Defne Samyeli her akşam bir manolya aydınlığında gülümsüyordu. Hasta olduğu, hastalığını bildiği hiç belli değildi. Bazı durumlarda meslek aşkı ve ideal, insanın kendisini aşar. Şu var ki güçlü bir genç kadın. Toplumca seviliyor. Ayrıca çoğu sunucu ve konuşmacılardan hep farklı bir görüntü içinde olması da ötedenberi ilgimi çeker. Öyle aşırı boyanmaz, sade mi sade giyinir; doğal güzelliğiyle karşımıza gelir. Kendisine yaraşan ve ciddiyetini yumuşatan bir de gülümseyişle... gri ceketini sıklıkla giyer, öyle rengarenk durmaz karşımızda. Çünkü kendi renkleri, kendine güveni herşeyin üstündedir.
Herşey yerli yerinde mi? Evet öyle görünür; öyle göründüğünde de birdenbire akla gelmedik bir şey olur: Defne Samyeli''nin rahatsızlığı da öyle. Ona aykırı düştü. Öylesine taze bir soluk Defne....
İnşallah asıl kendinde var olan yaşama, ayakta durma gücüyle henüz başlangıç kıpırtısında olan rahatsızlığı bütünüyle ortadan kalkar ve yine manolya duruluğunda ekranlardan bize gülümser.
Ali Kırca, ülkede "Siyaset Meydanı"nı çevreleyen seviyeli oturumları, gazeteciliği ve eksilmeyişine şaştığım çalışma aşkı, geceye gündüze direnci ile kuşkusuz Medyanın pırıltılı isimlerinden. Özellikle televizyonculukta ilkleri gerçekleştiren ve çabalarını aynı ilgi çizgisinde sürdüren bir isim. İnsan sevgisini yitirmeden, daha çok aydın insan merkezli meseleler ortaya koyan, tartan, tartıştıran bir usta diyelim...
Yenilerin Ali Kırca''dan öğrenecekleri, yapımlarına katacakları çok şey var. Asansör boşluğuna düşüp yaralanması da akıl almaz bir iş... Herşeyin yerli yerinde durmadığının göstergesi bu olay. Kısa sürede iyileşmesini dilerim. Onu çok seven adaşı oğlum Ali de, Kırca''ya şifa dileklerini gönderiyor.
Bu yazıyı yazarken bir acı haber geldi. Kendisinden sonra birçok meslektaşına sunucusundan, gösteri sanatçısına televizyonculuğu öğreten; yazar, sanatçı bir gönül adamını Cenk Koray''ı kaybediverdik.
Hayatı böyle kabullenmek gerek. Acısı ve sevinciyle bir yumak olarak...Aşırı sevinmekten, mutluluğu duyumsayıp "Aman Allah''ım, ne kadar mutluyum!" demekten hep kaçınmış, ürkmüşümdür. Çünkü hiçbir sevinç bütünlenmediği gibi hiçbir acı öylece kalmıyor.
İnsanların başarısında bence sevginin büyük katkısı var. Yapılan iş toplumla doğrudan doğruya bağlantılıysa bunu sevgiyle karmak yoğurmak lazım. İnsanlara hitabetmek makine tamirciliğinden farklı birşeydir. Cenk Koray''ın başarısında da sevgiye inancının ve sevgiden güç alışının payı vardı. Mesela annesine olan bağlılığı Üveysi yapısında bir insan olduğunu gösteriyor. Evladını yitirmişti. Yitirilmiş bir evlat sonrasında yaşamaya katlanmak için inanç gerek, sevgi gerek ya da böylesi dalı budağı kesilmiş bir yaşama biçimini kabullenmek.
İnandığı yolda inandığı güzelliklere kavuşmuştur inşallah. Mekânı cennet olsun...
Şair "Herşey yerli yerinde" diyordu şiirinde. Sanırım Ahmet Hamdi Tanpınar. Bir yaz vaktini anlatıyordu. Eşsiz bir tabloyla... Fakat hayır! Hayat bir değişim, bir gidiştir...

