Yaprak dökümü... Ölümler ardarda oluyor şu sıralarda, sanatçılar, yazarlar, oyuncular... Birinin hüznü kaybolmadan, bir diğerinin acısını yaşıyoruz.
Türk seyircisinin sinemamızla bağları hayli güçlü. Sinemadan bir oyuncu öldü mü, seyirci kendini, ailesinden birini kaybetmiş gibi hissediyor. Zira sinemamızın kahramanları evlerimize hemen her gün konuk oluyor; adeta ailelerimize katılıyorlar. Biz onları kişilikleri ne olursa olsun, bizden birileri olarak benimseyiveriyoruz.
Diyeceğim şu ki, Neriman Köksal da gidenler kervanına katıldı... Sinemaya bir ömür vermişti... Türk sinemasının Cahide Sonku sonrasındaki parıltılı ismiydi. Cahide''nin sarışınlığının devamı... Ama o, Cahide ekolünün daha sıcak, daha hayat dolu bir halkasıydı.
Neriman Köksal''dan sonra bir dönem kameraya yan bakan yıldızların resimlik görüntüleri, kareleri perdeye hakim oldu. Konular da döne döne şarkıcı kızın hayatından, zengin kızla fakir gencin hikayesinden ibaretti. Gerçekçi görüntü ve konulara daha sonra geçildi.
Neriman Köksal''ın, Türk sinemasında kendine has benzersiz bir yeri ve kişiliği vardı. Rolü riskliydi, yani seyircinin kafasındaki o masum genç kız imajının tersi; şuh, baştan çıkarıcı, yuva yıkan kadın... Böyle olmasına rağmen seviliyordu. Masumiyeti oynamıyordu o, insan zaaflarının temsilcisiydi. Bu rolleri ustalıkla başarıyordu.
İnce ve kalkık kaşlar, kısılmış gözler, alayla gülen ve küçümseyen bir ağız, dalgalı, gür sarı saçlar... Çok kimse sanırım o siyah beyaz filmlerin İstanbul''undaki bu fettan kadını canlandıran Neriman''dan etkilenmiştir. Ne ki kötü olmaya çalışsa da ondaki sarışınlıkta yumuşaması, iyiye yönelmesi mümkün bir hal vardı.
Belki biraz avam, biraz dekolte, ama ölçüler dahilinde. Ölçüleri aşmadığını kendisi de bir ropörtajında söylüyor. Şimdiki hiçbir yıldız Neriman Köksal kadar güzel gülmedi... Neriman''ın gözleri gülüşünün bütün ışıklarını taşıyordu. Ve Neriman; boyu, endamı, yürüyüşü, gülüşü, saçını geriye atışıyla hiçbir zaman üst çizginin altına düşmedi. Şimdi bazı sanatçıların otel havuzlarının kenarlarında, saunalarda bikinileriyle yaylana yaylana yürümelerindeki suniliğe, bayağılığa girmedi hiç.
Bir romancı gözüyle değerlendirecek olursam Neriman, Türk romanında gördüğümüz çarpıcı kadınların hepsinden birşeyler almıştı. Aşkı Memnu''nun Bihter''inden Kiralık Konak''ın Seniha''sından, Peyami Safa''nın ruh bunalımları çıkmazları içindeki Batı hayranı kadınlarından pek çok çizgi taşıyordu. Modernleşme sürecinde kimlik arayan, boşlukta kalan, tutkulu bir kadın tipiydi o.
Sonraları Fosforlu Cevriye''leri çevirdi ki bence Neriman o değildi. Son yıllarda hayli kilo alan ve yaşı ilerlediği için anne rollerine, televizyon komedilerine çıkan Neriman Köksal köşesine çıkıp kaybolmayı, unutulmayı kabullenmedi hiç. Ben Neriman Köksal''ı eski İstanbul sokaklarında, o günlerin coşku ve yaşama sevinci dolu bir yıldızı olarak hatırlayacağım.
Demek ki o da bir devir oldu... Nur içinde yatsın.

