Araya zaman girer ama kimi arkadaşlarınız vardır, unutamazsınız. Gönül, ruh birliğinde serpilmiştir arkadaşlığınız. Onun için aşınmaz, eskimez, solmaz...
Ünlü bestecimiz Fethi Karamahmudoğlu''ndan söz edeceğim. Bir yıl olmuş vefat edeli... En verimli çağında ayrıldı aramızdan. Fakültede en fazla anlaştığım arkadaşlarımdan biriydi. Sonraları daha o zamanlar uğraştığı besteleriyle değerli bir besteci oldu. Hiç unutmuyorum, bestelerini sigara paketinin arkasına bile yazdığı olurdu. Çok ta güzel ud çalardı. Türkiye Türkçesi sınavına girerken heyecandan parmaklarının kasıldığı bir anı hatırlıyorum.
Arasıra merhum hocamız Necmettin Hacıeminoğlu, Fethi ve diğer bazı arkadaşlarımızla Adil''in kahvesine giderdik. (Bu Adil''in kahvesi benim son romanım Deli Zamanlar''da da geçer.) Fethi ud çalardı orda. Bir defasında benim hüzünlü bir günüme rastlamıştı da ağlamıştım. Temiz kalpli, iyiliksever bir çocuktu Fethi... Uzun boylu, eğik omuzlu, biraz Fransız aktörü Jean Poul Belmando''ya mı benzerdi ne? O zamanların modası parka giyer, yine öyle haki renkte bir kasket takardı. Gözleri hep alıngan ya da birşeylere muzipliklere gülümseyişiyle dolu olurdu. Sakin, kendi halinde biri gibi görünürdü ama sanatçı duyarlığını hemen hissederdiniz.
Ben o zamanlar klasik batı müziğini sever, bu türde özel keman eğitimi aldığımdan Türk müziğinin daha başka biçimlerde, mesela büyük orkestralarla icra edilmesinden yana olduğumu belirtirdim. Fakat Fethi, birgün tek başına bir kemençenin neler yapabileceğini öyle güzel anlatmış ve savunmuştu ki daha o zamanlar Türk müziğine baş koyduğunu anlamıştım.
Fakülte hocalarımız, (Necmettin Beyin dışında) profesörlerimiz bize biraz daha yakın olabilselerdi yeteneklerimiz belki daha erken anlaşılabilecekti. Yine de Fethi geç kalmadı; daha o sıralarda besteler yapıyordu ve dediğim gibi sigara paketlerinin arkalarına yazardı notalarını. Bir de sözlüsü vardı Fethi''nin, galiba o da Karadenizliydi (sonradan evlendiği değerli eşi) bir defasında genç kızın resmini bize gösterip bu bağını bizimle paylaşmak istemişti.
Sonrası... Herkes bir tarafa gitti... Çoğu öğretmen oldu arkadaşlarımızın. Ben üç yıl öğretmenliğin ardından yazarlığı seçtim. Fethi bütünüyle müziğe verdi kendisini. Yıllar sonra zaman zaman televizyonda görüyordum, eserleri tanınmış şarkıcıların dilinde gezinmekteydi. Keşke yollar bir daha kesişse o ve diğer sevdiğim arkadaşlarımla bu defa yazar, bestekâr, öğretmen olarak bir araya gelmiş olsaydık. Belki Adil''in kahvesinde (Duruyor mu) belki bir başka yerde.
Ama olmadı. Sonra birgün bir de baktık ki Fethicik ölüvermiş. Dudağında küçülmüş sigarası, kısık gözleriyle canlanıverdi gözümde. Çok erken değil mi? Bir yerlere varmak, galiba bizler için kolay olmadı.
Haberini öğrendiğimde yazamadım; ancak bir yıl sonra yazıyorum. Fethi''yi saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum. Ailesi içinse, belki zor olacak ama sabırlar diliyorum. Nur içinde yat Fethi! Sen güzel de yaşadın....

