ABD ile İran’ın gerilimin düşmesi, Dünya Kupası, millî takım, futbol, gündelik hayat derken cepheden biraz uzak kaldık. Tepemizde yaşananlara kısaca bir göz gezdirelim. Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi öncesi Avrupa'nın doğusu hızlandı. Moskova ve Kiev'in yaptığı hamleler, işlerin daha da kızışacağını gösteriyor...
RUSLAR KENDİ SATTIĞI PETROLE MUHTAÇ OLDU
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakın zamanda birçok defa savaşın sonlandırılması için önemli açıklamalarda bulunsa da net bir karşılık alamadı. Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile İstanbul’da görüşmek istediğini dile getirdi. Buna cevap olarak Zelenskiy, masaya daha güçlü oturabilmek için 40 günlük bir saldırı planını onayladı. Hemen akabinde Rusya'nın başkenti dâhil kritik noktalar vuruldu. Bunlardan en önemlileri iki petrol rafinerisinin hedef alınmasıydı.
Putin, "Dizel yakıtın ihracatına yönelik tam bir yasak ihtimalini tartışıyoruz" diyerek durumun vahametini dile getirdi. Dünyanın en büyük enerji üreticilerinden biri olan Ruslar, akaryakıt ithal eder hâle geldi. Temmuz ve ağustos aylarındaki açığı kapatmak için Kazakistan'dan acil olarak 50 bin ton benzin talep edildi. Kazakistan Enerji Bakanlığı, kendi iç piyasasını riske atmamak kaydıyla bu ticari satışa yeşil ışık yaktı.
Hatta Rusya'nın jet yakıtı verip karşılığında Kazakistan'dan benzin alacağı takas formülleri konuşuluyor. Moskova, bir süredir Belarus'tan da akaryakıt çekerek iç piyasayı sübvanse etmeye çalışıyor. Son olarak Japonların ve Hintlilerin kapısı çalındı. G7 üyesi olan Japonya'nın Rusya'ya doğrudan yakıt satması ambargolar sebebiyle yasak olsa da süreç "paravan" tüccarlar üzerinden yürütülüyor.
Plana göre Japonya'dan en az 200 bin varil uçak yakıtı gemi ile önce Güney Kore'ye gidecek. Açıklarda gemiden gemiye transfer yapılarak yakıt başka bir tankere aktarılacak ve Ruslara teslim edilecek. Rusya'nın ham petrolünü alıp işleyen Hindistan da şu an Rusya'ya benzin satmaya başladı. Hindistan menşeili 60 bin ton benzin, yine aracılar vasıtasıyla Rusya iç piyasasındaki kıtlığı çözmek üzere yola çıkarıldı.
FİNLANDİYA’DAN NÜKLEER HAMLE
Rusya'da kriz, içeride olduğu kadar dışarıda da büyüyor. Bir taraftan dört yıldır süren Ukrayna savaşı, diğer taraftan NATO'nun kuşatmacı adımları... İttifak’a katılan Finlandiya, nükleer silahların ülkeye getirilmesi, taşınması ve bulundurulmasına yönelik yasağı kaldırdı. Bu karar sonrası Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, "Artık nükleer hedef listemizdesiniz. Sevin Finlandiya, güvenliğin zirvesine ulaştınız" ifadelerini kullandı.
VARŞOVA'DA TETİKLER ÇEKİLDİ
Polonya Dış İstihbarat Teşkilatı Başkanı Pawel Szota, birkaç gün önce çok kritik değerlendirmelerde bulundu. Kremlin'in NATO'yu test etmek için özellikle Baltık ülkelerine yönelik provokasyonlar yapacağını öne süren Szota, Rusya ile silahlı bir çatışmaya girme ihtimallerinin giderek arttığını söyledi.
ABD ve Batı istihbarat servisleri de benzer ikazlarda bulundu. Polonya'da yaşanan bazı şüpheli yangınlar ile demiryollarına yönelik siber ve fiziksel saldırı girişimlerinin arkasında Rus istihbaratının olduğu belirtildi. İyice güçten düşen Rusya'nın doğrudan Polonya'ya saldırması, savaşa NATO'nun dâhil olması demek. Buna cesaret etmek pek akıl kârı olmasa gerek.
Ayrıca Polonya, NATO ülkeleri arasında 8. büyük orduya sahip. Son yıllarda savunma bütçesini gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 4'ünün üzerine çıkardı ve NATO'da bu oranla (ABD dâhil) en çok harcama yapan ülkelerden biri hâline geldi. Hedefleri, aktif asker sayısını kısa sürede daha da artırarak Avrupa'nın en büyük kara güçlerinden biri olmak.
SON DARBEYİ TÜRKLER Mİ İNDİRECEK?
Gelelim bizi ilgilendiren kısma... 13 Aralık 2025'teki "Nereden çıktı İsrail’in bu Türkiye aşkı!" başlıklı yazımda bu konuya dikkat çekmiştim. O tarihlerde 4 Türk'ün vurulması üzerine İsrail’in istihbarat teşkilatı Mossad’ın gayriresmî sosyal medya hesabından "Türkiye bir NATO üyesi. Bu sebeple 5. maddenin devreye girmesi gerek" şeklinde paylaşım yapılmıştı.
Yedi ay sonra su daha berraklaştı. Herkesin bildiği gibi Putin ile ilişkiler oldukça iyi. Fakat bu aralar dış basında Ankara ile Moskova'nın karşı karşıya geleceği söylentileri dolaşıyor. İki ülke arasında son dönemde soğuk rüzgârların estiği konuşuluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Putin'in aylardır doğrudan bir telefon görüşmesi ya da ikili temas gerçekleştirmemesi, teorileri artırıyor. Bunların yanı sıra Rusya'nın Ankara Büyükelçisi'nin görevden ayrılmasının ardından makamın uzun süre boş kalması ve maslahatgüzar seviyesinde temsil edilmesi, bağın yıprandığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Zengezur Koridoru'yla by-pass edileceğini düşünen Kremlin'in her an bir eylem gerçekleştirebileceği öne sürülüyor. Bunların yanı sıra Rus medyasında çıkan "Türkiye, Rusya’nın tarihsel düşmanı ve hâlâ öyle. Ankara, Osmanlı dönemindeki yenilgilerin intikamını almak istiyor" değerlendirmesi oldukça ilgi çekici. Demek ki karşı taraf da bazı şeylerden şüpheleniyor. 7-8 Temmuz'dan sonra önümüzü daha net şekilde görebiliriz.

