Kaydet
a- | +A

Dünya üstünde yaşayan ve aklı mantığı olan her insan bu soruları sormuş olmalıdır kendisine:

"İnsan olarak ben kimim? Ülkem, milliyetim, milletim belli fakat insan kimliğim nedir, nasıl olmalıdır? Bu ne şekilde ortaya konur, nasıl belirlenir? Niçin dünyaya geldim?"

Evet insan olmak da ayrı bir kimlik gibi düşünülmeli. Belki bir Robenson olsaydık bunu enine boyuna düşünecektik. Ne var ki toplum içinde gündelik hayata dalmışken böyle bir tefekkür doğmuyor, insan kimliğini araştırmak için bu Robenson yalnızlığını yaşamak gerek.

Pokemonlar''ı seyrederken bunları düşündüm. Pokemon bir çocuk filmi: Televizyonlara geldi geleli çocukların büyük ilgisini çekti. Şu günlerde sinemalarda da oynuyor.. Bu hayali kahramanlar çocukların göz bebeği. Hele hele Pikaçu adlı o sevimli zıp zıp zıplayan, buyruk aldı mı şimşeklerini salan, dik kulaklı, kuyruklu hayvan görünüşlü kahraman... Hepsinin görevi ve özelliği ayrı. Kötülüklerden korunmak için çağrıldı mı koşan Pokemonları çocuklar seviyor. Bu belki onlardaki kahraman olma isteğinden kaynaklanıyor.

Modern çağın masalı.. Bir bakıma sihirli lambadaki cini hatırlatıyorlar. Merak ettim ve sinemalardaki Pokemonları ben de seyrettim. Senaryonun olumlu iletileri (mesaj) var. Bu iletilerden bazıları savaşın kötü yanları, biri gerçek biri kopye ama kardeş sayılabilecek varlıkların birbiriyle savaşmalarının anlamsızlığı, gözyaşının kutsallığı gibi.

Fakat oluşturulduğu andan beri kimliğini düşünen "Ben kimim? Niçin varım?" sorularını soran, iyiliğin ne olduğunu bilmediği için kötülüğü oynayan ve dünyaya hakim olmak isteyen canavar pokemonun sonunda savaşın gereksizliğini yaşayarak anlaması, hikayenin can noktası. İnsan eli ve aklıyla bu hale gelip yönlendirilen bu pokemon iyiliğe, gözyaşına yenilecektir.

Kötü sonuçları görmek ve nadim olmak... İşte filmin altı çizilecek altın sözleri: "İnsanın kimliği yaptığı işle bellidir."

Şu bizdeki meşhur "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" sözüyle hemen hemen yüzde yüz örtüşen bir söz... Kökü, Uzak Doğu...

Bizimkine gelince, ayine, yani ayna kimlik sözünün hoş bir karşılığı değil mi? İyi veya kötü ne yaparsak o ayna bizi yaptığımız işle birlikte aksettirir. Gerisi laftan ibarettir.

Kendimize hangi biçimi, adı sanı verirsek verelim asıl kimliğimiz ortaya koyduğumuz işlerde, iyide veya kötüde bellidir. Bir bakıma sınava girmek gibi yaptıklarımız yapacaklarımız...

İyilikle yad edilmek de bu yoldan geçer. Önümüzdeki seçenekleri değerlendirirken bile bizi belirleyecek bir çizgide yürüdüğümüzü bilmeliyiz. Tercihlerimizi yaparken, kararlarımızı verirken, irademizi kullanırken veya kullanamazken de... Yoksa ille de insanların hayır işlemek için yorganını satması gerekmiyor.

Zaten hayır işlemek, daha doğrusu zor durumda olanlara yardım etmek iyi işler listesindeki maddelerden sadece bir tanesidir. İnsan güzel bir söz söyleyerek veya gönül alarak, hatta birinin gözyaşlarını silerek de iyi bir iş yapmış sayılır.