Karanlık, karamsar, çöküntü günlerini geride bırakalım; sanata umuda yönelelim. Çünkü sanat bir yenilenme, bir hayat bulmadır. Bir parıltı, bir gelecek, bir bütünleşmedir. Sanatı sevenlerin yüzleri hep aydınlıktır, o yüzlerde sisi pusu göremezsiniz. Günlerdir insanlarımızı etkileyen Clinton ailesinin çehrelerinde gördüğümüz de budur. Sanat sevgisi ve inanç. Evet, ancak inanan insanlar böyle güvenli ve sıcak bakarlar. İnanç, umut demektir çünkü. Umut insanı güzelleştirir.
Sanat dedim, bir ikram unsurunun bile sanatkârane sunulmasının etkisi farklıdır. Bakın Clinton ailesi için verilen yemeklerden birinde Vakko işte böyle ince sanat zevkiyle örülü sofralar hazırlamış. Porselenler Osmanlı Türk motiflerini taşıyor, masa örtüleri yine aynı desenlerle bezeliymiş, kristaller Beykoz işiymiş. Ayrıca bezek olarak nar ve sonbahar yaprakları kullanılmış...
Sonbahar evet, İstanbul sonbaharlarının en renkli günlerini yaşadığımızı unutmayalım. Ben İstanbul''da sonbaharın ulaştığı en güzel renk ve ışık dokusunun 25 Kasım''da olduğunu söyleyebilirim. Yıllar önceydi; Bebek''te Gönül adlı bir arkadaşım arabasını yeni denediği o günlerde "Gel, sana sonbaharın en güzel renklerini göstereyim" diyerek beni bir araba gezintisine davet etmişti. Boğazın sırtlarında bir yere geldik. İnceden bir yağmur yağmış sonra dinmişti. Ama elmas parıltısı, yaprakların üzerinde öylece duruyordu. Gök açılmıştı, daha alımlı ve daha parlaktı. Aman Allahım! Buradaki renkler sonbaharın bütün mevsimlerden daha güzel olduğunu haykırıyordu... Hani Rilke''nin "Malte L. Brigge''in Notları" adlı kitabında kırmızı bir çiçek, "Ben Kırmızıyım!" diye haykırır ya işte öyle. Yalnız kırmızılar mı, sarılar, yeşiller, tütün kahverengileri, fıstıkiler, neftiler, morlar, hülyalı maviler... Demek İstanbul''un sonbaharının en güzel günü 25 Kasım''dı. Tuttum Mehmet Çınarlı''ya (deprem günlerinde kaybettiğimiz, merhum dostum) bir mektup yazdım. Çünkü güz mevsimi onun şiirlerinde çokça geçer. O mektupta 25 Kasım''ın özel bir gün anlamında beni etkileyişini anlattım. O da Gönül''ü merak etmiş. "Gönül kim?" diye soruyordu. Sonraki mektubumda onun bir ressam arkadaşımızın eşi olduğunu yazdım. Gariptir ki o tarihten çok sonra Çınarlı ikinci evliliğini Gönül isimli bir saygıdeğer hanımla gerçekleştirdi.
Diyeceğim şu ki 25 Kasım''la#da insanlar zamanlarını sonbaharı yolcu etmeye ayırsalar ve o gün ya da onu izleyen günler renklerle, çiçeklerle şarkı ve şiirlerle sonbaharı yaşasalar ne iyi olurdu... Sanat duygularının coşkunluğunu bildiğim Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, İstanbul''u kucaklayan sonbaharı bazı etkinliklerle değerlendirebilir..." Sonbahar renk günü" gibi veya benzeri bir adla...
Evet yapraklar hatırlıyorum; Beşiktaş Çırağan''daki tarihi okulumuzun bahçesinde sonbahar geldi mi yapraklarının bir kısmını döken bir manolya vardı. Biz dökülen yaprakları toplar, arkalarına şiirler yazardık. Bunlar, karton kalınlığında, yazı yazmaya elverişli şeylerdi. Üstelik renkleri bir yerde durmaz sürekli, an an değişir, parlaklıkları ile içimize sokulurlardı.
Çevrenize iyi bakın, şehirlerimizi, sanatımızı geliştirmek ve bütün dünyaya yaymak için olağanüstü güzelliklerle dolu. Onları tek tek camlara, yapraklara, mermerlere, taşlara, sulara, bahçelere, nakışlara aksettirelim.

