Bu defa ülkemize kutlu Ramazan deprem hüznünün ardından geldi. Yaşanan felâketin getirdiği yokluklar, sıkıntılar... Ama yine de gecenin o güzelim ışıkları, deprem yanığı şehirlerimizi süslemede. Çarşıların bir başka hali, insan yüzlerinin bir başka tebessümü var. Biliyor musunuz, fasl-ı gül değil ama güller yapraklarını hayli dökmelerine rağmen hâlâ açıyor; inanın o görklü Peygamber adına. Gül zaten O''nu hatırlatmaz mı, O''nun sembolü, O''nun kokusu değil midir? Bu sabah ben de vazoya kış pembesinde açmış birkaç gül koydum. Vişne çürüğü ile pembe arasında harelenivermiş. Kokuları fazla yok, derinden derinden duyuluyor. Güllerin şaşılası, hiçbir çiçekte olmayan böyle bir direnişi var. Kış da gelse kuytu bir yer buldu mu, gonca vermesi için biraz güneş, biraz hoşluk ona yetiyor da artıyor. Uyumlu, kolayca kışa, dona teslim olmaz bir çiçek. Ramazan ayını güzel bir karşılama bu. Güneş gülüyor, güller yarı çıplak dallarıyla yeni goncalarını uzatarak müjdeler veriyorlar halka. Baktım köprülere varan çevre yollarında demet demet gül satılıyor gelip geçen arabalara. Sera gülleri bunlar. Kırmızı, beyaz, sarı... Gül satıcıları coşkulu. Yolcularsa yorgun, küskün, dalgın... Yitivermişler kentin içinde, kimse gül derdinde değil... Arada bir sevdiğine ulaştırmak yahut odasına bahar katmak için demetlere uzanan eller görüyorum.
"Gül alır, gül satarlar Gülden terazi tutarlar Gülü gül ile tartarlar Çarşı pazar güldür gül"
Ben de istiyorum ki çarşı pazar, odalar, hatta resmi daireler gülle donansın; işimiz gülle olsun, içimizde gül tomurcuğu açsın, kavgadan ırak, gül barışması olsun, bu güzelim ayda... İşimiz gülle oldu mu, hayattan niye korkmalı? Niye çekinmeli, geri durmalı? Gül alışverişi yeni güller demektir, sonsuz baharlar, yazlar demektir. Dosta gitmek, dostla kavuşmak demektir. Gül hiç eskimedi, eskimez de. Şiirden şiire dal budak salarak, yüzlere tebessüm olarak, gönüllerde açarak geldi bugünlere.
"gül sesleri geliyor; her yer dua ve niyaz açtı gök kapısını yerde çiğ taneleri adımları parıltı, alınları bembeyaz dağılıyor evrene gülün mestaneleri sen ki en büyük GÜL''sün en çok gülü seversin söyle bahçıvanına, bir gül de bana versin."
Nurullah Genç "Gül ve Ben" kitabında söylüyor bunları. Güle adamış sözcüklerini, gül ilhamıyla maddeden mânâya yükselmiş. Bir tarih çizgisinde yürümüş, durmuş, konaklamış, bir gül macerasını yaşamış derinden. Güzel ayın bereketi üzerinizde olsun, gül esintisinde kalın sevgili okuyucular.

