.000.000-TL ve üst sınırı ise 360.000.000x%20=72.000.000 lira olacaktır. Yapılan en önemli değişiklikten birisi, prim tutarlarının belirli aralıklarla yükseltilmesine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğinden, alt ve üst sınırlar arasında kalmak şartıyla her ay değişen miktarlarda prim ödenebilecektir. Yasal sürede ödenmeyen primin aslında sigortalı tarafından belirlenecek ve bu miktar üzerinden gecikme zammı uygulanmak suretiyle tahsil edilecektir. Not: Yaşlılık aylığının hesaplanma sistemindeki değişiklikler konusunda getirilen yenilikler konusunda gelecek haftaki yazımızda ayrıntılı bilgi vermeye çalışacağız.

Devamsızlık ve mazeret izni İşçinin işyerine devamsızlığı İş Kanunu Madde 17/11-f''de işveren açısından bildirimsiz fesih olarak düzenlenmiştir. Buna göre; işçinin, işverenden izin almaksızın veya haklı bir nedene dayanmaksızın ardı ardına iki gün veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü, yahut bir ayda üç işgünü devamsızlık yapması durumunda işveren iş sözleşmesini tek taraflı olarak bozabilecektir. Bu fesihten dolayı da ihbar ve kıdem tazminatı ödemek durumunda kalmayacaktır. Dikkat edilirse anılan maddede sadece belirtilen gün sayısı kadar işe gelmemek iş akdinin bozulması için yetmemekte, ayrıca bu devamsızlık hallerinin izin almadan veya haklı bir nedene dayanmaksızın yapılması şartları da aranmaktadır. Söz konusu hükümde bir aylık sürenin tespiti için, ay başı ve sonunun esas alınacağına dair bir açıklama olmadığı için öğretide de kabul edildiği üzere, ilk devamsızlık tarihinden itibaren bir sonraki ayın aynı günü arasındaki sürenin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. İşçinin devamsızlığı haklı bir nedene dayanıyorsa işverenin sözleşmeyi bu nedene bağlı olarak feshetme hakkı yoktur. Hangi durumlarda işe gelmemenin haklı sayılacağı belirli bir kurala bağlanmamıştır. Bağlanmamasında da yarar vardır. Zira her olayın kendi içinde özel olarak değerlendirilmesi ve bir sonuca varılması gerekmektedir. Yargıtay bir olayda, bronşit olan 18 aylık çocuğunu doktora götüren, mazeretini komşusu arcılığıyla işverene bildiren ve iki gün işyerine gitmeyen işçinin devamsızlığını haklı bulmuştur. Başka bir olayda ise, rapor bitiminden sonra üç iş günü işine gelmeyen ve beyan ettiği mazeretini ispat edemeyen işçinin hizmet sözleşmesinin feshini haklı bulmuştur. Bir başka kararında hiçbir mazereti olmadan izinsiz olarak ardı ardına iki gün işe gelmeme halini İş Kanunu 17/II-f maddesindeki şartların oluştuğuna karar vermiştir. İşe devamsızlığın haklı sayılabileceği durumlara şunları örnek olarak, işçinin evlenmesi, eşinin doğum yapması, akrabalarından birisinin ölümü, tanıklık yapması, çocuğunu hastaneye götürmesi ve benzeri durumları sayabiliriz. İşçinin bir suçtan dolayı tutuklanması ve hapsedilmesi halinde işe devamsızlık haklı olarak değerlendirilmemektedir. Tutuklandıktan sonra beraat eden işçinin, tutukluluk sırasındaki devamsızlığı nedeniyle iş akdinin feshedilmesini gerektirmemektedir. İşçi haklı bir nedene dayalı olarak işe gelmiyorsa bu durumu işverene bildirmek zorundadır. Bazı hallerde işçinin bu görevini yerine getiremeyeceği veya geç getirebileceği düşünülerek işverenin de bu konuda bir araştırma yaparak hareket etmesi gerekmektedir. Yargıtay''a göre, işverenin tutanak, tanık ve işyeri kayıtlarıyla kanıtladığı devamsızlık durumu sadece işçi tanıklarının beyanlarına dayanılarak yok sayılamaz. Yine yargıtaya göre, işçilik hakları ödenmeyen işçinin devamsızlık nedeniyle işten çıkarılması iyi niyet ve hakkaniyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır.

Kısa soru ve cevaplar Ali İhsan Sezgin-Ankara: 01.04.1981 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olduğunuz için 18 yaş öncesi sigorta hizmetleriniz 25 yıl hesabında dikkate alınmayacak, gün sayısı olarak değerlendirilecektir. Yeni yasanın çıktığı tarihte 16 yıl sigortalılık süreniz olduğu için 53 yaşınızı tamamlayacağınız tarihte en az 5600 gün prim ödemesiyle emekli olabilirsiniz. Askerlik borçlanması ile sadece gün sayısınız artırabilirsiniz.

İbrahim Taşkıran-Acıbadem: Verdiğiniz bilgilerden SSK gün sayınızı hesap etmemiz mümkün değil. 34 yılık sigortalılık süreniz olduğu için 5000 prim ödeme gün sayısı ile hemen emekli olabilirsiniz. Bunun için en yakın sigorta müdürlüğüne gidip hizmet döküm belgesi çıkartın ve gün sayınızı öğreniniz.

Hakan Şafak-Fethiye: Verilerinize göre 18 yıldan fazla 19 yıldan az sigortalılık süreniz olduğu için 15 yaşınızı tamamlayacağınız tarihte en az 4300 gün prim ödeme süresiyle emekli olabilirsiniz. Emekli Sandığı hizmetleriniz alık bağlanırken SSK hizmetiniz ile birleştirilecektir.

Reşit Çavuş-Balıkesir: 21 yıldan fazla sigortalılık süreniz olduğu için yeni yasanın getirmiş olduğu uygulamalar çerçevesinde 46 yaşınızı tamamlayacağınız tarihte yaşlılık aylığına hak kazanacaksınız. Doğum tarihinizi belirtmediğiniz içindaha geniş bilgi veremiyoruz.

Hasan Köybaşı-Salihli: 20 ay askerlik yaptığınızı varsayarsak sigorta balangıcınız 1 Ağustos 1979 tarihi olmaktadır. Dolayısıyla yeni yasaya göre 48 yaşınızı tamamlayacağınıztarihte en az 5000 gün ile emekli olabilirsiniz. Eşiniz, Eylül 2009 tarihine kadar hiç ara vermeden Bağ-Kur''a prim ödemeye devam ederse, bu tarihte emekli olacaktır.

Hasan Bozkurt-İstanbul: Yeni yasanın yürürlüğe girdiği tarihte toplam prim ödenme süreniz 15 yıldan az olduğu için, 56 yaşınızı tamamlayacağınız tarihte en az 25 tam yıl Bağ-Kur''a prim ödeyerek emekli olabilirsiniz.