Kaydet
a- | +A

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası, futbol tarihinin en geniş katılımlı ve en büyük organizasyonu olma iddiasıyla başladı. Ancak turnuvanın ABD ayağı, yeşil sahadaki mücadeleden çok aksaklıklar, diplomatik krizler ve küresel ölçekte ses getiren skandallarla adından söz ettiriyor. Dev organizasyonun vitrini parıldarken, arka planda yaşananlar uluslararası spor kamuoyunun sert eleştirilerine hedef oluyor.

AFRİKA'NIN EN İYİ HAKEMİ, TRUMP KURBANI

İlk santranın yapılmasına kısa bir süre kala patlak veren ve sporun birleştirici ruhuna en büyük darbeyi vuran olay, Somalili hakem Omar Artan’ın yaşadığı vize krizi oldu. Afrika Futbol Konfederasyonu (CAF) tarafından 2025 yılının “Kıta'nın En İyi Hakemi” seçilen Artan, tarihe geçmek için gün sayıyordu. Fakat Trump'ın katı seyahat kısıtlamaları ve göçmen politikaları, Artan'ın 'Dünya Kupası’nda görev alacak ilk Somalili hakem' olma unvanını kazanmasına fırsat vermedi. Washington yönetiminin Somali vatandaşlarına uyguladığı vize ambargosu ve güvenlik prosedürleri sebebiyle başarılı hakem ülkeye sokulmadı. FIFA’nın devreye girme çabalarına rağmen diplomatik pürüzlerin aşılamaması, futbol dünyasında "ırkçılık" ve "fırsat eşitsizliği" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bu kadar önemli bir hakemin siyasi kararlar yüzünden turnuva dışında kalması, ABD’nin ev sahipliği ehliyetinin sorgulanmasına yol açan en somut skandal olarak kayıtlara geçti.

BİLETLER KARABROSA...

ABD’de oynanan grup maçlarında taraftarların karşılaştığı bir diğer büyük problem ise lojistik ve finansal yönetim oldu. Amerikan spor kültürünün bir parçası olan dinamik fiyatlandırma modeli biletlere de yansıdı. Turnuva sıradan futbolseverler için ulaşılamaz hâle geldi. Karaborsaya düşen ve binlerce dolara alıcı bulan biletlerin yanı sıra, stadyumların çevresindeki konaklama ve ulaşım ücretlerinin fahiş oranlarda artması ülkesini desteklemek isteyenleri isyan ettirdi.

ULAŞIM ÇÖKTÜ, TARAFTARLAR İLK YARIYI KAÇIRDI

Bununla birlikte, New York, Los Angeles ve Miami gibi metropollerdeki stadyumlara ulaşım hatlarının yetersizliği, maç günlerinde kilometrelerce uzayan kuyruklara, hatta binlerce taraftarın karşılaşmaların ilk yarılarını kaçırmasına sebebiyet verdi. FIFA standartlarının çok uzağında kalan bu lojistik organizasyon, Kâr odaklı yaklaşımın, sporun önüne geçmesi" şeklinde yorumlandı.

2026 Dünya Kupası, sadece ABD içindeki organizasyonel hatalarla değil, katılımcı ülkelerin kendi içlerinde yaşadığı skandalların Amerikan medyasında geniş yer bulmasıyla da sarsıldı.

Haiti'nin Forma Krizi: FIFA, Haiti Millî Takımı’nın formalarındaki devrim sembollerini "siyasi" bularak yasakladı. Bu karar, ABD’deki Haiti diasporası ve insan hakları savunucuları tarafından büyük bir protesto dalgasıyla karşılandı.

Güney Kore’deki Canlı Yayın Skandalı: ABD'de turnuvayı takip eden Güney Koreli muhabirlerin, mikrofonlarının açık kaldığını fark etmeyerek takımın yıldızı Heung-min Son’a yönelik hakaretvari ifadeler kullanması, sosyal medyada küresel bir infiale yol açtı.

Kongo’daki Alıkoyma Şoku: Demokratik Kongo Cumhuriyeti hükûmetinin, turnuvaya katılma hakkı kazanan millî takım oyuncularının ülkeden çıkışına izin vermeyerek futbolcuları adeta rehin aldı.


Not: Yeşil sahadaki futbol ne kadar kaliteli olursa olsun, 2026 organizasyonu hafızalarda sadece atılan gollerle değil, perde arkasındaki bu yönetimsel fiyaskolarla da hatırlanacak.