Kaydet
a- | +A

Anneler Günü''nün tarihi daha eski olduğundan mı nedir Babalar Günü o kadar cafcaflı, alâyişli ve parıltılı geçmiyor. Belki tarihi yeni olduğundan, belki çığırtkanlığı pek yapılmadığından...

Anneler Günü için alınacak hediyeler çok daha önceden vitrinleri süslemeye başladığı halde, Babalar Günü''nü unutuverenler bile oluyor. Buradaki eşitsizlik belki sizin de dikkatinizi çekmiştir...

Erkeklere hediye almak da bana göre en zor işlerden biri. Hele baba biraz müşkülpesent biriyse... Babalar için düşünülen armağanlar annelere oranla çeşitlilik açısından öyle pek zengin değil... Nedense kemer, cüzdan, çakmak, çorap kabilinden pek de orijinalliği olmayan şeyler akla geliyor. Erkekler topluma hakim oldukları halde, bu tür kutlamalarda annelerin bir önceliği var.

Aslında pekâlâ şiire yeteneği olanlar babalarına bir şiir hediye edebilirler. Yahut güzel içten bir mektup... Belki güzel bir şiir kaseti...

Baba eksikliği bilmeyenler, sonuç olarak bu yılki Babalar Gününde de birşeyler sunmaya çalışacaklar. Ya babalarını kaybedenler? İster istemez Güneydoğu''da şehid olanlarımızın çocuklarını düşünüyorum. Kosovalı çocukları bir de... Mahzun gözleri beliriyor önümde. Babalar Günü onlar için sadece gözyaşı demek...

Çocuklarını sokağa atan, çocuklarına şiddet uygulayan, alkolik, sefil babaları böyle bir günde hatırlamak istemiyorum hiç. Ama şu var ki, her babanın yüreğinde kırıntı da olsa mutlaka sevgi vardır. Bazı babalar bakıyorum, çocuklarıyla özellikle oğullarıyla öyle pek de mesafeli olmayan bir dostluk kurabiliyor. Babanın çocuksu tarafıyla, çocuğun olgun yanı birbirini buluveriyor.

Kimi ailelerdeyse belki geçim derdinden bu bağlantı kurulamıyor. Belki eğitim eksikliğinden... Ama en azından babaların çocuklarına verecekleri kendi hatalarından dönüp doğruyu idrak etme tecrübeleri ve dışarıdaki mücadeleleri var. Onlara pekâlâ güvenli olmayı, umutlu olmayı, bu savaştan galip çıkmayı öğretebilirler...

Aslında her şey zamanında yerli yerini bulmalı. Sevgi, ilgi, terbiye... Babanın, annenin kadrini bilmek de. Sevgiler, ilgiler gecikmiş değil, peşin olmalı demek istiyorum. Öyle ki ilerde evladımız "Babam, annem bana bunu öğretmemişlerdi, göstermemişlerdi" demesin.

Geç gelen sevgi ve ilgiler doğrusu bazen geçersiz kalıyor. Bir ihsan sahibi, erenlerden birine:

"Sana bugün bir kuruş mu vereyim, yoksa yarın kuşluk vakti üç kuruş mu? diye sormuş.

O kişi şöyle cevaplamış:

"Bugünkü de vaat, yarınki de... Dün yarım kuruş vereydin, bugün elimde olsaydı, ne iyi olurdu... Buna bugün vereceğin bir kuruştan daha fazla sevinirdim, yarın vereceğin yüz kuruştan da... (Hz. Mevlânâ)

İnsanların birbirini anlamasıdır bu... Gönülden gönüle ses vermek, ses ulaştırmak... Armağanların en güzeli ve yararlısı da budur.