Kaydet
a- | +A

"Bu da ne demek?" diyeceksiniz... Lafın irisi ufağı mı olur? Oluyor elbet... Güzeli çirkini, yanlışı doğrusu, çatallısı, budaklısı, zehirlisi zehirsizi olduğu gibi. İri laf etmek az düşünen, çok konuşan insana mahsustur. Az düşünmenin tahsille katiyyen ilgisi yoktur. Adam üniversite bitirir, inanılmaz noktalara gelir, büyür de büyür, her karşısına geleni emir eri gibi görür. Damdan kiremit atıyormuş gibi iri iri laflar eder. Ettiği lafların doğruluğuna, nükte gücüne bir de inanır ki sormayın. Kendi iri lafına kendisi kahkahalarla güler. Muhatabı ise balyoz yemiş gibi suskun ve şaşkın oturur. Hani lunaparkların korku tünellerinde nerden geldiği belirsiz yumruklar yersiniz ya...

İri laf edenler gövdelerine ve midelerine düşkün insanlardır; ama her iri laf eden beden olarak iri değildir. Bunların hayata bakışları, insanları değerlendirişleri hep kabataslak çizgilerle olur. Perspektife girmez, tek boyutla yetinir.

İri laf eden, daima saldırı halindedir; karşısındakine söz bırakmaz, savunma hakkı bırakmaz. Hesabını kitabını yapar ölçülerini koyar, lafları yusyuvarlak çizer, köşelileri atlar, söz kesmede, konu değiştirmede ustadır... Ona göre herkes kendisinin dinleyicisidir.

Ben iri lafları hiç sevmem, iri laflar insanları ezmek için kullanılır. İri laflar büyüklenmenin ifadesidir. Birileri iri laflar etti mi burnuma doğranmış soğan kokusu gelir, gözüm yaşarır, içim bayılır, iri laflar genzime kaçar, alerjimi azdırır, ülserime dokunur.

İri laf eden sonradan görmedir, hep bir şeylerin eksikliğini yaşamıştır, hep içinde kalmıştır o şeyler. Sonra birden bire ayağını bastığı zemin şans eseri değişiverir. Ve üst basamaklarda bulur kendini. "Ben neymişim!" der hemence. Külahını takar ahkam kesmeye başlar.

İri laf eden, yarışları sever. Yarışlar ve yarıştırmayı. Düşen altta ezilirmiş, kolu bacağı kırılırmış, kalbi yaralanır, dünyaya küsermiş, güveni sıfıra inermiş hiç aldırmaz.. Aldırmamak şanıdandır. İnsanlar birer ikişer takla atarak, düşerek yuvarlanarak duvarlara çarparak, önünden geçer o umursamaz.

Birisi iri bir laf etti mi o gece lokma boğazımda kalmışçasına yutkunur yutkunur uyuyamam. Sırtıma yumruk atar yine gönderemez o şeyi... Deve hamuru gibi, soğumuş pizza ya da boğaz buran ayva gibi yapışmıştır gırtlağıma. Yutkun yutkunabilirsen... Ne yukarı çıkar ne aşağıya iner... Döner dururum yatağın içinde sabaha dek. Yastık bir kaya parçası, döşek ise iğneli fıçıya dönmüştür.

İri laflar işitmemek için, bazen sağır olmanın bir şans olduğunu düşünürüm. Kalabalıktan, insanlardan kaçarım, iri laflar beni yorar, dengemi bozar, yaşama sevincimin üstüne mangal külü döker. Kör sağır duvarlar içinde olmak, bir süre insan yüzü görmemek bir bakıma iyi gelir, rahatlatır beni.

İri laf, mayası fazla gelmiş hamur gibidir; nereye koysan sığmaz taşar. Eline yüzüne bulaşır insanın. Velhasıl, sizi bilmem ama benim iri lafa dayanasım yok.