Yine şehir kaçkınıyım. Radyom yanımda, ıssızlığı yaşıyoruz... Güneş battıktan sonra bir zaman gökte morumsu bir kızarıklık kalıyor, sonra o da lacivertlere karışıp sönüyor.
Yoldan tek tük geçen araçların, belki bir biçer döverin ışıkları sürüklenip gitti mi, geriye karanlık kalıyor. Artık bizim dama nicedir yerleşmiş olan puhu kuşu ailesinindir meydan, onların çığlıkları, solukları kiremitler üzre ayak sesleri, daha bir duyulur.
Köpekler evin önünde aklı karalı yığınlar halinde uyurlar ya da uyur görünürler; araçlara, hep aynı saatlerde köye dönen sürünün şamatalı çıngıraklarla geçişine, iri kıyım çoban köpeklerine havlayıp dururlar.
Biz fenerimizi yola ve çevreye tutarız, çoban da yabancı olmadığını anlatmak için küçük bir ışık yakar. Öyle sürdürür yürümesini.
Bu gece de öyle... Radyoda altmışlı yılların şarkıları çalınıyor. Arada bizim puhu kuşlarının naraları... Adamo ve Dalida söylüyor, bir zamanların ünlü sanatçıları...
Yeniliklere açığım ama eskinin kalitesini inkar edemiyor, eski sanatçıların ses üstünlüklerini yeniden farkediyorum. Hele su akışlı bir sese sahip olan Dalida''nın... Nereden nereye geldiğimizi düşünüyorum, insanlar artık raksla şarkıyı bir arada yürütüyorlar.
Dalida, o güzelim Fransızcasıyla Volare''yi söylüyor. İtalyan besteci Domenico Modugno''nun şarkısıydı bu. Sonra Arrivederci Roma... Adamo ise "İnşallah"lı bir şarkıdan sonra "Her yerde kar var"ı söylüyor.
Bu cızırtılı plakları özlemişim meğer. Adamo, Türkleri ve Türkiye''yi severdi, bir dönem bizim şarkıcımız olmuştu; şimdi ise nerede, ne yapıyor, hiç bilmiyoruz.
Dalida intihar etti, o güzel lepiska saçlı Doğu ve Batı güzelliğini kendine toplamış olan sanatçı oysa ne çok seviliyordu...
Bu akşam bir de konser izledim televizyonda, tabii TRT 2''de... Karadeniz Oda Orkestrası''nın bir konseriydi bu. Şef Saim Akçıl...
Saim Akçıl keman virtüözüdür. Ben seneler önce radyo çocuk korosunda iken, Saim Akçıl da kemanıyla gelir, sonra bize pianoyla eşlik ederdi. Hatta bana solo şarkı da söylettirmişti. Yıllar geçti. Akçıl şimdi müziğimizin yüz aklarından...
İcra edilen eser alt yazıdan öğrendiğime göre Azerbaycanlı besteci Hacı Han Memmedov''a ait Kemançe (kemençe değil) konçertosu... Solist ise Adalet Vezirov. Usta sanatçı, kemançeyi değil yüreğini çalıyor. Azerbaycan''a has mugamları o yanık kıvrıntıları duyuyoruz eserde. Konçerto bana Çaykovski''nin eserleri kadar derinlikli geldi, fakat bu daha hayatın içinden, daha sıcak, daha içten.
Vezirov''un o iddiasız enstrümanından çıkan olağanüstü sesler, bu yaz gecesini kuşatıverdi. Tesadüfen açtığım kanaldan Akçıl yönetimindeki Karadeniz Oda Orkestrasını ve Vezirov''u dinlediğim için gönendim, kıvandım doğrusu... Oğuz yüzlü virtüyözün sazı, bu ıssız yerin anlamlı bir sesi oldu... Sanırım kurt kuş bu sesi dinledi.

