Kaydet
a- | +A

Karaman''da yöre yemeklerini tanıtan bir ziyafet günü de düzenlenmişti. Öğretmenevi Otağ tesislerinde upuzun masalarda önce sergilenen, sonra da büyük bir kalabalığa sunulan yiyecekler Karaman''ın marifetli aşçılarının elinden çıkmıştı. Yörük kadınları ve bu işin ustası olmuş kim varsa hünerini ortaya dökmüştü.

Bu yiyeceklerin en önemli özelliği çok küçük parçalarla yapılmış, nakış gibi işlenmiş olması... Gözlemelerden böreklere, iğne oyası gibi düzenlenmiş etli sebzeli yemeklerden iç pilavlara, bülbül yuvası, kadayıf türü tatlılardan pastalara kadar sayılamayacak çeşitte sofralıklar... Bu yörede de acı biber özellikle sebze yemeklerinde bolca kullanılıyor.

Şehir müzesindeki halı kilim sergisini de gezdim. Taşkale işi halı ve kilimler bizim kök, onların çöp boya dedikleri boyalarla boyanıyor. Bir yetkiliden öğrendiğime göre Anadolu''nun birçok yerinde yaşandığı gibi çok değerli eski halıları antikacılar tarafından toplattırılıp götürülmüş. Dünya açıkgözlerin...

Karaman, Türkçe''nin başkenti olduğundan dil konusunda da şuurlu. Yabancılaşmaya taviz vermiyor. Bunu sokak sokak görüyor, yaşıyorsunuz. Ortak iletişim dili konusunda gerçekleştirilen ve TDK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun''un yönettiği bilgi şöleninde de bu yabancılaştırma eylemine ve şuursuzluğuna dokunuldu. Toplantıya konuşmacı olarak Prof. Dr. Hamza Zülfikâr, Ahmet Yesevi Üniversitesi folklor profesörü Rahman Kul Berdibay, Türkmenistan Büyükelçilik müsteşarı romancı Ana Guli Bey, Azerbaycan Yazıcılar Birliği Başkanı yazar ve milletvekili Anar Rızayev Resuloğlu katılmışlardı. Anar Bey meclislerine dille ilgili bir yasa taslağı sunacaklarından (7 Haziran) söz etti. Medeniyet Meseleleri Üzre Daimi Komisyonun başkanı olan Anar Resuloğlu, "Dilimizin kirlenmesi (alaklaşması) bizi korkutur" diyordu. "Umuyorum bu kanun meclisten geçebilecektir. Biz yabancı kelimeleri pek almadık. Glasnost yerine "aşikârlık", prestroyka yerine "yeniden kurma" dedik. Ama gazete ve TV kanalları yabancı kelimeler aldılar."

Bizde de öyle değil mi? Flash, Show, Star, Radikal... Bir sorumsuzluktur gidiyor. Kimsenin ses çıkardığı yok... Üstelik bizde dille ilgili bir yasayı meclise getirmek gibi bir dert de yok.

Bilgi şölenine katılanlardan Ahmet Yesevi Üniversitesi folklor profesörü Rahman Kul Berdibayev ise Ruslaştırma siyaseti sonucu 1979-80 yıllarına kadar Rusça eğitim görülen Kazakistan''da o tarihlerde Kazak Türkçesiyle eğitim veren tek bir okul olduğundan söz etti. Bakın görün bizde yabancılaştırmaya karşı çoğu insanın tüyü kıpırdamazken Kazak aydınları ana dillerinin mücadelesini vermişler. Prof. Ahmet Bican Ercilasun''un "Hiçbir gelişmiş ülkede ana dilinin dışında öğrenim görülmediğini yabancı dil öğrenmenin isteğe bağlı olduğunu, ancak Tunus Pakistan, Türkiye gibi ülkelerde yabancı dile bu denli ağırlık verildiğini, dil meselesinin bağımsızlık meselesi gibi düşünülmesi gerektiğini ifade eden sözlerinin de altını çizmeliyiz.

2 Haziran''da bir de Yunus Şiirleri Dinletisi vardı: Şiir sunmaya özellikle Karamanlı şairler davetliydi. İçlerinde buradan yetişmiş Yunus sesiyle büyümüş Bekir Sıtkı Erdoğan, Ahmet Tufan Şentürk, Celal Akın, Yunus Yaşar ve ayrıca Kazakistanlı misafir şair Ebubekir Dastan vardı.

Bekir Sıtkı Erdoğan''ın şu sözleri aklımdan çıkmıyor: "Çocukluğumda her evden Yunus sesi gelirdi. Yunus ölmez ki mezarı olsun..."