Malatya''yı gezip görmedim; sadece bir defa yakınından geçtim. Ancak inanır mısınız bu şehrimizi düzenlenen bir hikâye yarışmasında seçici kurul üyesi olmam dolayısıyla incelediğim hikâyelerden tanıdım... Meğer ne muhteşem, ne dolu dolu bir ilmiş öyle... Gözümün önünde güneş renkli kayısılar, yeşil bahçeler canlandı da canlandı...Sonra her taşı tarih kokuyor mübarek Battal Gazi şehrinin...
Efendim bu yarışmaları her yıl değişik dalda Malatya Belediyesi düzenliyor. Belediye Başkanı Mehmet Y. Çerçi, Kültür Müdürü Ziya Kesriklioğlu ve diğer zevat böylece güzel bir kültür hizmetine damga vurmuş oluyorlar.
Yarışmada ön jüri Doç. Dr. Hasan Kavruk, Yrd. Doç. Dr. Ramazan Çiftlikçi, Yrd. Doç Dr. Mehmet Karagöz, Hüseyin Karatay ve Ziya Kesriklioğlu''ndan, üst jüri ise Prof. Dr. Orhan Okay, Prof. Dr. Orhan Türkdoğan, Sevinç Çokum, Tahir Abacı ve Doç. Dr. Hasan Kavruk''tan oluşuyordu. Öncelikle Malatya Belediyesi''ni böylesi bir kültür hizmeti için kutlamak gerek... Bu vesileyle yakın bir geleceğin değerli kalemlerini tesbit etmiş oluyorsunuz, onları yüreklendiriyorsunuz.
Yarışmanın ilk elemesinde su yüzüne çıkan otuzdört hikâyeden derecelerin dışında kalanlar da yabana atılmaz; bunu söylemeliyim... Birinci gelen hikâye, yarışmaya Balıkesir''den katılan Ali Taş''a ait, "Emeksiz Caddesi"... Bir öğrencinin dünyası, sevdiğine rastladığı caddenin hikâyesi, içtenlik dolu, şiirli bir anlatım... Bakın nasıl yazıyor Ali Taş. Merak etmişsinizdir:
"Serfiraz, burası benim için yazacağım şiirin en uzun dizesidir. Bir roman tasarlasam ellerim bütün her yerden sıyrılıp Emeksiz''e geliyor. Yarın öbürgün üniversite sınavını kazanıp başka bir şehre gideceğim. Belki oraya ısınırım. Ama hep içimdeki Emeksiz''de yürüyeceğim. Akşamlar aynı akşam, kaldırımlar aynı kaldırım, boyacılar aynı boyacılar olabilir. Bunlar, bendeki Emeksiz''in yerine geçmez. Bazen kendimi başka bir şehirde düşünürüm de kaçıp yine Emeksiz''e sığınırım. Çünkü şiirler biriktiriyor bana. Seninle anılarımı saklıyor. Ne bileyim, en yaman burada üşüdüm. Burada yağmurlara yakalandım. Saçak altlarından burada geçtim. Gözlerim burada şair kesildiler. Burada burada!.."
İkinci gelen hikâye Lokman Ünsal''ın "Yani Biraz Malatya''ydı O" isimli hikâyesi... Eren tipi İhsan Ustanın maddeden mânâya yönelmiş aşkı ve bilinmezliklerde yitişi... Derinlikli bir hikâye... Bir hikâye çerçevesinde çok şey söylemiş yazar.
Üçüncü gelen Rüstem İpek "Aboağa Sokağı Baran Kalaycısı" adlı hikâyesinde geçmişe karışan bir sanatın temsilcisini dikkate değer yakalamalarıyla, insanın içine bir hüzün tortusu bırakarak anlatıyor. Yarışmada Hüseyin Uğur "Yolu Yokuş mu" ile dördüncü, Yasemin T. Şahin "Bir Malatya Hikâyesidir"le beşinci, Nehir Gökduman "Sevdalı Bulut"la altıncı oldular. Bunlar da özenli anlatımları, oturmuş dilleri, yakaladıkları konularla başarılıydılar.

