Öğrencilik yıllarımda en sevdiğim şairler arasındaydı Atilla İlhan. Sonradan nesirlerini de sevdim... Onun romanları ustalığının ayrı bir kanadıdır. Piyasaya yeni çıkan seçilmiş şiirlerini kendisinin seslendirdiği bir kaset CD elime ulaştı... Artık kaset çağı... Artık şairleri kendi sesleriyle yetmişsekizlik taş plakların cızırtıları arasından değil, gelişmiş teknolojilerin ürünü kasetlerden, CD''lerden dinlemeye, görüntülü bantlardan izlemeye başladık. Yahya Kemal''e hiç benzemez Atilla İlhan. Ayrı bir sesleniş ayrı bir tarz... Ama memleket sevgisi yok mu işte bu onda da koyunun koyusudur. Entellektüel kimliği ile Batıda yaşamış ama İstanbul''u iliklerinde duymuş olmasıyla belki Yahya Kemal''i çağrıştırır. Fakat ikisi de edebiyatımızın iki ayrı kimliği ve ekolüdür. Tanıtımında şöyle bir ifade var: "Her zaman bir başkası olarak kalmayı bildi ama her zaman da doğup büyüdüğü topraklara inandı. Bu toprakların büyülü kokusunu yüreğinin derinliklerinde hissetti hep. Paris sokaklarında dolaşırken bile memleketinin şiirlerini yazdı. Memleketinin insanlarına seslenmeyi sürdürdü..." Ne mutlu Atilla İlhan''ın her kesimden sevenleri hayranları var; bu bapta bir Mustafa Kemal Atatürkçü, bir Marksist, bir Türkiye tutkunu, İstanbul vurulmuşu ve tutuklusu, bir insan sevdalısı, bir kendine aşık diyebilirim Atilla İlhan için.
"Eğer sen yine İstanbul''san Yanılmıyorsam Koltuğumun altında eski bir kitap. Diye götürmek istediğim Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine Satır satır okumak istediğim Sen Eğer yine İstanbul''san Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi Her tarafımda hissettiğim Ulan yine sen kazandın İstanbul Sen kazandın ben yenildim.."
("İstanbul Ağrısı" adlı uzun şiirinden)
Kimi zaman bıçkın, kimi zaman hercai, bohem, kimi zaman Köroğlu seslenişli... Kasedin iki ayrı yüzünde iki ayrı Atilla İlhan... Ruhi Ayangil''in seçkin müziği ile Atilla İlhan''ın şiirlerini Folk Müzik Center bir araya getirmiş. Ne var ki tonlama iyi ayarlanmamış, çoğu yerde, özellikle ikinci yüzde müzik şiiri duyulmaz hale getiriyor. Orkestra, vokaller, biraz daha geri planda kalabilirdi. Ben Sana Mecburum, Şahane Serseri, Başka Yerde Olmak, İstanbul Ağrısı, Emperyal Oteli, Sisler Bulvarı, Pis, Üçüncü Şahsın Şiiri, Güzelleme, Döşeme, Cebbar Oğlu Mehemmed, Cazgır, Öküz, Barakmuslu Mezarlığı, Türkiye, Mustafa Kemal... Atilla İlhan bir sentezdir; kasedin bir yanı aristokrat entellektüel, sürrealist, öteki yanı ise süzülmüş bir Anadolu, bir destan... Ne demeli, kültür adına da güzel şeyler yapılıyor ülkemizde.

