Elime geçen değerli kitaplar arasında Kültür Bakanlığı yayınlarına ait bir tanesi zamanı durduruverdi. Şimdileri aşıp uzaklara gittim ve Hisarlı günlerimizin içinde buldum kendimi. Herşey yerli yerine kondu, herkes genç diri, yarınlara güvenli birileri oluverdi. Kimse yaşlı değildi; Çınarlı, Karaer ve daha birçoğu yaşıyordu. Kitabın adı "Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Hisar Topluluğu Ve Edebi Faaliyetleri" Kitabın yazarı Dr. Öztürk Emiroğlu. Dr. Emiroğlu, Ekim 1997''den beri Varşova Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü Türkoloji bölümünde öğretim elemanı olarak görev yapmaktaymış. Gerçekten güzel bir çaba bu.... Yirmibeş sene ideolojik kaygılar gözetmeden dokusu sağlam bir edebi yürüyüşün ürünlerini veren Hisar Dergisini böylece yeni kuşaklara aktarıvermiş.
Kültür Bakanı sayın İstemihan Talay da kitabın başsözünde yayın hayatı çeyrek asır süren Hisar''ın seviyeli bir dergi olduğunu, dergi etrafından buluşan Hisarcıların, Türk Edebiyatının gelişmesine hizmet etmiş. Edebiyatımızın en uzun ömürlü topluluğu olduğunu ifade ediyor. Kültür Bakanlığı''nın Türk Edebiyatında bir devir demek olan ve pekçok sanatçıyı çevreleyen Hisar Dergisini bu çapta enine boyuna araştırılmış biçimiyle kitaplaştırmasını takdirle karşılıyorum. Hisar Dergisi''nin Ankara''nın ilk edebi dergisi olması bakımından da bir ayrıcalığı var. O dönemin şiir günlerinden, gecelerinden doğan bir dergi Hisar. Has duygu ve niyetlerle karılmış yoğrulmuş. Kıyıda kenarda durmamış, geniş pencerelerden bakmış dünyaya, daima estetiğin peşinde olmuş. Geçende şair dostumuz ağabeyimiz Gültekin Samanoğlu''na rastladıydım. Ayak üstü bu kitaptan söz ettik. Kültür Bakanlığından çıkmasına pek sevindiğini söyledi. Hisar Dergisinin baş isimlerinden birisidir Samanoğlu. Çınarlı''nın da yakın dostlarından... Hisar''ın mecburiyetlerle kapanmasını içine sığdıramamıştır hiç. Bu, onda bir iç sızısıdır. Karaman''daki dil bayramında da Hisarlı seçkin şairlerden İlhan Geçer, Bekir Sıtkı Erdoğan ve Ahmet Tufan Şentürk''le beraberdik. Ahmet Tufan Şentürk''ü ilk kez orda gördüm. Nüktesiz duramayan bir insan... Yanına gidip kendimi tanıttığım zaman bu güngörmüş bilge şairin yüzü aydınlanıverdi. "Sevinç Çokum Hisar''ın gülü nasılsın?" dedi. Bu benzetme doğrusu pek hoşuma gitti. Ben Hisar''a yetmişli yıllarda girmiştim; onlar ise Hisar taşlarını üstüste koyanlardı. Dr. Öztürk Emiroğlu Hisar''ı, batık gemi gibi su altında kalmaktan kurtarıp yirmibeş yıllık eli yüzüyle ortaya koymuş. Hisar topluluğunun işe nasıl başladıklarını Hisar''a yönelik taşları ve gül atmaları, içerisine girmiş şiirden hikayesine isim isim ürünleri ve Hisar''ın enine boyuna değerlendirilmesini işte bu kitapla sunmuş. Yüzlerce aferin!

