Bugün size diyeceklerim var yine, genç yaşlı ayırmadan. Herkes için geçerli, herkese sunulmuş belki biraz öğüt biraz tavsiye karışımı şeyler...
Benim size verecek yarışma armağanlarım, milyarlarım, trilyonlarım yok! Sayın ki üzerinizden bir uçak geçti ve size kuş kanatlarınca rengarenk kağıtlar attı. Hayır hayır piyango bileti değil, sadece bazı sözler!
Durun! Yüzünüzü buruşturmayın hemen. Kağıtçıkları büküp büküp atmayın! Belki başka kapılar açar size, ne biliyorsunuz? Belki başarılarınız, kazançlarınız da o kapıdan geçiyordur. Belki asıl kazanılacak, kazanılması gereken şeyler onlardır, O küçük kağıtçıkta yazılı olanlar.
İşte sesi duyuldu, uçak geliyor... Haydi bakalım kağıtları kapışmağa hazır olun! Hediyelik eşya kuponu değil bunlar... Lüks arabalar, evler, altın bilezikler, kolyeler vadetmiyor... Beş yıldızlı otellere, güneşli kumlara davet etmiyor. Sadece yürüdüğünüz yolda bir anlık mola istiyor sizden.
İşte düşüyor kağıtlar! Pembe, mavi, sarı, filizi, hercai, mor. Haydi bakalım yakalayın! Açın kağıtları ve okuyun!
Güzel anlamlı derin bir bestenin nağmeleri kulağına geldiğinde işte orda dur! Gönlünle dinle. Gönülsüz yüreksiz şarkılarda kalma...
Uzun, sonu gelmez bir yoldaysan eğer, ağır aksak gidiyorsan, ya da alabildiğine koşarak. O yolun soluklanabileceğin yerinde dur, mola ver. Durmanın, beklemenin olgunluğunu yaşa, erişkinliğini.
Güzel bir resme bak, emeğin ve çabanın darbelerini gör! Ressamın zirve duygularını anlamaya çalış, orda kal.. Ressamın çilesini deş, ışığı, gölgeyi seç...
Bütün renklerin anlamı, bütün karanlıkların sana diyecekleri var.
Basitte oyalanma, yumağa gir, çözümsüzü al eline, kolaydan kaç, aklınla geride bırak mesafeleri, aklınla yüksel dağlara, kartal uçuşlarıyla... Basitte kalma, etten tırnaktan sıyrıl, taşı kayayı aş. Ruha gir!
Bir dili sana yudum yudum sunan şiirler çalındıysa kulağına, tez geri dön ve dinle.. Kavgalarda durma! Bırak kendini şiirin sonsuza açılan kapısından. Şiirin sana diyecekleri var. İzin ver kendine, ruhun tazelensin. Şiir sana sunulmuş bir güldür, katmerlerde kal ve gezin, tekte durma.
Sabah yellerinde es, fırtınalara takılma. Çağının rüzgarında dolaş, geriye düşme.
Denize karış, ummanda bul kendini, kuma dalma, ezilme, kırılıp yitme. Farket kendini, sıyrıl kumundan. Suda bir martı gibi serinliği, ışığı, zerreleri yaşa.
Sen insansın! Derinde dur ama kıyıyı da kaybetme, kıyının pek de uzağına düşme. Çık mağarandan, izbeden, kuytudan kaç, genişliğe gel, ferahlıkta dur, ufka bak!
Eksiği farket! Narın ve mısırın eksik tanelerini yerine koyamazsın, ama yaptığın işin eksiğini, ölçüsüzlüğünü, adaletsizliğini görebilirsin. Yerine koyabilirsin kırılmış, atılmış unutulmuş olan parçayı... Eksiği farket...

