Kaydet
a- | +A

AGİT zirvesinden sonra Demirel''i yeni baştan değerlendirmek gerektiğini düşündüm. Demirel dünden bugüne farklı zamanları göğüsleyerek gelirken, halk adamı görüntüsünü tarihin önemli sayfalarını hazırlayacak bir devlet adamı noktasına giderek nasıl getirmiştir, doğrusu değerlendirilmesi gereken bir konudur bu.

Önce "Çoban Sülü"ydü, sonra "Baba" oldu, bugünse büyük kararlara imza atıyor, imza attırıyor. Rahat, etkileyici, prensiplerine sadık, akılcı, sağduyulu, çağdaş...

1965 seçimlerinde tek başına iktidara gelen ilk Demirel ve 68 olaylarının tırmanan çizgisinden, 1971 Muhtırası''na uzanan günlerdeki Demirel kendisini bugünkü kadar anlatamamış veya düşüncelerini, prensiplerini bugünkü kavrayıcı çizgileriyle olduğu biçimde ortaya koyamamıştır.

Belki yeniydi, o yüzden kabullenilmezliği vardı. Eskiyi tekrarlamaktan yana değildi, inandığı değerlerle yeni bir Türkiye''ye gitmek istiyordu. Ama halk hazır değildi, kendisi de belki hazır değildi. Alışılagelmiş çizgileri aşmak kolay olamazdı. Bir de karşısında gerçekten güçlü ve benimsenmiş politikacılar, politika devleri vardı. İnönü, sonra Ecevit ve daha sonra Özal gibi...

12 Eylül''den önce yeniden iktidar olduğu yıllarda şair Ecevit''in kitleleri alıp götürmesine karşılık o da yeni üslup arayışları içersindeydi. Fakat yine kısa cümlelerle can alıcı noktalarından sözü süslemeye gerek duymadan konuşuyor, hitab ediyordu. O yıllar hep bir söz düellosu halinde geçmiştir.

12 Eylül harekâtıyla öteki liderler gibi siyaset yasaklısı olduğu dönemde galiba bir yeni Demirel''in hazırlığı içindeydi. Aradaki kesintide belki çok şey okudu, çok düşündü, kendisiyle başbaşa kaldı. Ve o yeniden siyasete döndükten sonra artık kendisini daha iyi anlayabilen kalabalıklara "Benim memurum, benim işçim, benim halkım" ifadesiyle sarılacaktı.

Fakat bu zorlu, bu hiç de kolay aşılmayan mücadele yıllarından sonra Cumhurbaşkanı oluşuyla bir başka görünüm çıkar karşımıza. Bu bir disiplin adamıdır. Bir araştırmacıdır, sanata kültüre değer verir, tarih okur, dış politikayı titizlikle değerlendirir, "Hukuk devleti" ilkesinden milim şaşmaz, Atatürk''e, lâik cumhuriyete bağlı bir devlet adamıdır...

Demirel zaman boyutlarında belki en fazla eleştirilen en fazla karikatürü çizilen politikacımızdır. Onun hafızalara yerleşmiş, zaman zaman eleştirilmiş bazı sloganları, özdeyişleri vardır ki bunlardan birisi "Dün dündür, bugünse bugün.." sözüdür. Ne varki bana hiç aykırı gelmemiştir.

Onun bu değerlendirmesi "küreselleşme"nin belki daha adı geçmezken bir bakıma ifadesiydi. O zamanlar kimilerince tuhaf karşılanıyor, yadırganıyordu. Neden? Saplantılarımızdan, tabularımızdan kopamadığımız için.. Zamanla değişmek, iyiye doğru daha mükemmelleşmek adına dün olanların dünde kalmasına razı olunacak ve bugün şartlar neyi istiyor, neyi bekliyorsa ona göre davranılacaktı...

Bugün özellikle şu son AGİT toplantılarındaki başarılı çabalar, Türkiye''nin yüz akı sayılabilecek çalışmalar dolayısıyla Demirel kalıcı portresini çizmiş oldu. Evet, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel cumhuriyetimiz, çağdaşlık ve "Büyük Türkiye" adına gerçekten övünülesi işler yapmış ve tarihteki önemli yerini almıştır.