Kaydet
a- | +A

Bir film uğruna onca keklik öldürülür mü? Sözüm ona orman hayvanlarının eti ve kürkü için telef edilmesine karşı çıkan bir film: Gözü dönük avcı, bir keklik grubunu tüfeğiyle sapır sapır yere döküyor; kuşlar belli ki gerçekten ölüyorlar kanatlarını titrete titrete.

"Ne olacak canım insan değil ya? Alt tarafı keklik..." diye düşünmüşler zahir. Başını seyretmemiştim zaten, sonunu da göresim yoktu, kapattım: Avcılardan avcılıktan nefret ederim, kimse alınmasın. Güya spormuş yaptıkları; hayvan katletmenin neresi spor söyler misiniz? Spor yapmak istiyorsa tüfeksiz çıksın ormana vadilere... Dağ mı tırmanacak, bayır mı inecek ne yapacaksa yapsın!

Tilkilerin nasıl katledildiklerini, içler acısı manzaraları görüyorsunuz. Yalnız bizde değil, dünyada da bu acımasızlık eseri katliam süre gelmiş. Fokların denizde sopalarla vurula vurula öldürülüşü, astragan kürk için kara kuzuların katledilişi olağan mı sizce?

Eskiden bu kadar duyarlı değildim; acaba giderek yufkalaşıyor muyum? Yoksa olmam gerekeni mi oluyorum? Geçende eve misafir geleceğinden yakınımızdaki alışveriş merkezinden biraz fazlaca miktarda et aldım. O kısma bakan kasabın paketlediği eti alışveriş arabasına koyduğumda adam seslendi: "Afiyet olsun!"

Durdum: Gayet normaldi bunu söylemesi ama kelimeleri bu defa farklı duyumsamıştım. Hani sanki onca eti kendi başıma yiyecekmişim gibi buruldum. Adamın tonlamasında mı vurgulamasında mı tabii olmayan birşeyler vardı. O sözlerden "Bunca aç insan varken siz yiyin bakalım!" gibi bir anlam da tütmekteydi.

"Bu kadar da olmaz canım, izam ediyorsunuz!" dediğinizi işitir gibiyim. Ardımdan iri bir taş gibi başıma isabet eden bu "Afiyet olsun!" sözü her neyse beni huzursuz etmişti. Servis arabasına ilave ettiğim etle bir suçlu gibi kalakalmıştım.

Bu olayı unutmağa çalıştım, unuttum da... Hiç aklıma getirmedim. Ta ki yeniden et almaya gittiğim güne kadar... Adam gölgeli, düşünceleri okunmaz yüzüyle ordaydı. "Buyrun..." dedi tezgâhın ardından. Bu defa misafirim yoktu; eve eli yüzü düzgün bir şeyler bakınıyordum... Gerçi koyundan kuzudan kaçınıyorduk ama arasıra mesela haşlama et, havucuyla patatesiyle iyi gidiyordu. Bir tane seçtim, adam satırıyla parçalayıp paketledi, üzerine fiyat etiketini yapıştırdı. Paketi aldığımda ses saklandığı mağarasından yine geliverdi kulağıma.

"Afiyet Olsun..."

Allah Allah! Bende paranoya mı var? Bu zan, bu şüphe neyin nesi? Adam iyi niyetle "afiyet olsun!" diyor, bunda ne var? Eve et almayacak mısın? Bu yüreğine düşen ateş, ağzındaki burukluk, bu suçluymuş gibi içindeki deprenme nedir? Kimsenin hakkını yemezsin, borcun yok harcın yok...

Yüreğimi yalnız sanıyordum. Değilmiş...